Osmanlı'da sofra adabı nasıldı?
Hayatının her alanı inceliklerle örülü olan Osmanlı'da toplum hayatı, her bir ferdine verdiği anlam değer ilişkisi üzerinden inşa edilmiş huzur temelli bir yapıydı. Osmanlı'nın bu yapısında sofra adabı da yemek kültürü de önem arz ederdi. Peki, sofra adabına aykırı bulunan davranışlar nelerdi? II. Abdülhamid'le değişen saray geleneği neydi?
Önceki Resimler için Tıklayınız
Fatih Sultan Mehmet döneminden II. Abdülhamit dönemine kadar Osmanlı padişahları yemeklerini yalnız yemeyi tercih ederdi. II. Abdülhamit ise bu geleneği bozarak eşiyle yemek yemeye başlar. Bu usul, Sultan Abdülaziz dönemine kadar sürmüş ilk defa Abdülaziz, İngiltere Veliahtı VII. Edward ve yakınları ile bir arada sofraya oturdu.
Selçuklularda yemekler tek kaptan ve kaşıkla yeniyordu. Yemek servisi sırasında sahan, bakır veya çiniden kâseler, sini ve testiler bulunurdu
Osmanlıdaki gelenek ve göreneklere göre, ikram edilen yemek geri çevrilmez ve saygıdan ötürü tadına bakılırdı. Yemeği veren kişi israfın önüne geçebilmek için küçük servis yapardı. Kadim kültürde de fazla yemek doğru değildir. Hatta Lokman Hekim: "Mide dolunca insanın düşüncesi, zekâsı uyur, durur." der.
Osmanlının ileri gelenlerinin sofrasında yemek sırasında konuşulmaz, sohbet edilmezdi. Kaşık ele alındığı vakit, başka bir şeyle ilgilenilmezdi. Her yemeğe besmele ile başlanırdı. Mümkün olduğunca erken yemek yemeye bakılırdı ki hazmı kolay olsun diye. Aynı durum normal sofralarda da görülmekteydi. Karnı doyan Allah'a şükür diyerek kalkardı. Konaklarda hiç tanınmayan bir misafir bile olsa, sofraya gelse yadırganmazdı, tam tersine buyur edilirdi.