Arama

Ahiret İnancımızın İnsani İlişkilerimize Etkisi

İşlerimizi Allah (CC) rızasını gözeterek yapmaya başladığımızda artık yaptıklarımızdan bu dünyada karşılık beklemekten vazgeçeriz. Bu durum insani ilişkilerimize de yansır, insanlardan bir şey beklemediğimizde daha mutlu ve huzurlu olur, gereksiz üzüntüler hissetmeyiz. Kıymetli yazarımız Fatma Bayram'ın Kur'an-ı Kerim ve İnsan İlişkileri dersinin 6. bölümünden konuyla ilgili önemli notları sizler için derledik...

Ahiret İnancımızın İnsani İlişkilerimize Etkisi

🔶 Fatma Bayram'ın ahiret inancının ilişkilerimizi nasıl yönlendirdiğini anlattığı Kur'an ve İnsan İlişkileri programınının 6. dersinden önemli notlar...

"Size tavsiye ediyorum ki masamızın üzerinden bir Kur'an meali bir hadis ve bir siyer kitabı eksik olmasın. Hayatınız boyunca birini bitirip birine başlamalısınız ve her gün onlardan birer bölüm okumalısınız."

🔶 Peygamber Efendimiz (sav) Müslim de geçen hadisinde şöyle buyuruyor:

"Kim bir Müslümanın dünya sıkıntılarından bir sıkıntıyı giderirse, Allah (CC) da onun kıyamet günündeki sıkıntılarından birini giderir. Kim darda kalan bir kimsenin işini kolaylaştırırsa, Allah (CC) da dünya ve ahirette onun işlerini kolaylaştırır. Kim bir Müslümanın ayıbını örterse, Allah (CC) da dünya ve âhirette onun ayıplarını örter. Kul, kardeşinin yardımında olduğu sürece, Allah (CC) da onun yardımcısı olur."

🔶 Benim acizane anladığım şu; "kıyamet gününde Allah-u Teala'nın size nasıl davranmasını istiyorsanız, sizin bugün onun kullarına böyle davranmanız gerekiyor."

Bana sorarsınız bir insan bir mümin başka hiçbir şey bilmese sadece bu prensibe yapışsa bütün ilişkileri bambaşka bir boyuta taşınır.

🔶 İnsanlarla ilişkilerimizde başkalarının rızasını, onayını, sevgisini ve takdirini kazanmaya ulaşmıyoruz, biz Allah'ın (CC) rızasını kazanmaya ulaşıyoruz.

"Rabbenâ âtinâ fid'dünyâ haseneten ve fil'âhireti haseneten ve gınâ azâbennâr…"

Bilhassa da ahirette olmakla beraber hem dünyada hem de ahirette Rabbimizin bize kolaylık göstermesini, bizi affetmesini, bizi kendi halimize terketmemesini istiyoruz, inanmak bu demektir…

🔶 Allah-u Teala bize öyle anlatıyor ki:

Bu işte senin başkalarına nasıl davrandığına bağlı, öncelikle Rabbimiz ile ilişkimize bağlı sonra diğer insanlarla ilişkimize bağlı… Böyle baktığımızda bunu bana nasıl yapar, bunu nasıl yaptığını asla unutamıyorum, asla onu affedemem, kalbimden silemem gibi ben merkezli bakış açılarından kurtulmuş oluruz. Bu 5-10 dk'lık sohbet ile olabileceğimiz bir şey değil, üzerinde yoğunlaşmamız lazım ve okuduğumuz ayet ve hadislere bu pencereden bakmamız lazım...

Nur suresi 22. ayetinde olduğu gibi...

"İçinizden yardım sever ve zengin olanlar akrabaya, yoksullara ve Allah (CC) yolunda hicret edenlere artık bir şey vermeyeceğiz diye yemin etmesinler. Bağışlasınlar, hoş görsünler; Allah'ın (CC) sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah (CC) çok bağışlayıcıdır, çok esirgeyicidir."

🔶 Onları affetmelisiniz diyor. Dikkat etmemiz gereken bir cümle var. Dikkat edin, "Hey ne yapıyorsunuz siz." diyor. Allah'ın seni affetmesini istemiyor musun? Allah inancı, perspektifinden baktığınızda size yapılan bir hata ne kadar basitleşiyor. Çünkü siz diyorsunuz ki ben Allah'a (CC) kaç tane hata yaptım. Allah'a (CC) karşı ne kadar eksiğim var ve Allah'ın (CC) beni affetmesi şu insanı affetmeme bağlıysa tamam ya affettim, gitti diyorsunuz. Allah (CC) inancının ahiret inancını böyle klişeleşmiş, zihnin bir tarafına atılmış, bir sandık odasında kalmış bir inanç gibi düşünmeyin. Son derece fonksiyonel, onu gözünüze taktığınız bir gözlük gibi düşüneceksiniz.

Nur suresi 22 ayet tesfiri:

Yukarıda (11. âyet) geçen iftiranın başını Abdullah b. Übey çekmiş, bir iki erkek ile Peygamberimiz'in eşi Zeyneb bint Cahş'ın, Hz. Âişe'yi kıskanan kız kardeşi Hamne de, bu çirkin iftiranın yayılmasına sebep olmuşlardı. Erkeklerden biri, Hz. Ebû Bekir'in halasının oğlu olup kendisine devamlı yardımda bulunduğu Mistah idi. İddianın iftiradan ibaret olduğu kesinleşince Hz. Ebû Bekir, bu nankör yakınına artık yardım etmeyeceğine yemin etti.

Nur suresi okumak ve dinlemek için tıklayınız...

  • 4
  • 10
Allah'ın rızasını almak
Allah’ın rızasını almak

🔶 "Paradigmanız, Allah var (CC), ben onun kuluyum, Allah'ın (CC) rızasını kazanmak için ne gerekiyor? Anneme, eşime çocuklarıma nasıl davranmam gerekiyor, beraber çalıştığım insanlara nasıl davranmam gerekiyor, ben ne yaparsam Allah (CC) hoşnut olur? Eğer bu paradigma ile bakabilirseniz hepsini yapabiliyorsunuz. Bunları insanlar için yapmadığınızdan birini affetmek o kişi için yaptığınız bir şey değil artık, Allah (CC) için yaptığınız bir şey… Bir yerde sabretmek, kendini tutmak, aklına her geleni söylememek ve hakaretli konuşmamak o kişiler için yaptığınız bir şey olmadığından kendinizi ezik de hissetmiyorsunuz. Çünkü siz onu Allah (CC) için yapıyorsunuz."

Programın tamamını izlemek için tıklayınız...

🔶 Haris el Muhasibi, Er Riaye adlı eserinde şunu söyler. Koca kitaptan aklımda tek bu kaldı. Ama inanın bütün hayatımızı etkileyecek bir şey... Haris el Muhasibi ihlası tanımlarken diyor ki:

"Senin bir işi Allah (CC) rızası için yaptığın nereden bilinir? Takdir edilmediğin zaman rahatsız olmuyorsan o işi Allah (CC) rızası için yapmışsındır."

Yani arkadaşlar ben bunu anlatmaya çalışıyorum.

-Yani sizin hedefiniz ne?
-Allah'ın (CC) rızası.

-Nereye doğru gidiyoruz biz?
-Ahirete doğru.

Başımıza gelebilecek şeyler arasında en kesin olan, öleceğiz ve dirileceğiz. Diğer her şey muhtemel. Sen onları görebilirsin de görmeyebilirsin de… Ama öleceğin ve Allah'ın (CC) huzuruna çıkacağın kesin. Dolayısıyla şu an bu yaşadıkların paraya, mevkiye, güzelliğe, şöhrete, statüye ve bu dünyaya dair her ne varsa bunların hepsine Allah (CC) inancıyla yönelerek dönüp, dolaşıp onun huzuruna gideceğiz.

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN