Ayasofya’da ilk namazı Fatih kıldı
Fatih Sultan Mehmed, 567 yıl önce 29 Mayıs 1453'te şehri fethettiği gün ilk namazı Ayasofya'da kılmıştı. Üç gün sonra 1 Haziran'da ise yoğun bir çalışmayla namaz kılınacak duruma getirilen Ayasofya'da şehrin fatihleri ilk cuma namazını eda etmişlerdi.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Sultanın emri üzerine üç gün içinde Ayasofya'nın cuma namazı kılınacak hâle getirilmesi için yoğun bir çalışma başlatıldı. Bunun için ustalar geceli gündüzlü yoğun bir şekilde çalışmaya başladılar. Mihrab tarafındaki fresklerin üstleri mermerler ile kapatıldı, bir mihrab hazırlandı. Ayrıca Fatih'in namaz kılacağı yere geçiçi bir hünkar mahfili yapıldı. Mabedin diğer kısımlarındaki tasvirlerin üzerleri de namaz kılmaya mani olmayacak şekilde mermerlerle kapatıldı. Bu yoğun çalışma sonunda Ayasofya, cuma namazı için hazır hâle getirildi.
Cuma namazı vakti geldiğinde şehrin fatihleri akın akın Ayasofya'ya geldiler. Binlerce kişi Ayasofya'yı tamamen doldurdu. Bu sırada hafızlar aşr-ı şerif okuyor, müezzinler de tekbir getiriyordu. Ardından müezzinler ezan okudu. Bu sırada Fatih de Ayasofya'ya girdi. Bir müddet tekrar Ayasofya'yı gezdi ve kubbesinin büyüklüğü karşısında Hâfız'ın şu beytini okudu: "Şukr-i hodâ ki herçi taleb kerdem ez hodâ/Ber muntehâyi himmet-i hod kâmrân şodem (Şükür Allah'a! Ne dilediysem ondan/Her isteğim yerine geldi, mutlu oldum)".
Aşıkpaşazâde, Neşri gibi Osmanlı tarihçileri, namazı kimin kıldırdığını ve hutbeyi kimin okuduğunu zikretmezler. Gelibolulu Mustafa Âli ve Solakzâde gibi tarihçiler ise hutbeyi okuyan ve namazı kıldıran kişinin Akşemseddin olduğunu söylerler. Osmanlı Devleti'nin son yıllarında yapılan fetih kutlamalarında Ayasofya'daki ilk cuma hutbesini Üsküdar'da medfun bulunan Seyyid İbrahim Fakih'in okuduğu ve namazı kıldırdığı rivayet edilir. Evliya Çelebi ise hutbeyi bizzat Fatih'in okuduğunu kaydeder ve yapılanları şöyle anlatır:
"Bütün Müslüman gaziler hazır olup, salalar okunup, müezzinler "Şüphesiz Allah ve melekleri" âyetini okuyunca Akşemseddin ve Kara Şemseddin hazretleri kalkıp Sultan Mehmed'in koltuğuna girdi. Akşemseddin imamesini Fatih'in başına giydirip, imamesi üzerine bir ablak turna teli sokup ve eline bir kılıç verdi. Sağ tarafında Akşemseddin, sol tarafında Kara Şemseddin olduğu halde tazimle Mehmed Han'ı minbere çıkarıp davudî bir sesle "Elhamdü lillâhi Rabbi'lâlemîn" deyince bütün Müslüman gaziler feryat ettiler. Sultan, âdet olduğu gibi hutbeyi eda ettikten sonra teberrüken Akşemseddin hazretleri Sultan Mehmed Han'dan izin alıp imamlık yaptı".
Akşemseddin'in kıldırdığı cuma namazından sonra Osmanoğulları'nın devletinin daim olması ve Fatih Sultan Mehmed'in zaferlerinin devamı için dualar edildi.
Fethin kaynaklarından Nestore İskender Fatih Sultan Mehmed'in Ayasofya'ya gelişini şöyle anlatır: "Kendisi de daha sonra geldi, ordusu ile birlikte Topkapı'yı geçti ve Büyük Kilise'ye yöneldi, bu sırada patrik, bütün ruhban, çok sayıda insan, kadın ve çocuk buraya yığılmışlardı. Büyük Kilise önündeki meydana geldiği zaman, atından indi ve alnını toprağa değdirdi, Allah'a hamd ederken başındaki tozu sildi ve böyle büyük bir bina karşısında hayret dolu bakışı içinde şöyle dedi: "Gerçekte bu kişiler yaşadılar ve öldüler ve gelecek olan diğerleri ise bunlara benzemeyecek" ve kiliseye girdi... Allah'ın mukaddes makamında artık o oturuyordu. Patrik, ruhban ve halk gözyaşları ve iniltilerle hüzünlerini belirttiler ve ayaklarına kapandılar. Sultan eli ile bir işaret yapıp durmalarını istedi ve onlara şunu dedi: "Atanasios sana söylüyorum, senin yanındakilere ve halkına da yöneliyorum: Bugünden itibaren kızgınlığımdan korkmayın hatta ölümden ve esir olmaktan da korkmayın." Paşalar ve sancakbeylerine dönüp dedi ki: "Bütün askerleri ve ordumdaki her kademede bulunanlara, şehir halkına, kadınlara ve çocuklara karşı her türlü katil, esir etmek veya düşmanca bir davranışta bulunmayı engelleyin, eğer bir kişi bile benim emrimi çiğner ise öldürülecek".
Erhan Afyoncu - Sabah