Polisiye romanın edebiyat tarihi🔍
19'uncu yüzyılda söz gelimi Sanayi Devrimi sonrası köyden kente göçün sonucu olarak cinayetler taşradan şehre taşınmaya başlar. Suç çeşitlendikçe, hikâyeler zenginleşir. Fakat "dönüşüm" değil de "gelişimden" bahsedilecekse "ilerlemek" zorunda olan polisiyenin yakıtı yazarın hayal gücü ve zekâsıdır. Günümüz polisiye romanlarında hiçbir katilin akıl edemeyeceği zekice suçlar okuyoruz, çünkü yazarlar "çıtayı yükseltmek" için "kusursuz cinayeti" yazmanın peşindeler. Peki, polisiye edebiyat nasıl ortaya çıktı?
Önceki Resimler için Tıklayınız
Sherlock Holmes'un pek çok hikayesi, 1909-1919 yılları arasında başta Faik Sabri Duran olmak üzere pek çok mütercim tarafından Türkçe'ye aktarılmıştır. Arsen Lüpen serisi ise ilk olarak Asır gazetesi sahibi Fazlı Necip tarafından önce gazetesinde tefrika edilmiş, sonra da 1909 yılında altı cilt halinde kitaplaştırılmıştır. Bundan sonra da Arsen Lüpen çevirileri, Harf İnkılabı yıllarına kadar devam edecektir. Ancak bütün bu hareketlilik, Harb-i Umumi'nin başlamasıyla yerini sessizliğe bırakır; ta ki 1918'de savaş bitinceye kadar.
İlk dönemler daha çok Fransız polisiye romanları Türkçe'ye çevrilir. Tercüme edilen ilk eser, Fransız yazar Pierre Alexis de Ponson du Terrail'in Paris Faciaları isimli romanıdır. Ahmet Münif tarafından 1881'de çevrilir. Yine aynı yıl, Türk edebiyatının "Efendi Baba"sı Ahmet Mithat, Emile Gobariau'nun Orcival Cinayeti isimli romanını, önce gazetesi Tercüman-ı Hakikat'te tefrika edip sonra bastırmak suretiyle Türkçe'ye kazandırır. 1889'a gelindiğinde ise polisiye roman tercümelerinde adeta bir patlama yaşanır ve 20. asrın başına kadar onlarca çeviri yapılır.
Osmanlı padişahları devlet yönetiminin yanı sıra sanatkârlık ve zanaatkârlık gibi başka işlerle de meşgul oldular. Otuz altı padişah içerisinde hakkında en çok araştırma ve tartışma yapılan padişah ise II. Abdülhamid'dir. Sultan Abdülhamid, bu özelliğinin yanı sıra sıkı bir polisiye roman okuyucusuydu.
Hatta bu hayranlığına ilişkin olarak özel çeviriler yaptırırdı; geceleri yatmadan önce de kendisine bu polisiyelerin okunmasını isterdi. Yıldız Sarayı'ndaki 10 bin kitaplık kütüphanesinin 2 bini polisiye romandı ve kelimenin tam anlamıyla bir Sherlock Holmes hayranıydı. Yeni çıkan eserlerini İngilizce'den anında çevirtip kendisine okuturdu. Hatta yazarı Arthur Conan Doyle'ı İstanbul'a davet edip, kendisini Mecidiye Nişanı ile ödüllendirdiği de eskiden beri söyleniyor.
İngiliz romancı Sir Arthur Conan Doyle tarafından oluşturulan hayali özel dedektif. 1854 Londra'sında doğan tüm zamanların bu en olağandışı, en çılgın dedektifi, aynı zamanda dünya edebiyatının en meşhur dedektif kahramanlarından da biri hatta birincisi. Gözlem yeteneği ve zekâsıyla en karmaşık polisiye olayları bile aydınlatabilen Holmes, dönem İngiltere polisinin de sıklıkla başvurduğu bir halk kahramanı. Bu hayali kahramanın gerçekten var olduğuna dair inanışlar var. Kitaplarda ev adresi olarak sıklıkla geçen Londra'daki Baker Sokak 221B adresi, bugün Sherlock Holmes Müzesi olarak ziyaretçilerini ağırlıyor.
Süleyman Nazif, Ahmet İhsan, Ali Kemal, Hüseyin Rahmi, Selanikli Tevfik, Mehmet Atâ gibi isimler, o devrin meşhur mütercimlerindendir. Burada bir hususa dikkat çekmek gerekir ki ilk polisiye romanın çevrildiği ve Türkçe ilk polisiye romanın yazıldığı tarihlerde Osmanlı tahtında, kendisi de bir polisiye düşkünü olan Sultan İkinci Abdülhamid oturmaktadır. Saraydaki mütercimlerin çevirdiği cinai romanları merakla okuyan / okutan sultanın, binlerle ifade edilecek miktarda polisiye roman tercüme ettirdiği bilinir. El yazması halindeki bu tercümeler, Abdülhamid Han'ın o dillere destan kütüphanesinde muhafaza ediliyordu. O tarihlerde polisiye merakının ivme kazanmasını, biraz da sultanın bu özel alakasına bağlamak mümkün.