Arama

Prof. Dr. Mehmet Emin Ay
Mayıs 13, 2024
Allah’ın adı anılan meclisler ve melekler

Günlük yaşantısında müminlerle beraber olan, onu hayırlı işlere teşvik eden, işlediği salih amelleri hemen kayda geçiren meleklerin varlığını haber veren ayet ve hadisler, bu nurani varlıkların müminler için görünmeyen ama değerli birer dost olduğunu düşündürmektedir bizlere… Gerçekten de insanın içinde güzel bir davranış arzusu hissettiği zamanlar vardır… İşte bu tür düşüncelerin temelinde "meleklerin o kişiye ilhamından" söz eder Sevgili Peygamberimiz (sav)… Bir hadis-i şerifinde, "kötü niyete yönelten düşüncenin, şeytandan olduğunu bilmemizi ve hemen bundan Allah'a sığınmamızı; salih amellere ve güzel davranışlara yönelten duyguların da meleklerin verdiği bir ilham olduğunu bilmemizi ve bundan dolayı da Allah'a hamd etmemizi" tavsiye etmektedir. Çünkü, şeytanın da meleklerin de insan ruhu üzerinde etkileri söz konusudur. İlgili ayetlerden ve hadislerden, günlük yaşantısında sadece iyiliğe yönlendirme konusunda değil, daha birçok hususta meleklerin, müminler için görevlendirilmiş olduklarını öğreniyoruz… Bu minval üzere, farklı yönlerden bakarak konuya devam etmek istiyoruz…

Allah'ın anıldığı meclisleri araştıran melekler

Kur'an-ı Kerim, bir ayette, "Allah Teâlâ'yı anan kullardan "akıl sahipleri" olarak söz eder ve bunların, Allah'ı sadece ayakta ve otururken değil uzanmış yatıyorken de O'nun adını zikreden/anan kullar olduğunu" ifade eder (Bkz. Al-i İmran, 191) Bu ayet kişinin namaz dışında da Allah ile iletişiminin devam edebileceğini, iletişimi devam ettirmenin ise övülen bir davranış olduğunu ortaya koymaktadır. Acaba mümin hangi davranışıyla bunu gerçekleştirebilecektir? Hangi ameli, onu zikreden kullar mertebesine yükseltecektir? Bu soruların cevaplarını bulmak maksadıyla hadislere başvurduğumuzda, karşımıza yine ona dost meleklerin varlığıyla karşılaşıyoruz. Evet, hadisler, "kimselerin olmadığı yerlerde Allah'ı zikredenleri de Kur'an okuyan müslümanları" da ziyaret ederek bu zikirleri dinleme ve kaydetme göreviyle görevlendirilmiş meleklerden bahseder. Yine hadisler, meleklerin, "ilim öğrenmek üzere yola koyulan kişilere" de kanatlarını gerdiklerinden ve onların bu müstesna sevgi ve ilgi dolu jestinden söz etmektedir. Ancak şimdi aktaracağımız hadis-i şerif son derece manidar bilgiler ihtiva etmektedir. Çünkü buradaki görevli meleklerin adeta "özel görev" sahibi oldukları ve sadece bu iş için görevlendirilmiş oldukları anlaşılmaktadır. Onların, övgü dolu sözlerle müminlerden Allah'a bahsedişlerini son derece etkileyici cümlelerle anlatıyor bizlere Sevgili Peygamberimiz (sav)…

"Ebû Saîd el-Hudrî (ra) anlatıyor: Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: "İnsanların amellerini kayıt altına alan melekler dışında Allah'ın yeryüzünde dolaşan (seyyar) melekleri vardır. Bunlar Allah'ı zikreden bir topluluğa rastladıklarında, 'Aradığınız işte burada haydi gelin!' diye diğer melekleri de çağırırlar. Sonra onlar da hemen oraya gelerek dünya semasına kadar Allah'ı zikreden bu kulları çepeçevre kuşatırlar. Görevlerini tamamladıktan sonra katına yükseldiklerinde, Allah Teâlâ o meleklere sorar: 'Kullarımı hangi hâl üzere bıraktınız?' Onlar da, 'Biz onları bıraktığımızda sana hamd ediyorlardı, seni tâzim ediyorlardı ve seni zikredip anıyorlardı.' diye cevap verirler."

Yeryüzündeki "Zikir Meclisleri"ni tespit göreviyle görevlendirilmiş bu "özel görevli melekler" ile ilgili başka hadisler de vardır. Hadis külliyatında "Kitâbu'l-Ezkâr" başlığı altında yer alan bu hadislerin hepsi birden göz önüne alınarak şunlar söylenebilir: Allah Teâlâ'yı anmak, O'nu isimleriyle zikretmek, dünya hayatında mümin için çok büyük bir iştir. Ki bu iş önemi ve yüce değeri, ayet-i kerimede de "Elbette ki Allah'ı zikir, en büyük/yüce/değerli bir iştir." (Ankebut, 45) buyurularak konuya dikkat çekilmiştir. İşte böylesine büyük bir görev için tahsis edilen melekler de özel görevli melekler olmaktadır. Buradan hareketle diyebiliriz ki, Arefe gününün fazileti, kanaatimizce milyonlarca müminin bir araya toplandığı gün olmasından ve yapılan Vakfe ile yeryüzünün en büyük zikir meclisinin varlığına şahitlik etmesindendir, Allahu a'lem…

Salât ü selâmları kaydeden melekler…

Hem konuyla ilgili ayet-i kerimeden hem de hadislerden, Resul-i Ekrem (sav) Efendimize meleklerin salât ü selam okuduklarını ve yeryüzünde ümmetinden kim salevât okursa bunları kaydedip Peygamberimize bilgi verildiğini öğrenmekteyiz. Ahzâb suresinin 45. ayetinde, "Allah Teâlâ ve meleklerinin, Nebi (sav) salât (dua) ettikleri" bildirilirken, Abdullah b. Mes'ûd (ra) tarafından rivayet edilen bir hadis-i şerifte ise Sevgili Peygamberimiz (sav) şöyle buyurmuştur: "Allah'ın yeryüzünde dolaşan ve ümmetimin gönderdikleri selâmları bana ulaştıran melekleri vardır."

Denilebilir ki, Peygamberimizin adının anıldığı meclisler de, ona salat ü selam okunan yerler de, meleklerin araştırdıkları; rastlayıp buldukları zaman da uğramadan geçmedikleri ve okunan salevâtları da, okuyanları da kaydedip Peygamberimize bildirdikleri yerlerdir… Çünkü melekler, Son Nebinin de onun ümmetinin de dostlarıdırlar, vesselâm…

Konuya dair son yazımızda buluşmak dileğiyle…

Mehmet Emin Ay

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN