Mehmet Emin Ay
3.03.2025
Mehmet Emin Ay
Vakitle kayıtlı bir ibadet olan Oruç’ta “Seher”in önemi…
Tüm Yazıları

Vakitle kayıtlı bir ibadet olan Oruç’ta “Seher”in önemi…

İlk teravihleri kılıp, ilk sahurlara kalktığımız; ilk niyetlerimizle oruçlarımıza başladığımız ve ilk iftarlarımızı yaptığımız yeni bir Ramazan-ı Şerif'in ilk günlerindeyiz... İlk on günlük kısımda rabbimizin sonsuz rahmetine nail olacağımız günleri yaşıyoruz… Aslında her bir gecesi Kadir Gecesi olmaya aday özellikte maneviyat dolu bu ayın her bir gecesini "kıyam" ile değerlendirmemiz tavsiye ediliyor bizlere… Zira Sevgili Peygamberimiz (sav) bu ayla ilgili olarak verdiği bilgide, "Allah, bu ayın gündüzlerini oruçla, gecelerini de kıyam ile faziletlendirmiştir." buyurmuştu. İslam alimleri burada geçen "kıyam" kelimesinin geceyi uyanık olarak geçirmek anlamına geldiği gibi aynı zamanda namazla geçirmek anlamına da gelebileceğini ifade etmişlerdir. İşte Ramazan ayında farz namaz olan Yatsı namazına ilaveten, kılınan Teravih ve Teheccüd namazları, bu kelimenin işte bu yönüne işaret eder. Diğer yönüyle bakıldığında ise "kıyam", gecenin uyanık geçirilmesi anlamında "Seher vaktinde ayakta/uyanık olmak olmak" manasına da gelir. Dolayısıyla Peygamberimizin, Ramazan ayının gündüzleri oruçlu olmakla birlikte geceleri de hem teravih namazıyla hem de Seher vaktinde uyanmak ve uyanık olmak suretiyle sahur yapmaya teşvik ettiğini düşünebiliriz… Nitekim Hicretin ikinci yılında farz kılınan bu ibadeti dokuz yıl ashabıyla birlikte ifa eden Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz, Ramazan aylarını oruçlu geçirmek, aynı zamanda Teravih namazlarını kılmak ve sahura kalkmak suretiyle oruca niyetlenmek hususunda açık ve net örnekler bırakmıştır bizlere... Bugünkü yazımızda, oruç ibadetinde önemli bir yer tutan Seher vakti ve bu vakitte yenilen yemeği adı olan "Sahur"dan söz etmek istiyoruz. Çünkü sahurun, Peygamber Efendimizin sünnet-i seniyyesinde önemli bir yer tuttuğunu görmekteyiz. Her şeyin çok hızlı bir şekilde yaşandığı ve yine çok hızlı bir şekilde aktığı günümüzde, irade eğitimine büyük katkısı olan oruç ibadetini, daha pratik daha kısa zaman diliminde halletme düşüncesinde olan; yahut muhtelif sebeplerle sahura kalkmadan oruç tutmayı kendisi için daha uygun gören ve böyle değerlendiren ciddi bir kesimin var olduğunu düşündüğümüz günümüzde bu anlayışın doğru ve isabetli olmadığını ifade etmeliyiz. Unutulmamalıdır ki, belki ibadetler içinde, "görünen"in bu kadar az değerli kabul edildiği; "görünmeyen"in (manevi tarafın) ise en fazla kıymetli olduğu ibadet herhalde oruçtur. Böyle olunca ne şekilde olursa olsun oruç tutmak değil, en mükemmel, en güzel, en hassas ve dikkatli/özenli bir şekilde tutulan oruçtur bizden istenen… Ancak bu kalitede tutulan oruçlardır, elimizden tutup bizi "takva" mertebesine eriştiren…

Şimdi geliniz, seher vaktinde yediğimiz yemeğin, yani sahur'un hem orucumuz hem de dinî hayatımız açısından nasıl bir değer taşıdığını ele alalım ve konuyu incelemeye çalışalım.

Seher ve Sahur kelimeleri hangi manalar taşır?

Sözlükler seher için "sabah olmadan önceki vakit, gecenin son üçte biri" karşılığını verirler. Bu kelimeyle aynı kökü paylaşan sahûr ise dini bir terimdir ve tan yeri ağarmadan (imsak vakti) önce yenilen yemeğin adıdır. Bu kelimeye Hadis kaynaklarında aynı zamanda sehûr ve suhûr olarak rastlandığı gibi İslam coğrafyasında farklı telaffuzlar da söz konusudur. Meselâ ülkemizde bu kelimenin "sâfur, sifir, söhür" şeklinde anıldığı hepimizin malumudur. Tüm bu farklı telaffuzların ortak manası ise şudur: Sahur vakti, seher vaktidir; ve seher, esasında son derece değerli ve özel bir zaman dilimidir… Oruç tutmak niyetiyle sahur vakti uyanan ya da uyanık olarak sahura ulaşan bir kişi, oruçtan alacağı sevabın belki de aynısını daha oruca başlamadan önce, bu vaktin "bereketi" ile almaktadır. Çünkü Kur'an-ı Kerim ve hadisler bize seher vaktinin çok özel bir vakit olduğunu bildirmektedir…

Sahuru önemsememizi telkin eden hadisler…

İlgili kaynaklara baktığımızda bugünkü yazımızı doğrudan ilgilendiren "Sahur" kelimesinin çok sayıda hadiste geçtiğini görürüz. Bazı hadislerde bunun için sadece "sahûr" ya da "ekletü's-seher/ekletü's-suhûr" veya "taâmu's-seher/taâmu's-suhûr" ifadelerine rastlamaktayız. Sözgelimi bir hadisinde Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmaktadır: "Sahura kalkınız. Çünkü şüpheniz olmasın sahurda bereket(ler) vardır. Bir yudum suyla da olsa sahur yapınız. Çünkü Allah Teâlâ ve melekler sahura kalkanlara salât ederler."

Bu hadiste sahurun terkedilmeyip "bir yudumluk su" ile olsa da yerine getirilmesi tavsiye edilmiştir. Hadiste geçen "salât" kelimesi, Allah Teâlâ için olduğunda kuluna olan rızası ve ona olan hoşnutluğunun tecellisi olarak kabul edilir. Melekler için olduğunda ise müminlere hayır duaları, onlar için af ve mağfiret talebi olarak değerlendirilir. Dolayısıyla, sahura kalkanların, Allah'ın rahmetine ve meleklerin duasına mazhar olacağı belirtilmiştir. Hadiste geçen "bereketen" kelimesinin karşılığı onu, "nice bereketler" şeklinde anlamamıza imkan tanımaktadır. İşte bu durum, orucun tamamen manevi yönünü ilgilendiren tarafıdır. Böyle olunca sahura kalkarak oruca niyetlenmenin, mümine kazandıracağı birtakım hasletlerin ve özelliklerin varlığına dikkat çekilmiştir diyebiliriz. Bunlar da orucunu sahurla başlatan kişinin, Allah'ın rızası ve meleklerin duasına mazhar olmasının yanında aynı zamanda bir sünneti ihya ederek sevaba erişmesidir.

Söz konusu hadiste geçen "nice bereketler" ifadesinin yüklendiği başka manalar da vardır şüphesiz. Dilerseniz onları da bir sonraki yazımızda ele alalım. Ancak şu hususu bir kez daha vurgulamadan yazımıza son vermeyelim: Bir müminin dinî hayatında beslendiği iki temel kaynak vardır: Kur'an-ı Kerim ve Hz. Peygamber'in Sünnet-i Seniyyesi… Allah Teâlâ, Bakara suresinde 187. Ayette, "oruçlarımızı tutarken yemeklerimizi imsak vaktine kadar yiyebileceğimizi" ifade buyururken, O'nun Kutlu Elçisi Peygamberimiz ise o saatlerde uyanmayı ve uyanık olmayı ısrarla tavsiye ediyor ve bunun büyük bir karşılığı olduğunu müjdeliyor… Görünen o ki, sadece "maneviyat dolu" bir oruç tutabilmek için bile sahura kalkmak gerek vesselâm…

Feyizli ve bereketli sahurlar dileğiyle…

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.

YAZAR ARŞİVİ

Mehmet Emin Ay

Mehmet Emin Ay Diğer Yazıları