Mutlaka görülmesi gereken Osmanlı eserleri
Üç kıta da asırlar boyu hükmeden cihan devleti Osmanlı, Türk-İslam sanatını geliştirerek tüm dünyada şaheserlerini ortaya koydu. Dünya sanat tarihinde de önemli bir yere sahip olan Osmanlı, gittiği her yere yüzyıllar geçse de silinmeyecek izler bırakarak medeniyetinin köklerini saldı. İşte sizler için mutlaka görülmesi gereken Osmanlı eserlerini derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Selimiye'deki çeşitili rivayetleri içinde barındıran ters lale motifi, ziyaretçilerce, günümüzde de en çok Merak edilen cami öğelerinden biridir.
Rivayete göre, caminin inşa edileceği alan önceden bir lale bahçesiydi. Ancak bahçenin sahibi burayı satmak istememişti. En sonunda camiye bir lale motifi konulması şartıyla arsayı satmıştı. Yine bu rivayete göre buradaki lale motifi bu arsada bir lale bahçesi olduğunu, ters olması ise sahibinin tersliğini temsilediyor.
Eski harflerle yazımında Allah ve lale sözcüklerinde aynı harfler bulunması nedeniyle bu çiçek kutsal sayılırdı. Ayrıca eski harflerle yazılmış lale sözcüğü tersten okunduğunda Osmanın kutsal alameti olan hilal okunur.
Bir başka rivayete göre ters lale ise Mimar Sinan'ın o günlerde hastalanan ve ölen torunu Fatma'yla ilgiliydi.
Bazı söylentilere göre, Roma'da, Katolik dünyası 1506'da yapımına başlanıp 1605 yılında tamamlanan Saint Pietro, bugünkü Vatikan'ın merkezi olan kilisenin yapımına başlamıştı. Hristiyan dünyası İslam dünyasına karşı bu yapının kutsiyetini ve bir kalkan olduğunu söylüyordu. Haşmetli bir yapı ve Hristiyanlığın en büyük simgesi olarak bu dinin merkezi, Vatikan'da inşa edilen Sen Pier Kilisesine karşılık yapılmış Selimiye Camii. Selimiye, direkt Hristiyan dünyasına cevaptı.
Doğunun incisi: İshak Paşa Sarayı
Doğubayazıt'ın 7 km. güney doğusunda, Eski Beyazıt'a ve ovaya hakim yüksek bir tepenin üzerine kurulmuş, pek çok bölümleri olan komple bir saraydır. Birinci Dünya Savaşına kadar Bayezid Sancağı bu saraydan yönetilmişti.
"Medeniyetler geçidi'' olarak nitelendirilen Ağrı'da yer alan ve Türkiye'de, Topkapı Sarayı'ndan sonra ikinci büyük saray olan kartal yuvası görünümlü İshak Paşa Sarayı, 2 bin rakımlı Doğubayazıt'a hakim bir tepeye inşa edildi.
Sarayın yapımına 1685 yılında Çıldır Atabeklerinden Çolak Abdi Paşa tarafından başlanıldı ama aynı soydan gelen Küçük İshak Paşa zamanında 1784'te yani tam 99 yıl sonra tamamlandı. Ahsıkalı bir mimar tarafından yapılan saray, Karaburun tepesi üzerine terası, iki avlu ile bu avluları çevreleyen çeşitli yapı topluluğundan meydana gelir.
Bir saray için gerekli tüm bölümler bulunur. Bunlar; harem, harem odaları, aşevi, hamam, toplantı salonları, eğlence yerleri, mahkeme salonu, cami, çeşitli hizmet odaları, oturma odaları, uşak ve seyis odaları, muhafız koğuşları, cezaevi, erzak depoları, cephanelik, tavlalar, bodrum katlarında çeşitli hizmet odalarıdır. Her odada ocak, dolap yerleri de görülür.
Sarayın girişi, savunulması en zor yer olan doğu cephesindedir. Selçuklu sanatının özelliklerini taşıyan İshak Paşa Sarayı,tarih ve sanat tarihi yönünden eşsiz bir değere sahiptir.