10 soruda Osmanlı'da ticaret hayatı hakkında bilinmesi gerekenler
Yaygın yanlış kanaatlerden birisi, Osmanlılar döneminde Türklerin uğraşmadığı, bu sahanın gayrimüslim Osmanlı tebaasının elinde olduğuydu. Bu yanlış düşüncenin aksine Osmanlılar, çeşitli ülkelerde büyük miktarda ticaret faaliyetinde bulunmuş, farklı ülkelerde ticaret merkezleri kurmuştu. Sizler için 10 soruda Osmanlı'da ticaret hayatı hakkında bilinmesi gerekenleri derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Türk tüccarlar, Fondaco dei Turchi'de 1838'e kadar yani 217 yıl kaldılar. Ancak burası zamanla yıprandı ve Venedik'in maddi imkânsızlıkları nedeniyle bir türlü tamir ettirilemedi. 19.yüzyıl başlarında sarayda sadece bir Türk tüccar kalıyordu ve Venedik 1797'de tarihe karıştığı için daha öne yapılan antlaşmalar da geçersiz hale gelmişti. Binanın yeni sahibi olan Busetto Petich sarayda kalan son tüccar Sadreddin Efendi'ye Fondaco dei Turchi'yi tütün deposu yapacağını bu yüzden de boşaltması gerektiğini söylediyse de Sadreddin Efendi saraydan çıkmayı kabul etmedi ve durum mahkemeye intikal etti. Sadreddin Efendi direnmesinin bir sonuç vermeyeceğini görünce mahkeme sonuçlanmadan Venedik'i terk etti. Fondaco dei Turchi de tütün deposu oldu. Bir süre sonra bu tarihi sarayın tütün deposu olarak kullanılmasını istemeyen Venedik Belediyesi, sarayı satın alarak bir müzeye dönüştürdü.
Osmanlı İmparatorluğu gerek ülkesinin maddi menfaati gerekse de siyasi çıkarları için çeşitli ülkelere kapitülasyon adı verilen, ticari imtiyazlar vermişti. Ancak bu ahitnameler iki taraf arasında yapılmış bir antlaşma statüsünde olmayı, tek taraflıydı. Osmanlı padişahının yabancılara bir inayetiydi. Bu tür ticari imtiyazlar ancak 1718'de Avusturya ile yapılan Pasarofça Antlaşmasından sonra iki taraflı olmuştu.
Osmanlı İmparatorluğu'nda silah, barut, kurşun, zift, kükürt, at, öküz, keçi ve koyun derisi, meşin, balmumu, don yağı, pamuk, pamuk ipliği, kereste, yelken bezi ve hububatın serbestçe yurtdışına satılması yasaktı. Bu maddelerin ihraç edilebilmesi için Divan-ı Hümayundan müsaade alınması gerekliydi. Bu ihracat yasağı hem Avrupalılar hem de İran için geçerliydi. İran'a özellikler silah, at, gümüş, kalay ve bakırın satılması yasaktı.
Bu ihracat yasakları saha ziyade imparatorluğun müdafaası ile ilgili maddeler için geçerliydi. Ayrıca halkın temel yiyecek maddesi olan buğdayda sıkıntı çekilmemesi için yabancılara satılmazdı. Hububat ve diğer yiyecek maddelerinin ihraç edilmesi halinde ülkedeki bu malların azalacağı ve fiyatların yükseleceğinden korkuluyordu. Yine pamuk be boya gibi Osmanlı sanayisinde kullanılan maddelerin ihracı da üreticilerin sıkıntı çekmemesi için yasaklanmıştı. Bunu dışında ihracat yasakları, özellikle savaş durumunda olan ülkeleri iktisadi yönden sıkıştırmak için de kullanılırdı.