Mutlaka okumanız gereken 60 kitap
Batı'nın 'kültür' kelimesine hapsolmuş sığlığına karşı Doğu'nun 'irfan' dolu hikmetini arayanlar için eşsiz bir rehber... Yusuf Has Hacib'in devlet yönetimine ahlak ve erdem aşılayan başyapıtı Kutadgu Biligden, Sezai Karakoç'un mistik duyarlılıkla kaleme aldığı Monna Rosasına; Cemil Meriç'in fikir dünyamızı aydınlatan tespitlerinden, vicdan ve merhamet duygusunu ilmek ilmek işleyen Acımak romanına kadar... Sadece zihninizi değil, gönül dünyanızı da imar edecek; medeniyetimizin kadim değerleriyle insanlık mirasını buluşturan, kütüphanenizde mutlaka bulunması gereken 60 seçkin eseri sizler için derledik.
11. yüzyılın en önemli eserlerinden biri olan Kutadgu Bilig, birey, toplum ve devlet ilişkilerinin nasıl düzenlenmesi gerektiği üzerine yoğunlaşır. Eserde devlet adamlarının sahip olması gereken nitelikler vurgulanırken; iyilik, erdem ve akılcılık gibi kavramlar toplumsal huzurun temeli olarak önerilmektedir. Bu eser, devlet yönetimini ahlaki bir zemine oturtma çabası taşır.
Yusuf Has Hacib,11. yüzyılın en önemli Türk şair ve düşünürleri arasında yer alır. Hakkındaki bilgiler büyük ölçüde eseri Kutadgu Bilig'deki ifadelere dayanır. Karahanlılar döneminde yaşamıştır. Balasagun'da yazmaya başladığı eserini Kaşgar'da tamamlamış, Karahanlı hükümdarı Ulu Buğra Han'a sunmuş ve has hacip unvanıyla ödüllendirildi. İyi bir eğitim gördüğü, Arapça, Farsça ve İslam öncesi Türk kültürünü iyi bildiği anlaşılan Yusuf Has Hacib, eserinde devlet adamlarının niteliği, birey, toplum, devlet ilişkilerinin nasıl düzenlenmesi gerektiği üzerinde durmuş, yaşadığı toplumun geleneksel değerlerine uygun olarak iyiliği, erdemi ve akılcılığı önerdi.
Cemil Meriç'in Kültürden İrfana adlı eseri, Batı kökenli "kültür" kavramı ile Doğu'nun "irfan" kavramı arasında bir ayrım yapar. Burada öne çıkan tema, insanın ön yargıların köleliğinden kurtulması ve "kendini tanıması"dır. Meriç'e göre irfan, insanı insan yapan vasıfların bütünüdür ve düşüncenin sığlıktan kurtulup derinleşmesini temsil eder.
"Kültür, Batı'nın düşünce sefaletini belgeleyen kelimelerden biri: kaypak, karanlık, samimiyetsiz. Tarımdan idmana, balıkçılıktan medeniyete kadar akla gelen ve gelmeyen düzinelerce mânâ. Kelime değil, bukalemun. İrfan, düşüncenin bütün kutuplarını kucaklayan bir kelime. İrfan kendini tanımakla başlar. Kendini tanımak, önyargıların köleliğinden kurtulmaktır, önyargıların ve yalanların. Kültür, irfana göre, katı, fakir ve tek buutlu. İrfan, insanı insan yapan vasıfların bütünü. Batı, kültürün vatanıdır. Doğu, irfanın."
Kitabı incelemek ve satın almak için tıklayınız…
HERKESİN HAYATINDA EN AZ BİR KERE OKUMASI GEREKEN 35 KİTAP
Reşat Nuri Güntekin, 1928 yılında yayınlanan bu eserinde; çalışkan başarılı fakat zaaf gösterenlere karşı acımasız olan Zehra Öğretmen ile babası Mürşit'in bakış açılarından dramatik yaşam öykülerini anlatıyor. Şehirden kasabalara sürüklenirken, ardında birer birer ilkelerini de bırakan genç adam hatalı bir evlilikle korkunç bir sona doğru sürükleniyor.
Acı ve sefaletle dolu ortamdan tesadüfle sadece kızı Zehra'yı kurtarabiliyor. Acımak; aile içi ilişkileri ve sorumluluklarını, adeta ders verir gibi gözler önüne seriyor.
İkinci Yeni şiirinin uç beyi, yeni mistik şiirin kıyas kabul etmez şairi Sezai Karakoç'un bu kitabı oluşturan şiirlerden Rüzgâr, 1951'de Hisar Dergisi'nde,Yağmur Duası, 1952'de Mülkiye Dergisi'nde, Monna Rosa I, 1952 Haziran'ında Hisar Dergisi'nde, 1953'de Mülkiye Dergisi'nde, 1956'da Büyük Doğu Günlük Gazetesi'nde, Monna Rosa II, III, Ve Monna Rosa, 1953'de Mülkiye Dergisi'nde, İşaret adlı şiir 1954'de Hisar Dergisi'nde yayınlandı.
Yazıldıkları tarihte yarım kalmış olan Kader Yolu ve Kayboluş şiirleri ise, tamamlanarak, ilk kez bu kitapla yayınlandı.
Tüm zamanların en büyük aşk klasiklerinden ve başyapıtlarından biri olan Genç Werther'in Acıları, 1774 yılında ilk kez yayımlanmasından hemen sonra bütün Alman toplumunu, özellikle gençleri derinden etkilemiş ve o yıllarda Almanya'da pek çok intihar olayının yaşanmasına neden oldu. Genç Werther'in Acıları, Goethe'yi Alman Edebiyatının Fırtına ve Coşku (Sturm und Drang) akımının öncüsü haline getirmeyi başarırken, parodiler, operalar, şiirler ve tiyatro oyunlarına uyarlanan, barındırdığı tutkulu ve kendi kendini yok eden başkahramanıyla romantik Avrupalı okurların kült bir eseri haline geldi.