Kötülük nedir? Kötülükle ilgili hadisler...
Günümüzde artık kötülüğe kötülükle karşılık vermek gerektiği bilinci hakim. İnsani ve ilahi olanın artık pek önemsenmediği bir dönemin içindeyiz. Ne yazık ki bir canlının ölümüne sebep olup, hiç üzülmeyen bir neslin yetişmesine neden olan; diğerkamlığın yerini bencilliğin, anlayışın yerini katı yargılamaların ve affetmenin yerini ise intikam heveslerinin kuşattığı bir imtihanla karşı karşıyayız. Peki normalleştirilmeye çalışılan kavram kötülük, tam olarak nedir? İslam kötülük hakkında ne gibi öğütler vermiştir? En önemlisi kötülük kimin yanına kalır? Sizler için hadislerden yola çıkarak, yazarların görüşlerine değinerek kötülük kavramı hakkındaki detayları araştırdık.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Kötülükten dönmek tevbedir. Hz. Peygamber (sav), bir kudsî hadisinde yapılmak üzereyken terk edilen kötülüklerin kişiye ecir bile kazandıracağını bildirmiştir: "Bir kimse iyilik yapmaya niyetlenir de onu yapamazsa Allah o kimse için tam bir iyilik (sevabı) yazar. Eğer niyetlenir de o iyiliği yaparsa on iyilik sevabı yazar ve bu sevabı yedi yüz katına hatta daha fazlasına kadar çıkarır. Eğer kötülük yapmaya niyet eder de sonra yapmazsa Allah onun için tam bir iyilik (sevabı) yazar. Şayet kötü bir işe niyetlenir de onu yaparsa Allah o kimse için sadece bir tek günah yazar."
Tevbe, kötülükleri ortadan kaldıran ve ilâhî affa mazhar olmayı sağlayan bir irade beyanıdır. Tevbenin üç aşamasını Kur'ân-ı Kerîm şöyle belirtir:
"Yine onlar, çirkin bir iş yaptıkları yahut nefislerine zulmettikleri zaman Allah'ı hatırlayıp hemen günahlarının bağışlanmasını isteyenler —ki Allah'tan başka günahları kim bağışlar— ve bile bile işledikleri (günah) üzerinde ısrar etmeyenlerdir."
Başkalarına karşı işlediği kötülüklerde ise tevbe ederek pişmanlığını Allah'a arz ettikten sonra hak sahibinden helâllik dilemesi gerekecektir. Günahların affedilmesini sağlayan çarelerden biri de, "İyilikler kötülükleri giderir..." esasına göre hareket etmektir. Peygamber Efendimiz yakın dostu Ebû Zerr'e şu tavsiyelerde bulunur:
"Nerede olursan ol, Allah'a karşı sorumluluğunun bilincinde ol! Kötülüğün peşinden iyi bir şey yap ki onu yok etsin. İnsanlara da güzel ahlâka uygun biçimde davran!"
Kötülüklerden korunmanın en önemli yolu Allah bilincini kavramak ve yüksek insanî değerler konusunda eğitilmektir. Elbette kişilik ve karakter eğitimi de bu konuda en başta gelen esastır. İnsanlar, hırs, intikam, bencillik, zulüm, başkalarına acı verme gibi bazı olumsuz davranışlara karşı eğitilmelidir. Kötülüklere karşı korunmak için eğitimle birlikte kötülüğe karşı tavır almak, müdahale etmek de önemlidir.
Nitekim, "Mümin erkekler ve mümin kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar." ayetinde de bu husus vurgulanır. Hz. Peygamber geçmiş ümmetlerden bazılarını helâke sürükleyen sebeplerden birinin de iyilikleri emredip, kötülüklerden alıkoymada ihmalkâr olmaları olduğunu gösteriyordu.
Öyle ki onlardan bir adam, kötülük yapan birini gördüğünde ona önce, "Ey filânca Allah'tan kork ve bu yaptığından vazgeç. Çünkü bu sana helâl değildir." diyor fakat ertesi gün yaptığı kötülükten vazgeçmediğini görse de onu tekrar uyarmıyor, hiçbir şey olmamış gibi kendisiyle olan ilişkilerini devam ettiriyordu. Bu vurdumduymazlıkları sebebiyle Allah Teâlâ onları birbirine benzetti. Kötülükleri çoğaldı; isyan ettikleri ve Allah'ın koyduğu sınırları aştıkları için peygamberleri tarafından da lânetlendiler. Allah Resulü, bunları anlattıktan sonra şu mesajı verdi:
"... Allah'a yemin olsun ki siz (ya) iyiliği emreder kötülükten menedersiniz, zalime engel olup onu hakka döndürürsünüz ve onu hak üzere tutarsınız (ya da sizin sonunuz da onlar gibi olur)."
Allah Resûlü, "Sizden bir kimse kötü bir iş görürse onu eliyle değiştirmeye çalışsın; eğer buna da gücü yetmezse diliyle değiştirmeye çalışsın; buna da gücü yetmezse kalbiyle nefret etsin. Bu ise, imanın en aşağı derecesidir (asgarî gereğidir)." hadisiyle de kötülüklerin imkânlar ölçüsünde ölçülü ve dengeli bir şekilde engellenmesi gerektiğine işaret etmektedir.