Osmanlı medeniyetinin hassasiyeti "sadaka ve yitik taşları"
Osmanlı'nın toplumsal ilişkilerdeki nezaket ve hassasiyetini gözler önüne seren gelenek ve uygulamalar, yeni nesillere yol gösterici bir mahiyettedir. Cami duvarlarına oyularak yapılan, yardımlaşmanın gizliliğini esas alan sadaka taşları ile güven duygusunun pekiştiği yitik taşları Osmanlı medeniyetinin, insana verdiği önemin bir göstergesi olarak öne çıkar.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Osmanlı devletinde uygulanan sadaka taşları genellikle 2 metre boylarında, silindir şeklinde olup şehirlerde, kasabalarda, cami ve hastane yanı gibi yerlere kurulurdu. Herkesin ulaşımının kolay olduğu yerlere kurulduğu gibi sadaka veren ve alanın gözükmemesi için tenha yerlere de konulurdu. İhtiyaç sahipleri ihtiyacı kadar sadaka alıp, bu olgudan istismar etmeden faydalanırdı.
"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın." inanç ve felsefesiyle kurulan Osmanlı Devleti'nde insan onuru her şeyin üzerindedir. Herkes gibi fakir insanın da bir onuru olduğu unutulmamış, yardım ederken hep bu bilinç ve incelik içinde davranılmaya özen gösterilmiştir.
Osmanlı döneminde, sadaka alanın ve verenin birbirini görmemesi için oluşturulan sadaka taşlarını biliyorduk ama "yitik taşını" duyan çok az kimse vardır. Yitik taşları da sadaka taşı gibi önemli bir uygulamaydı.
Yitik taşı, bulunan kayıp eşyanın konulduğu taş olup genellikle cami, tekke, türbe gibi yapıların duvarlarında yerden 1-1,25 m. yükseklikte kemerli bir niş şeklindeydi. Kayıp eşyayı bulanlar buraya koyarlar, eşyası kaybolanlar da buraya bakarlardı.
Selimiye Camisi'nde saray hamamına olan köşede yitik yeri mevcuttur. O çağlarda insanlar buldukları eşyaları, kıymetli eşya olabilir, para, altın olabilir, bunları sahibinin bulmasını teminen yitik taşına bırakıyorlardı.
Osmanlı Devleti'nde 3. Murat Han'ın vezirlerinden Mahmut Paşa tarafından yaptırılan Sivas'taki Kale Cami'nin minaresi altındaki yitik taşı da çevrede kaybolan eşyaların bulunması için insanlar yardımcı oluyordu. Yapıldığı dönemden bu yana, civarda bir eşya bulanlar, bu oyuğun içine bırakırdı. Adı da bu nedenle "yitik taşı" yani "kayıp taşı" olarak kondu.
Bölgede bir şey bulan da, bir şeylerini kaybedenler de yitik taşına koşardı. Toplumsal bir yardımseverliği ortaya koymanın yanında, insanların dürüstlüğünün de göstergesiydi, yitik taşları...
Ecdadımızın, Selimiye Camisi'nde olduğu gibi açtığı küçük oyuklar inanç, dayanışma ve karşılıklı güven anlamında büyük dersler verir. Bu basit ama derin anlamı olan taşa, yitik sahipleri eşyaları kaybolduğunda bakarlar, buluntu kendilerine ait ise alır, aksi takdirde dokunmazlardı.
Osmanlı'dan günümüze gelen miras "Zimem defteri" hakkında 10 detay