Arama

Edebiyatımızda en güzel na'tlardan birini yazan Fehim-i Kadim

17. yüzyıl şairlerimizden Fehim-i Kadim, yakın dostu Evliya Çelebi'nin naklettiğine göre on yedi veya on sekiz gibi genç bir yaşta divan tertip etti. Yaşadığı sıkıntıları şiirlerinde dile getiren şair, aynı zamanda döneminde hakim olan sebk-i Hindi akımının da önemli temsilcilerindendi. Edebiyatımızda en güzel na'tlardan biri sayılan "ruz u şeb" redifli kasidesi, kendi döneminden sonra da pek çok şair tarafından örnek alındı. İşte kısacık ömrüne büyük başarılar sığdıran Fehim-i Kadim'in hayatı ve şiirleri...

  • 1
  • 14
FEHİM-İ KADİM'İN HAYATI
FEHİM-İ KADİM'İN HAYATI

Nabi'nin çağdaşı 17. yüzyıl şairi Fehim'in asıl adı Mustafa'ydı. Kendisi "Fehim" mahlasını kullanmış olsa da 19. yüzyıl başlarında yaşayan Süleyman Fehim Efendi ile karıştırılmaması için "Fehim-i Kadim" şeklinde anılmaya başlandı. Halep asıllı olan babasının, İstanbul'da unculuk veya kurabiyecilik yapmasından ötürü "Uncuzâde" diye de bilinirdi.

Fehim'in doğum tarihi kaynaklara 1627 olarak geçmişti. Edebiyat tarihlerinde yer aldığı üzere Fehim, "harika çocuk"tu. Fakat verilen bu doğum tarihine göre, 1640'ta ölen IV. Murad için yazdığı kaside şairin on iki on üç yaşlarına denk geliyordu. Bu yaşlarda böylesine bir kaside yazması pek mümkün görünmemekle beraber 1631'de yazdığı Şehrengiz göz önünde tutulduğunda, doğum tarihini daha önceki yıllara götürmek muhtemeldi.

Tahsil hayatı hakkında kesin bilgi olmayan şairin, Arap kökenli bir aileye mensubiyetinden kaynaklı olarak Arapçayı çok iyi bildiği kaydedilmişti. Farsça istinsah ettiği Örfi-i Şirazi divanından ve şiirlerinden yola çıkarak Farsçayı da çok iyi bildiği anlaşılıyordu.

Bir hayli kısa süren Fehim'in hayatı ne yazık ki talihsizlerle doluydu. Ünlü şair yaşadığı talihsizlikleri şiirlerine yansıttı. Fehim, çeşitli vilayetlerde katiplik yaptı. Bilhassa Mısır'a gitmeden evvel yazdığı şiirlerde talihsizliklerini dile getirirken bireysel yaşantısındaki sorunlar, şairin şiirine karamsar bir hava kattı.

Mısır'a gitmeden önce Anadolu'da mevki sahiplerinin değer bilmezliklerinden, bu ülkenin kötülüğünden, buradan kurtulma arzusundan ve diğer şairlerden şikâyet eden Fehîm, Mısır'da Eyüp Paşa'nın maiyetindeyken de rahata kavuşmasına rağmen sıkılıp İstanbul'a duyduğu özlemi dile getirdi. Şair nerede olursa olsun tam manasıyla iç huzuruna kavuşamadı.

Günler vatan hasretiyle gelip geçerken Fehim, çevresindekilerin olumsuz tepkilerine hedef oldu. Etrafındakilerin dedikoduları yüzünden gurbetten sıkıldığını belirtince Mısır Kalesi dizdarı Mehmed Ağa'nın sağladığı imkânlarla Mısır hazinesini İstanbul'a götüren bir kafileye katıldı. Kendi ifadesiyle "Mısır zindanı"ndan kurtulup "vatan-ı aslî" dediği İstanbul'a hareket etti.

Fakat ne yazık ki ömrü sıkıntılarla geçen şair, İstanbul'a kavuşma arzusuna ulaşamadan sıtma veya veba sebebiyle Konya'da vefat etti.

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN