Edebiyatımızın darbelerle imtihanı
Edebiyat, hayatın damarlarından beslenir. Tarihimizdeki darbeler ve darbe girişimleri de bu sebeple edebiyatçılarımızın sırt çevirdiği meseleler olmamıştır. 1980'e kadar darbeler karşısında edebiyatımızın ve aydınların "ortak" bir karşı tavır gösterdiği söylenemez. 1980 Eylül'ünde ise ortak tavır herkesin kendi tarafından olaya bakış açısıyla olmuştur. 15 Temmuz darbe girişimi ise halka yapılmış ihanete karşı milletin bir arada mücadelede etmesi bakımından Türk tarihinde bir ilktir. Şanlı tarihimizde 15 Temmuz, halkın birlik içerisinde direniş günüdür. Türk edebiyatının darbelerle imtihanını sizler için derledik.
Önceki Resimler için Tıklayınız
60 Darbesi'ni şiirlerine konu edinen bir başka "sol" görüşlü şair de İkinci Yeni'nin ünlü ismi Cemal Süreya. Şairin bu minvalde kaleme aldığı ilk şiir "555 K". Şiirin başlığı aslında o günlerde solcu öğrencileri, Demokrat Parti iktidarını ve Turan Emeksiz'in öldürülmesini protesto etmeye çağıran bir parolanın kısaltması. Anlamı; 5. ayın, 5. gününde, saat 5'te Kızılay Meydanı'nda buluşalım demekti. Cemal Süreya'nın günlüklerinde belirttiği üzere o ve arkadaşları da bu eyleme katıldı ve şair bu şiirini söz konusu eylem üzerine kaleme aldı.
Süreya da diğer örneklerdeki gibi, şiirinde Demokrat Parti iktidarını baskıcı ve işkenceci olarak nitelendirmişti. Demokrat Parti dönemini; "Karanfil bıyıklı genç teğmenleri/Ak saçlı profesörleri, öğrencileri" öldüren, sindiren bir iktidar olarak eleştiriyordu. Ona göre 'Millet hayınları' yani iktidarı elinde tutanlar masum gençlerin kanına girmişlerdi.
Süreya'nın bu bağlamda yazdığı bir başka şiiri "Kısa Türkiye Tarihi II" başlığını taşır. Şair bu şiirinde de Darbe Anayasa'sını "Gül" devrine benzeterek över. Şöyle der:
Üç anayasa ortasında büyüdün
Biri akasya
Biri gül
Biri zakkum
Şiirdeki akasya, 1924 Anayasası oluyor; "gül", 60 Anayasası; "zakkum" ise 12 Eylül Anayasası… Evet, genelde sol aydınlar 60 Anayasası'nı Türkiye'deki en demokratik ve en özgürlükçü Anayasa olarak görmüşlerdir.
Necati Cumalı da Süreya'nın bakışını "Bir Gül Açıyorsa" şiirinde sürdürür. "Bir gül açıyorsa şimdi Türkiye'de/ Aşkla ümitle açıyor" mısralarıyla, Mayıs darbesini güle benzetir. Sonra Fazıl Hüsnü, bir şiirinde darbeyi Ergenekon'dan çıkışa benzetir. Ona göre "Ordular, topluluğun gücü", "Ordular toprağımızın çiçeği", "Ordular yapar geleceği", "Ordular ulusların usu"dur… Peygamber ocağı denen Türk ordusuna sözümüz yok elbet! Ama silahını kendi halkına çeviren darbeci askerler Türk askeri değil, ancak çapulcu ve başıbozuktur.
Onu "Ala Tanla Yetiştiler" şiiriyle Başaran izler. Ardından Attila İlhan, Kışlalarda gürül gürül borazanlar çalınır, diyerek darbeye övgüler düzer. Sonra Salâh Birsel, "Sisten Sonra"da; "Günaydın hepinize Türk ordusundan" mısraıyla 60 Darbesi'ne "Günaydın!" der. Onları Suat Taşer, Cahit Külebi, Sabih Şendil, Özker Yaşın takip eder…