Osmanlı Devleti'nin koşucu ulakları: Peykler
Bir haberin, hızlı ve güvenli bir şekilde hedefe aktarılması, geçmişten günümüze daima önemli bir konu oldu. Bunun için kullanılan aracılar başlangıçta hayvanlardı ve at, güvencin, deve gibi canlılar haberleşmede büyük önem taşımışlardı. Ancak kısa süre sonra bu yöntemler ihtiyacı karşılamamış ve ortaya yeni bir meslek kolu çıkmıştı. Osmanlı döneminde Peykler, günde 150 kilometre koşabiliyor, koşarken besleniyor ve havadisleri hızla yerlerine ulaştırıyorlardı…
Önceki Resimler için Tıklayınız
Peyklerin koşu esnasında performanslarını arttırmak için kullandıkları bir diğer materyal ise, ağızlarında taşıdıkları içi boş ve yüzeyi delikli olan metal kürelerdi. Bu metal küreler, düzenli burun solunumu sağlıyor ve dalaklanmayı önlüyordu.
Metal küre aynı zamanda, ağızdaki tükürük salgısının devamlılığını da sağlıyordu. Peyklerin koşu esnasında nefeslerinin kesilmemesi ya da daha rahat nefes almaları konusuyla ilişkilendiriliyor.
Durmak nedir bilmeden devam eden koşularda harcanan enerjinin aynı anda takviye edilmesi konusu da oldukça önemliydi.
Peykler haber iletimi görevini gerçekleştirdikleri esnada yanlarında badem ve akide şekerleriyle dolu mendiller taşırlardı. Hem güç kazanmak, hem de olası baygınlıkları önlemek için bu beslenme türü hayati bir öneme sahipti.
Glikoz ihtiyacını bu şekerlerden karşılar, bazen de gittikleri yerlerde çocuklara bu şekerlerden ikram ederlerdi. Başlarına külah giyer, bir ellerinde kendilerini yabani hayvanlara karşı korumak için nacak taşırlardı.
Fikriyat