Arama

Sosyal hayatın divan şiirine yansıdığı beyitler

Divan edebiyatı hemen her nazım türünde ve birçok beytinde sosyal hayata dair izler taşımaktadır. Divan edebiyatı araştırmalarında göz ardı edilen sosyal hayata dair unsurlar aslında yazıldıkları dönemlere ve günlük hayata dair ciddi bilgiler ihtiva eder. "Halktan kopuk" iddiasıyla kendisine çıkış yolu bulan eleştirilerin aslında yersiz olduğunu görüyoruz. Nitekim beyitleri incelediğimizde divan şiirinde sosyal hayatın birebir yansımalarını bulabiliyoruz. İşte sosyal ve toplumsal hayatın divan şiirine yansıdığı o beyitler…

  • 2
  • 15
Namık Kemal’in alaya aldığı divan şiiri sevgili tipi
Namık Kemal’in alaya aldığı divan şiiri sevgili tipi

Dönemin en önemli aydınlarından sayılan Namık Kemal, 22 gibi genç bir yaşta divan sahibi olmuştu. Fakat aynı Namık Kemal, yıllar sonra Celâleddin Harzemşâh Mukaddimesi'nde divan şiirinin benzetme unsurlarını şu şekilde karikatürize ederek anlatmıştı:

"Divanlarımızdan biri mütalaa olunurken insan, muhtevi olduğu hayâlâtı zihninde tecessüm ettirse, etrafını maden elli, deniz gönüllü, ayağını Zühal'in tepesine basmış, hançerini Merih'in göğsüne saplamış memduhlar; feleği tersine çevirmiş de kadeh diye göğsüne yapıştırmış, bağırdıkça arş-ı âlâ sarsılır, ağladıkça dünya kan tufanlarına gark olur âşıklar; boyu serviden uzun, beli kıldan ince, ağzı zerreden ufak, kılıç kaşlı, kargı kirpikli, geyik gözlü yılan saçlı maşuklarla mâlâmâl göreceğinden kendini devler, gulyabanîler âleminde zanneder."

  • 3
  • 15
Sahih edebiyat düşüncesinin izinde
Sahih edebiyat düşüncesinin izinde

Klasik şiir geleneğinde yetişmiş Namık Kemal'in elbette bu benzetme unsurlarını, arkasında yatan dünya görüşünü bilmemesi ve anlamaması mümkün değildi. Fakat divan edebiyatı geleneğini yermek, söz gelimi alaya alarak küçük düşürmeye çalışmak; "sahih(gerçek) edebiyat" fikrini edebiyat camiasında kabul edilebilir hale getirmek amacıyla başvurduğu yöntemlerden biriydi.

  • 4
  • 15
İlk Cumhuriyet yıllarının divan edebiyatı geleneğini yok sayan tutumu
İlk Cumhuriyet yıllarının divan edebiyatı geleneğini yok sayan tutumu

Cumhuriyet'in ilanından sonra ise divan edebiyatına yönlendirilen eleştiriler daha sert bir biçime büründü. Cumhuriyet'in ilk yıllarında kurulan Türk Dil ve Türk Tarih Kurumları, araştırma sahasında divan edebiyatını tamamen yok sayarak, Türklerin İslamiyet öncesi dil ve tarihleri üzerinde yoğunlaştı. Bu fikirleri savunan şahıslara göre divan edebiyatı; hayattan kopuk, belli bir zümrenin tekelinde, Arapça ve Farsça kelimelerden ibaret, kimsenin anlamadığı, topluma söyleyecek hiçbir şeyi olmayan, benliğini kaybetmiş bir edebiyattır ve bu sebeple unutulmaya mahkum edilmelidir.

  • 5
  • 15
Beyitlerden örnekler
Beyitlerden örnekler

Fakat işin aslı bu eleştiriler ekseninde düşünüldüğü gibi değildir. Divan şiiri sosyal, toplumsal ve kültürel hayata dair pek çok ayrıntıyı bize sunar. İşte bu beyitlerden örnekler:

  • 6
  • 15
Gece bekçileri ve kapıcılara dair bilgiler
Gece bekçileri ve kapıcılara dair bilgiler

"Oldı kamer işigüne derbân-ı zer-külâh
Düşdi Zuhal sarûyuna hindû-yı pâsbân"

Kamer: Ay
Derban: Kapıcı
Zer-külâh: Kapıcıların giydiği külah
Hindû-yı pâsbân: Zenci gece bekçisi
Zuhal: Satürn

Gökyüzündeki ay o, sevgili sarayının altın üsküflü kapıcısı, Satürn ise o saraydaki zenci gece bekçisidir.

Buradaki ifadelerden kapıcıların gündüzleri kapı eşiğinde beklediklerini geceleri ise gece bekçilerinin yüksek bir mekandan yolu gözlediklerini anlıyoruz. Eski Türk Edebiyatında Sosyal Hayat Çalışmaları isimli çalışmada şu açıklamalar yapılır: "Eski inanışa göre Ay gökyüzünün birinci, Zuhal ise yedinci katındadır. Zuhal gezegeninin bir adı da "pâsbân-ı felek"tir. Yani beyitte, padişahın sarayının girişinde bulunduğu belirtilen yedi kat gök, kapıcıların ve bekçilerin saraya ya-bancıların girmesine izin vermedikleri geçit olarak anlatılmaktadır."

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN