Nurullah Genç Şiirleri: Anlamlı, En Güzel Nurullah Genç Sözleri ve Alıntıları
"Yağmur" şiiriyle ismini geniş kitlelere duyuran Nurullah Genç, geniş imge denizinin içinde sebatkar bir şiir işçisidir. Şiirleri ile genç nesli yakalayabilmiş az sayıdaki modern şairden olan Genç, şiire yüklediği ilahi anlam ve sanatsal dokunuşlar ile öne çıkıyor. Bugüne kadar yazdığı eserler Nurullah Genç sözleri ve Nurullah Genç şiirleri başlıkları ile aratılan şairin en bilinen şiirlerini sizler için derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Sana tutundukça sarsılıyorum
Seni düşündükçe esaretteyim
Bu yürekten daha ağır
Yük taşımadı yeryüzü hamalları
Tut ki bir ben değilim
Annem, babam, o meczup kardeşimle
Karanlığı döşek yapıp
Gökleri yorgan diye çekiyorum üstüme
Tut ki yoksulluğun müptelasıyım
İstiyorsan, dökeyim avuçlarına içimin elmasını
Kalbim yakut bir kolye gibi gerdanını süslesin
Gözlerimden zümrüt küpeler yapıp
Kulaklarına takayım
İpekli yollarıyla
Gümüş penceresi, kapılarıyla
İstiyorsan, saraylar kondurayım gönlümden
Harfler kurşun, heceler kan
Kuşlar, ağaçlar, rüzgâr
Tanık oluyorlar bir kalpten
Amansızca kovulduğuna pervanelerin
Şimdi ne düya var, yağmur ve bahar
Ne de gözlerin var
Nurullah Genç
UMUT GAZELİ
Akâbesinde ömrün bir iz bulandır içim
Zamanın ilmeğinde mahsur kalandır içim
Gurbetin en çaresiz yollarında avare
Feyz umduğu Ravza'ya mecnun olandır içim
Şüpheler mahzeninde esriyen her kölenin
Baharından süzülüp ruha dolandır içim
Koparıyor en kara urganlarını şehrin
Hengâmeler yurdunda yine nalândır içim
Müpteladır uhrevi hayalin burçlarına
Kerem ister, temaşa diler, ayandır içim
Yanıyor gözlerinde hastalıklı evlerin
Sabrında ısrar eden toy bir isyandır içim
Bu gün alilse, yarın şahlanacak küheylan
Seherin tutkunudur, gökte virandır içim
Henüz akşam olmadı ufkunda yalnızlığın
Halvettedir, dergâhta tatlı bir andır içim
Veda etti çeşmeden akan melal suyuna
Kevser diliyor, lâkin, yine insandır içim
Nurullah Genç
YANKI VE HÜZÜN
Ey ahenk sultanı, renk okyanusu
Kokusu mehtabı kucaklayan su
Ben sana korkuyla, hüzünle geldim
Sen bana yağmurla, gülle yöneldin
Ey vefa arayan rüyanın sesi
Sendendir umudun filizlenmesi
Yüzüm gözlerinle ıslanmasaydı
Işıkla dolmazdı kalp kırıkları
Sarmasaydı beni yankı ve hüzün
Sevebilir miydim hıçkırıkları
Nurullah Genç
HARFLERİN SİMYASI
Hangi rüya çaresiz, hangi mazmun yaralı
Neden bir muammaya beni kurban eyledin
Senin o nehir kokan dergâhına varalı
Hep o mağrur denizin şarkısını söyledin
Kendisine sevdalı şâh-ı giryan nerdedir
Bir sükût zindanıdır onu bekleyen ölüm
Sine viran, titreyen canı bile yerdedir
O bir niran-ı keder, hân-ı rüsvâdır gülüm
Yıllardır hükmediyor devlerin dünyasına
Bu kadar mı yanıldım diyorsan, kalbine gir
Bak nasıl da dokunmuş harflerin simyasına
Onun dudaklarında gevherân oldu şiir
Hani benim kırmızı düşlerim; nerde beyaz
Bu sahrada ne sultan, ne divane olunur
Bahar tükendi ömrün toprağında, gitti yaz
Güz renkli bir şairin ruhu nerde bulunur
Neden rüzgârlı yüzün aynasıdır umudun
Bilmez misin, korkunun dudakları tendedir
Güneşe varmak için gözlerimde uyudun
Sanma ki, her hayalin girizgâhı sendedir
Nurullah Genç