Byung-Chul Han'ın modern yüzyıl okuması: Yorgunluk Toplumu
21. yüzyılla beraber zaman artık geçmemesi için değil geçmesi için uğraşılan bir argüman haline geldi. İnsanlık artık daha önce hiç olmadığı kadar umutsuz ve yorgun. Günümüzün en önemli eleştirmenlerinden olan Byung-Chul Han, Yorgunluk Toplumu kitabı ile büyük bir eleştiri okuması yapıyor.
Önceki Resimler için Tıklayınız
📚
İnsan bakmayı, düşünmeyi ve okuyup-yazmayı öğrenmelidir. Nietzsche'ye göre öğrenmenin amacı "yüksek kültür" olmalıydı. Bakmayı öğrenmek demek, "gözü sükûnete, sabra ve kendine-gelmeye-bırakmaya alıştırmak", yani, gözü derin ve yoğun bir dikkate, uzun ve aşamalı bir bakışa ehil kılmak demektir.
Byung-Chul Han
📚
Performans toplumunun yorgunluğu tecrit ve izolasyon dokuyan, yalnız bir yorgunluktur. Bunu Peter Handke "Yorgunluk Üzerine Denemesi"sinde "bölücü yorgunluk" olarak isimlendirir. "İki kişi önlenemez bir biçimde birbirinden uzak, her biri kendi en yüksek yorgunluğuyla meşgul; bizim yorgunluğumuzdan ziyade, seninki orada benimki burada yorgunluğu." Bu bölücü yorgunluk kişiyi "dilsizlik ve bakış beceriksizliğiyle" vurur. Bakış sahasını tamamen ben zapt eder. "Ona 'Ben senin yorgununum' diyebilemem, hatta 'Yorgunum!' bile diyemem (ki bu belki de bizi bireysel cehennemimizden kurtaracak ortak haykırışımız olurdu)…"
Byung-Chul Han
📚
Handke bu dilsiz, bakışsız, bölücü yorgunluğun karşısına beliğ, gören, barıştıran bir yorgunluk koyar. "Az ben'in fazlası" olarak yorgunluk, benin mandalını gevşeten bir aralık açar. Yalnızca başkasını görmem, ben kendim de bir başkasıyımdır ve "başkası da aynı esnada bendir." (…) Bu yorgunluk ben'i "açar", beni dünya için "geçirgen" hale getirir. Yalnız-yorgunlukta tamamıyla imha edilen "ikiliği" tekrar üretir. İnsan görür ve görülür. İnsan dokunur ve dokunulur.
Byung-Chul Han
📚
Handke'nin yorgunluğu kesinlikle bir ben-yorgunluğu, takatsiz benin yorgunluğu değildir. Bunu birçok kez "biz-yorgunluk" olarak dile getirmiştir. Burada ben senden yorgun değilimdir, Handke'nin söylediği gibi, "sana yorgunumdur": "Öylece otururduk –benim anılarımda hep dışarıda, öğle üzeri güneşinde- ve konuşarak ya da susarak bu ortak yorgunluğun tadını çıkarırdık… Bir yorgunluk bulutu, uçucu bir yorgunluk bulutu birleştirirdi bizi o zamanlar."
Byung-Chul Han