Osmanlı'da fermanlarla eski İstanbul
Gazeteci-yazar Sadık Albayrak'ın imzasını taşıyan '41 Belge Işığında Eski İstanbul'da Sosyal Hayat ve Çevre' kitabıyla Osmanlı'daki hayvan ve çevre hakları konusunda onlarca belge gün yüzüne çıktı. Bugün hâlâ Adalar'daki atlara yapılan eziyet tartışılırken, kitapta III. Selim döneminde, 3 Aralık 1800'de çıkarılan fermanla yük taşıyan hayvanların cuma günleri çalıştırılmasının yasaklandığı görülür. Hayvan haklarının yanı sıra mahalle ve dükkânların önlerinde biriken çöpler, kurban atıkları gibi pek çok konuda aydınlatıcı bilgilere yer verilen kitap, İstanbul'un sosyal hayatıyla hayvan ve çevre ilişkilerini gösteren belgeler günümüz hayatına ışık tutuyor.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Altı asırlık çınar Osmanlı devletinin ömrünün tamamlanıp, devrinin bitmesini takiben kurulan yeni devlet, şeklen Cumhuriyet, fiilen tek parti yönetimidir. Yeni devletin ideolojisindeki ilkeler görünüşte modern bir devletin habercisidir. Ancak şekilcilik hastalığı tüm bünyeyi sarmıştır. İlerlemeyi, modernleşmeyi bünyeye nüfuz ettirmek yerine, şekilsel değişikliklerle "güya" çağdaş bir ülke kurmuştur o kadrolar. 1950 yılında Demokrat Parti'nin tek parti iktidarına son vermesine kadar devam eden süreçte yaşanan trajik, hatta trajikomik çağdaşlaşma serüveni, işte bu kitabın temel konusudur. Beş kitaptan oluşan "irtica'ın tarihçesi" serisinin eşinci kitabı olan bu eser, gözden geçirilmiş, kimi bilgi ve belgelerin eklendiği bu neşriyle yakın tarihimize bir nebze olsun ışık tutma çabasındadır.
Gerçekleştirilen her devrimin, gönüllü muhafızlığını yapan birileri her zaman çıkmıştır ve bu aslında çok da doğal bir durumdur. Ancak bu muhafızlığın fanatizm düzeyinde olması, beraberinde birçok sorunu ortaya çıkarır. Bu fanatizme "yobazlık" da denebilir. Bizde, Batıdan gelip bir çekirge sürüsü gibi tüm yeşillikleri kurutan bir nesil ortaya çıkmış ve bunlar ardıllarını da yetiştirmişlerdir. Bu çekirge sürüsü, toprakta yeniden bir canlanma ve hayat unsurunun yeşermemesi için ellerinden geleni yapmışlar, olağanüstü bir çaba göstermişlerdir. Bunun sonucu da, zorla ayakta tutulmaya çalışılan bir fikrî hareket, spastik bir kuşakla, kendi toplumsal tabakasını oluşturmuştur. Yakın tarihimizin hafızası Sadık Albayrak'ın, artık klasik eserleri arasında yer alan Çağdaş Devrim Yobazları, bu fanatik yobazlardan 45'inin çelişkili, çatışmalı ve karmaşa kokan hayatlarını, bir zamanlar hangi zeminlerde, kimlerin ne tür şartları kendilerine "mübah" görerek nasıl at oynattıklarını göstermeye yönelik önemli bir belge-kitaptır.
Batı'nın hunharca kabaran emperyalist duyguları 20. yüzyılın başından itibaren Doğu/İslâm milletleri için intikama dönüşmüştür. Ne zaman ki batıda "Şark'a hücum!" (Drang nach Osten!) sesleri yükselmiş, işte o an "Doğu'nun İsyanı" başlamıştır. Bu kitap, Osmanlı devleti nezdinde, yok edilmek istenen bir medeniyetin, emperyalistlere karşı direnişini anlatılır. Eser dikkatlice okunduğunda görülecektir ki, Osmanlı'yı yok etmek, İslâm milletini ortadan kaldırmak isteyen zihniyet sadece Batı'da yoktur; onların içeride uzantıları sinsi bir şekilde faaliyettedir ve bu hareketlilikleri el'an da devam halindedir.
20. yüzyılda iki tane dünya savaşı ve yarım asırlık soğuk savaş, tüm yeryüzünü etkilemiş, sınırı, rejimi, ideolojisi değişmeyen ülke neredeyse hiç kalmamıştır. 6 asır boyunca dünya siyasetine yön vermiş olan Osmanlı İmparatorluğu'nun hayatının sona ermesi ve yerine kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti bu gelişmelerden biridir. Hilafet, kurulan yeni ülke tarafından lağvedilmiş, İslâm coğrafyası günümüzde halen devam eden bir fitne ateşinin içinde kalmıştır. Yeni devleti kuran ve profilini çizen kadroların dine karşı yabancılıkları ve hatta kimi zaman düşmanlık seviyesindeki bakışları, dindar/dine hürmetkâr insanlarımız ile devletin arasında soğukluk oluşmasına neden olmuştur. Devlet-millet ilişkisinin temelindeki arızalar, hangi kadroların eseridir? İşte bu kitapta Sadık Albayrak, Kurtuluş Savaşı sonrası ülkeyi şekillendiren isimlerden önemli gördüğü bazılarını, gözlerden kaçmış, pek bilinmeyen yanlarıyla mercek altına alıyor. Ülkenin bugün bulunduğu noktaya gelene kadar hangi badirelerin atlatıldığına dair önemli bir belge kitap...
31 Mart Vak'ası, yakın tarihimizin en karanlık olaylarından biridir. Osmanlı devletinin dönüşümünde farklı ivmeler kazanmasına neden olmuş, tarihin akışını değiştirmiş bir ayaklanma ve sonrasını tarif etmek için kullanılan bu tabir ve ait olduğu olay, halen üzerinde perdeler örtülü ve anlaşılmaya muhtaçtır. Sadık Albayrak, vak'anın en önemli ismi Derviş Vahdeti olmak üzere, tüm aktörlerini mercek altına aldığı bir belge-kitabında, olay üzerindeki örtüyü olabildiğince kaldırmaya çalışıyor.
Yayınlandığı ilk dönem büyük ses getirmiş olan bu kitap, konu hakkında çalışan araştırmacıların, tarihçilerin ve meraklı okurların kütüphanelerinde mutlaka bulunması gereken bir öneme sahip.