Osmanlı sokaklarının simgesi; sakalar
Osmanlı halkı suya ve su dağıtımına oldukça önem verirdi. Bazı kimseler evlerinin yakınlarına borularla su getirerek insanların abdest almalarını sağlar; bazı eşraf da dükkanlarının önüne koydukları su küpleri ile yoldan geçenlerin susuzluklarını gidermelerine yardımcı olurlardı. Su temininde sıkıntı yaşanan mahallerde ise bu ihtiyacı "sakalar" karşılardı. Osmanlı'nın en önemli mesleklerinden biri olan "sakalar" adeta halkın şifa kaynağıydı.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Sakalar, savaşlarda da en önemli görevliler arasında sayılırdı. Cephede savaşan Kapıkulu Ocaklarındaki askerlere su taşıyan sakalar, atlarına su dolu kırbaları yükleyerek bu görevi yerine getirdi. Su taşımak savaş sırasında hayati bir görev olduğundan sakalar, özellikle de yaz günleri durup dinlenmeden çalışırlardı.
Evliya Çelebi 17. yüzyılda İstanbul'da yaklaşık 10.000 çeşme olduğunu söyler. Ünlü seyyaha göre buralardan evlere su taşıyan atlı sakaların sayısı 1.400, yaya olan arka sakaların sayısı ise 8.000 civarında idi.
Sakaların belirli bir kıyafeti yoktu fakat yelekleri birbirine benzerdi. Rutubetten dolayı ciğerlerini üşütmemek için bu deri kırbaları yün ya da deriden yapılmış bir yelek giyerek taşırlardı.
Saka-baba, Osmanlı tarihinde derin izler bırakmış savaşlarda askerlere su dağıtan, savaşın en zor anlarında gazilerin susuzluklarını gideren evliyaya benzetilen kimselere denirdi.
İstanbul'daki Saka Babaların hemen hepsi Fatih Sultan Mehmet döneminde İstanbul'un fethine katılan askerlerden sayılmış, Balat'taki Saka Baba ise sahabeden kabul edilmişti.