Osmanlı'dan günümüze ulaşan vesikalar
Altı yüz yıl dünyanın üç kıtasına hükmetmiş bir imparatorluk… Bu imparatorluktan günümüze kalan milyonlarca belge… Bu belgelerin büyük çoğunluğu devlete ait arşivlerde bulunmakla beraber özel kurumlarda ve şahısların ellerinde olanlar da mevcut. Harf İnkılabı ile ecdadın kültüründen uzaklaşmaya başlayan milletimizin elinde, yüklü miktarda Osmanlı Türkçesi ile ilgili yazılı evrak bulunuyor. Ancak metinlerin değeri hakkında tam bilgi elde edemedikleri için kişiler, önemli bir belgeyi yok edebilirken önemsiz bir belgesi yıllarca göz nuru gibi saklayabiliyor. İşte Osmanlı'dan günümüze kadar gelebilmiş vesika örnekleri…
Önceki Resimler için Tıklayınız
Bir büyüğe sunma, takdim, resmî bir evrakın padişaha sunulması manalarını taşıyana arz kelimesi Osmanlı diplomatiğinde de hemen hemen aynı manaya gelir. Genelde resmi görevlilerin bir konu hakkında bilgi vermek veya dilekte bulunmak üzere sundukları resmî mahiyetteki belgeler arz adını alırlar.
Ariza, tahrirat, şukka, mektup gibi yazışmalarda belge önceleri bir kese, 19. yüzyılda ise bir zarf içine konurdu. Bunların üzerine de gönderilenin adresi yazılırdı. Ancak bu adresler, bugünkünden farklı bir anlayışla kaleme alınırlardı. Bunlar ekseriya "bi-mennihi Teâlâ", bazen da "inşaallahü Teâla" dualarıyla başlardı. Gönderilenin makamı ile birlikte adının da zikredildiği adresler yanında "sultanım", "paşa", "karındaş" kelimelerinin kullanıldığı adresler de vardı.
Adreslerde ihmal edilmeyen bir kelime vardır: "Bedûh". Bazı mühürlerde de görülen bu kelimenin menşei ve manası ihtilaflıdır. Bir rivayete göre bedûh, yazışmaları yerlerine ulaştırma ile vazifeli bir melektir ki, zarfların üzerine yazılmasının manası budur.
Lügatlerde "posta ile gönderilen resmî mektup" olarak tarif edilir. Osmanlı diplomatiğindeki manası da hemen hemen aynıdır. İstanbul'daki merkez daireleriyle (başlangıçta kalemler, 1830'lardan sonra nezaret ve diğer daireler) vilayetler ve dış temsilcilikler ve bunların birbiri arasındaki yazışmalar (muharrerat) "tahrirat" adıyla anılır. Ancak gerçek manada tahrirat adını taşıyabilmesi için, yazının küçükten büyüğe yazılmış olması lazımdır.