İstanbul şairi Nedim'in biyografi ve eserleri
"Lale Devri'nin bülbülü" olarak nitelendirilen Nedim, şarkı türünün gelişmesine önemli katkıları olan bir şairdi. Şiirleri değilse bile nasıl öldüğü hakkındaki söylentiler dillerde dolaştı. İstanbul Türkçesinin ilk söz ustalarındandı. Şiirlerinde Osmanlı yaşama üslubunun ince estetik yapısını bulduğumuz Nedim'in ölüm yıl dönümünde biyografi ve alıntılarını derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
Onun, şiirlerinde halk edebiyatına yakınlaşması, İstanbul hayatından sahneler sunması, gerçek hayattan alınan unsurları kullanması, günlük dilden gelen konuşma kalıplarına ve deyimlere yer vermesi yerlilik arzusunu gösteren unsurlar olarak görülür.
Bilindiği gibi on sekizinci yüzyılda halk ve divan şiiri arasında kısmen bir yakınlık söz konusuydu. Divanlarda heceyle yazılmış şiirler yer aldığı gibi, halk şairlerinin de divan şiirinin estetik ve hayal dünyasına yakın şiirler söyledikleri bilinir. Nedim'in;
"Sevdiğim cemâlin çünkim göremem Tutasın cihânı Sikender gibi
Çıkmasın hayâlin dil-i şeydâdan Şevket ile dünyâ dola hünkârım
Hâk-i pâye çünki yüzler süremem Kapına Ferîdûn bir çâker gibi
Alayım peyâmın bâd-ı sabâdan Her ne emredersen n'ola hünkârım"
dörtlükleriyle başlayan koşmaları, yerlilik arzusunun en somut göstergelerindendi.
"Açılır elbet nesîm-i nevbahar essin hele
Bend-i dil muhkem değil bend-i nikâbından senin"
( Hele ilkbahar yeli essin, gönlüm açılıp ferahlar; gönlümü sıkan bağlar senin yüzünü gizleyen örtünün düğümünden de sağlam değil ya…)
Nedim şiirinin bütün ilhamını, acılarını, neşesini gönlünden alır ve de işleyerek şiir haline getirir. Şairin yegâne sermayesi gönlüdür. Gönlü genellikle acılar içinde kebap olan şairlerimizin pek ender olsa da sevgilinin bir yan bakışı karşısında sevindikleri bile olur. Bu yüzden gönül kavramı, klasik şiirimizde çok sayıda benzetmeye konu olmuştur.