Arama

Bir baba olarak Peygamber (as)

Bir baba olarak Yakub Peygamber (as)

Hatırlayacağınız üzere, toplumun temel taşı olarak kabul edilen "aile"de huzur ve mutluluğu elde edebilmenin yollarından en önemlisinin, Kur'an'da bahsi geçen peygamberlerin aile hayatlarına bakmak ve onlardan dersler çıkarmak olduğunu ifade etmiştik, geçmiş yazılarımızda… Bu maksatla Hz. Nuh ve Hz. İbrahim (asm) peygamberlerden ve ailelerinden söz ederek kıssalardan hisse çıkarmaya çalışmıştık. Araya giren güncel hadiseler sebebiyle bir süre ertelemek durumunda kaldığımız bu konuya dair yazılarımıza Hz. (as) ile devam etmeyi düşünüyoruz. Bugünkü yazımız, evlatlarını kaybetmiş bir babanın duygularını ve düşüncelerini bize anlatan Suresi'nin bazı ayetlerinden alınan bilgilere dayanıyor; zira bu sure hem Hz. Yusuf'u hem de babası Hz. Yakub'u tanımamıza imkan sağlıyor…

NEDEN "KISSALARIN EN GÜZELİ?"

Yusuf suresinin ilk ayetlerinde, "Sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz. Halbuki daha önce sen bu yaşananlardan haberdâr değildin." (Yusuf, 3) buyurulmakta ve bu bilgilerin "Ahsenü'l-Kasas" olduğuna vurgu yapılmaktadır. Kur'an tercümelerinde daha ziyade "en güzel kıssa" diye çevrilen "ahsenü'l-kasas" tamlamasındaki "kasas" kelimesi sözlükte "bir şeyin izini sürmek" anlamına gelmektedir; isim olarak, "anlatılan haber" demektir. Kur'an'da daha çok bu mânada kullanılmıştır ve müstakil olarak "Kasas" adlı bir sureye de isim olmuştur.

Surenin, bu şekilde bir vasıfla vasıflandırılmasının elbette birçok sebebi vardır. Çünkü Yusuf suresi birçok yönden incelenmesi gereken anlam zenginliğine sahip olması, muhtelif birçok hadise ve sonuçlarının tezahürlerini barındırıyor olması bakımından dikkat çekicidir. Ancak yazımızda sadece bizi ilgilendiren tarafa; Hz. Yusuf'un babası Hz. Yakub ile yaşadıklarına eğilmeye çalışacağız.

BABA-OĞUL DİYALOĞUNDA DİKKAT ÇEKEN İFADELER

Surenin başındaki ilk ayetlerde, Hz. Yusuf (as) gördüğü ilginç bir rüyayı babasına anlatmaktadır. Burada ilk dikkatimizi çeken şey, baba-oğul arasındaki samimiyet ve iletişim imkânıdır. Çünkü Yusuf, rüyasını öncelikle babasına anlatmaktadır. Ancak gerek onun babasına; gerekse babasının ona hitap şekli dikkat çekicidir. Zira bu ayetler, baba-oğul diyaloğunun nasıl olması gerektiğine dair önemli bir mesaj taşımaktadır. Gördüğü rüyayı babasına anlatırken, "Babacığım" diye sözlerine başlayan Yusuf'a, babası da "Yavrucuğum/Oğulcuğum" anlamındaki şefkat ve sevgi yüklü "Yâ Büneyye" kelimesiyle hitap etmektedir. Kur'an-ı Kerim'de peygamberlerin evlatlarıyla olan diyaloglarında istisnasız her yerde göze çarpan bu üslup, baba-evlat arasındaki iletişimde kullanılacak kelimelerin ve hitap şeklinin "saygı, sevgi, şefkat ve benimseme" esaslı olmasını telkin etmektedir.

HZ. YAKUB'UN UYARISI NEYDİ?

Oğlunun gördüğü rüyadaki sırrın farkında olan Hz. Yakub (as) ondaki kabiliyet ve özelliklerin, Yusuf'u peygamberliğe hazırladığını anlamıştı. Ancak bu rüyayı başkalarına/kardeşlerine anlatmaması hususunda uyarıda bulundu: "Rüyanı kardeşlerine anlatma. Sonra sana bir tuzak kurarlar. Çünkü şeytan insan için apaçık bir düşmandır" (Yusuf, 5)

Hz. Yakub (as) hem bir peygamber hem de babadır. Üvey kardeşlerinin, bu anlamlı ve muhteşem rüyayı gören Yusuf'u kıskanmalarından endişe etmektedir. Çünkü kıskançlık, insan benliğinde kendisini çok ustaca gizleyen bir kötü ahlak özelliğidir. İnsan benliği (nefs), farkına varması çoğu kez mümkün olmayan bir şekilde insanı yanıltarak kıskançlığı "doğru" bir şey gibi gösterir. Böylece insan hased denilen bu kötü ahlakın etkisinde kalarak nice yanlışlıklara düşer ve sonuçta yaptığı iyilikler birer birer elinden çıkar. Belki de bu sebepten, Sevgili Peygamberimiz: "Hasedden sakının. Çünkü o, ateşin odunları yakıp yok ettiği gibi, sizin de salih amellerinizi yok eder." buyurmaktadır.

Bu ayette Hz. Yakub'un dikkat çektiği bir başka husus ise "şeytanın insan için apaçık bir düşman" oluşudur. Bu uyarı Kur'an-ı Kerim'de başka yerlerde de geçer. Ancak Hz. Yakub'un evladını, ağabeylerinin muhtemel zararından ve kötülüğünden korumaya çalışırken "şeytan" unsuruna dikkat çekmesi anlamlıdır. Burada görünen odur ki, şeytan insan benliğinde var olan birtakım özellikleri çok sinsi ve profesyonelce kötü yöne sevk edebilmekte ve insanı yanılgılara düşürebilmektedir.

Yüce Rabbimizin birçok ayetlerle, Hz. Yakub'un ise bu ayette dikkatimizi çektiği "şeytanı düşman bilme" anlayışı, Müslümanlar tarafından yeterince önemsenmiş değildir kanaatindeyiz. Zira insanoğlunu hedef tahtasında 1 numara olarak belirleyen şeytan, insan için acaba kaçıncı sıradaki düşman olarak görülmektedir? Bu soruya vereceğimiz cevap çoğunlukla olumsuz veya yetersiz olduğu kanaatindeyiz. İşte bu sebeple, insanoğlu şeytan tarafından çoğunlukla yanıltılmakta ve aldatılabilmektedir. Babalarının, anneleri Rahîl'in vefatı sebebiyle yaşları küçük olan Yusuf ve Bünyamin'e göstermiş olduğu şefkat ve sevgiden dolayı kıskançlık duyan ağabeyleri de işte bu manada şeytanın aldatmalarına muhatap olan kimselerdi… Nitekim Hz. Yakub da bundan korkmaktaydı…

Bundan sonra yaşananları önümüzdeki yazımızda ele almak üzere sağlıcakla kalınız.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN