Süleymaniye’nin sırları
Kanuni Sultan Süleyman'ın hükümdarlığında "Muhteşem Yüzyıl" olarak bilinen bir devre haşmetli eserlerle mührünü bastı Mimar Sinan. "Kalfalık eserim" dediği Süleymaniye Camii'nde öyle mimari incelikler kullandı ki, bugünün teknolojisi bile onun tekniğine erişemedi. Bundan tam 463 yıl önce ibadete açılması vesilesiyle, Süleymaniye Camii'nin bilmediğiniz sırlarını sizlerle buluşturuyoruz.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Süleymaniye Camii'nin bir diğer mimari özelliği de, Mimar Sinan'ın buraya is odası yapmasıydı. İnşa edildiği dönemde elektrik olmadığı için, cami 275 adet kandil ve bunlara ek olarak mihrabın iki yanına yerleştirilen dev mumlar ile aydınlatılıyordu.
Mimar Sinan yanan mumlardan çıkan isin, camiye zarar vermemesi amacıyla orta kapının üstünde bir oda tasarladı. Kandillerden çıkan is, meydana gelen akımla mihrabın aksi yönüne hareket ederek kapının üstünde dışarıya açılan dört adet küçük pencereden is odasına çekildi.
Mimar Sinan'ın, hava akımını is odası yönüne ayarlayabilmek amacıyla, camiyi is odası merkezli tasarladı. Odada biriken isle de, mürekkep elde edildi. Bu mürekkeple o günün siyasi, dini ve idari bütün fermanları yazıldı.
Bu mürekkebin sırrı ise, yazı yazıldıktan sonra kâğıda herhangi bir akıcı madde dökülse dahi yazıların kaybolmamasıydı. Yazıyı tahrip edebilmek için kâğıdın tamamen imha edilmesi gerekiyordu. Bu nedenle bütün önemli belgelerde, Sinan'ın keşfi olan bu mürekkep kullanıldı.
Süleymaniye Camii'nin 53 metre yüksekliğinde, 26,5 metre çapındaki merkezi kubbesini, dört adet fil ayağı taşıyor.
30'ar tonluk bu dört sütun, dört halifeyi yani Ebubekir, Ömer, Osman ve Ali temsil ediyor. Camideki granit sütunlardan birinin Topkapı Sarayı'ndan, birinin Fatih Kıztaşı'ndan, birinin İskenderiye'den ve diğerinin de Lübnan'ın Baalbek şehrinden getirildiği rivayet ediliyor.
Osmanlı döneminde bu fil ayaklarında kürsülerin olduğu, ilim adamlarının buradan halka tefsir, İslâm hukuku, hadis ve tasavvuf dersleri verdikleri söyleniyor.
Mimar Sinan'ın, ustalığına şapka çıkarılacak 5 asırlık bir sır, deve kuşu yumurtası. Süleymaniye Camii'nde, üzerlerinde renkli çizimler ve ince işçiliklerin yer aldığı birçok deve kuşu yumurtası bulunuyor.
Sinan, o dönemde kendi keşfi olduğu tahmin edilen bir buluşu bu muhteşem eserine ekliyor. Deve kuşu yumurtasının örümcekleri ve küçük haşereleri rahatsız ettiğini keşfeden Sinan, avizelerin kandil çanakları arasına deve kuşu yumurtaları yerleştiriyor. Sultan Süleyman, caminin inşası sırasında, Afrika'dan onlarca deve kuşu yumurtası getirtiyor.
Deve kuşu yumurtası, kuru ve havadar bir yerde muhafaza edildiğinde, suyunu kaybederek çürüyor ve yaydığı (insanlar tarafından hissedilmeyen) koku nedeniyle örümcekler o alana yaklaşamıyor. Dolayısıyla o ortamda örümcek barınamıyor ve bu da ağ oluşumunu engelliyor. Yumurtanın bu özelliği, ortalama 60-70 metrekarelik bir alanda etki gösteriyor.