Arama

Yaşlanma döneminde din eğitiminin önemi

Yaşlanma döneminde din eğitiminin önemi

Yaşlılık döneminin özelliklerinden bahsettiğimiz önceki yazılarımızdan sonra bugün önce mukaddes kitabımızda ve 'in (sav) hadislerinde yaşlılarla ilgili bilgilerden söz edecek, ardından bu dönemde yaşlılara verilecek manevi destek ve din eğitiminin onlar için sağlayacağı faydaları ele almaya çalışacağız.

KUR'AN-I KERİM AYETLERİNDE YAŞLILIK VE YAŞLILAR

'de yaşlılık ve yaşlılardan bahseden birçok ayet bulunmaktadır. Gerek özelliklerini gerekse yaşlılık psikolojisini anlamamıza imkan veren bu ayetler şöyle sıralanabilir:

"Sizleri yaratan O'dur. Yaşlılık dönemine ulaştıracak, ömrünün son demlerindeki düşkünlük haline, bildiği şeyleri bilemeyecek hale geleceği günlere ulaştıran da O'dur." (Nahl, 70)

Bu ayet, "erzel-i ömür" olarak adlandırılan "düşkünlük" halinin her insan için kaçınılmaz olduğunu ortaya koymaktadır. Bir başka ayette ise şöyle buyurulmaktadır:

"Kime uzun ömür verirsek, onu yaratılış itibariyle tersine çeviririz (gücünü azaltırız). Hâlâ düşünmeyecekler mi?" (Yâsin, 68)

Yaşlılara davranış biçimi hususunda ise hüküm net ve açık bir şekildedir:

"Rabbin kesin olarak şunu emretmiştir: Sadece O'na kulluk edeceksiniz. Bir de anne babanıza iyilikte bulunacaksınız. Şayet onlardan biri ya da ikisi senin yanında yaşlanacak olurlarsa onlara "öf" bile deme! Onları azarlama; ikisine de güzel sözler söyle. Merhametle tevazu kanatlarını onların üzerine ger ve şöyle dua et: "Rabbim! Ben küçükken onlar bana nasıl şefkatle davrandıysalar şimdi Sen de onlara öylece rahmetinle muamele eyle." (İsra, 23-24)

Kur'an-ı Kerim'de, bir evlada sahip olmak maksadıyla uzun yıllar dua eden ve sonunda duası makbul olan Hz. Zekeriya'dan, yine yaşlılık döneminde İsmail ve İshak isimli evlatlarına kavuşan 'den de bahsedilmektedir. İkisi de ileri yaşlılık dönemlerine ulaşmış ama ettikleri duanın kabul edileceği hususunda ümitlerini asla kaybetmemiş peygamberlerdir.

"Kâf Hâ Yâ Ayn Sâd. Bu ayetler, Rabbinin kulu Zekeriya'ya rahmetinden bahsetmektedir. Hani o hafif bir sesle Rabbine şöyle niyaz etmişti: "Rabbim! Kemiklerim zayıfladı. Saçlarım ağardı. Ama ben Sana ettiğim dualar sayesinde hiç bedbaht olmadım." (Meryem, 1-4)

"Bana yaşlılık dönemimde İsmail'i ve İshak'ı lütfeden Allah'a hamdolsun. Şüphesiz Rabbim her duayı işitendir." (İbrahim, 39)

Yine Kur'an-ı Kerim'de, verdiği mesajlarla dikkat çeken surelerden biri olan Asr suresi, hayatın son demlerini çağrıştıran ikindi vaktinden bahsetmekle de yaşlılık dönemine işaret etmektedir. Bu surede, hayatın son dönemine yaklaşan insanların çeşitli alanlarda bir "kaybetme" durumu ile karşı karşıya olduğu vurgulanır. Bununla birlikte bu surede ortaya çıkan bir gerçek de şudur: Yaşlılık aslında bir bakıma bireysel yücelik ve dinî açıdan olgunluk dönemi olarak olumlu bir özelliğe de sahiptir. Çünkü faydalı ve güzel davranışlarda bulunmak, insanlara hakkı ve gerçekleri tavsiye etmek ve sabrı öğütlemek (Bkz. Asr, 2-3) de yine yaşlılık dönemlerindeki insanların özelliklerindendir. Nitekim Hz. Musa'nın kişiliğinde önemli etkileri bulunan "yaşlı bilge" durumundaki Hz. Şuayb Peygamberden de 23-28. ayetlerde genişçe söz edilmektedir.

PEYGAMBERİMİZİN HADİSLERİNDE YAŞLILIK VE YAŞLILAR

Resul-i Ekrem (sav) Efendimiz, "büyüklere hürmet" konusunda birçok hadisiyle konuya dikkat çektiği için Müslümanlar bunu "İman'ın Şubeleri"nden biri olarak kabul etmişlerdir. Peygamberimizin, konuyla ilgili hadislerinde de yaşlılık ve yaşlılar üzerine mesaj yüklü ifadeler bulunmaktadır. Bunlardan bir kısmı şöyledir:

"Küçüklerimize şefkat göstermeyen ve büyüklerimizin kadrini bilmeyen bizden değildir."

"Yaşından dolayı bir yaşlıya hürmet eden gence, Allah yaşlılığında hürmet edecek kimseleri nasib eder."

"Annesi veya babası ya da her ikisi yaşlılık dönemlerinde kendisi yanında bulunup da onların hoşnutluğunu alarak cenneti kazanamayan kişiye yazıklar olsun."

"Allah'ım! Ömrün son demlerindeki düşkünlükten Sana sığınırım."

"Sizden herhangi biriniz imam olduğunda namazı kısa kıldırsın. Zira cemaati içinde yaşlı olanlar vardır."

"Beli bükük yaşlılarınız olmasaydı üzerinize azap sel gibi inerdi."

YAŞLANMA DÖNEMİNDE MANEVİ DESTEK VE DİN EĞİTİMİNİN ÖNEMİ

İnsanın temel birtakım bedensel / maddî ihtiyaçları ve tatminleri yanında inanma, bağlanma, sadâkat, dayanma, güvenme, korunma, dürüstlük, iyilik, doğruluk, adalete sahip olma gibi ruhsal/manevi ihtiyaçları ve tatminleri de vardır. Bu ruhsal yönelimler kişiyi hem bilgiye, sevgiye ve umuda, hem de aşkınlığa, bağlanmaya ve şefkate ulaştırır. Ruh ve beden ikilisi, insan bütününü meydana getirdiği için bu ikiliden herhangi birine ait eksiklik ya da olumsuzluk bu bütünlüğün bozulmasına sebep olur.

"Moral motivasyon" olarak da adlandırılan maneviyat olgusu, insanın sahip olduğu içten ve özgün bir kapasite olarak hayatın her alanında ona cesaret ve güven veren bir enerjidir. Kişinin maneviyatının yüksek olması, yapabilme ve başarabilme gücünün de yüksek olması demektir. Onun zaafa uğraması ise aynı şekilde kişide mutsuzluğa ve umutsuzluğa sebep olmakta ve "yapabilme", "başarabilme" gücünü yok etmektedir.

Özellikle emeklilik çağı ile birlikte yaşlanmanın gerçekleştiği bu dönemde ortaya çıkan hastalıklar sebebiyle başka kimselere bağımlı olma, kısıtlı gelir kaynakları ve çeşitli kayıplar, yaşlılarda yardımsızlık ve kontrol kaybı duygusunun oluşmasına sebep olmaktadır. İşte dinin sağladığı maneviyat desteği bu tür kimseler için gerçek bir ümit kaynağı olabilir. Bu duygusal ihtiyaçlarını karşılamada "Allah'a güvenmek", yaşlılar için önemli ve değerli bir "dayanma gücü" sağlayabilir.

İnsanların yaşlandıkları zaman Allah'a olan bağlılıklarında daha da artış görüldüğü gözlenmektedir. Gençlik dönemlerinde dine fazla ihtiyaç duymayan insanlar, yaşlandıklarında karşılaştıkları sorunlarla "başa çıkma" yöntemi olarak dine daha çok yönelirler. Çünkü dinî değer ve inançlar, özellikle hayatın trajik anlarında, yoğun gerilim yaşandığı durumlarda gerçekliğin algılanması ve yorumlanmasında pek çok yaşlı insan için temel referans noktasıdır.

Yaşlanma döneminde gerçekleştirilen din eğitimi, yaşlıların özellikle ölümü daha makul bir şekilde kabullenmelerine imkan sağlayacaktır. Zira Psikiyatri, insanların psikolojik sorunlarına çözüm getirmiş, hayata, yaşamaya önem vermiş ama hayata; yaşlılık, ölüm ve ahiretle süreklilik kazandırma konusunda başarılı olamamıştır. Psikiyatri ve bilim, ölümü ve ahireti hayatın dışında değerlendirerek ihmal etmesi sonucu özellikle ölümü anlama ve anlamlandırma konusunda başarısız olmuştur.

Öte yandan, kişinin hayata dair anlamlı bir bakış açısına sahip olmasında önemli bir rol oynayan "Bütünlük Duygusu", kişinin kendisi, başkaları ve Allah ile iyi ilişkiler içinde olmasına destek sağlarken, din bu bütünlüğü yakalamada da önemli bir belirleyicidir.

İşte bu noktada diyebiliriz ki, din eğitimi yaşlı insanlara bütünlük ve anlam kazandırma suretiyle değişim vasıtası olarak işlev görür ve yaşlıların hayatına canlılık getirir. Ayrıca onun hem bu dünyaya hem de ahiret hayatına hazırlama gibi bir işlevi de vardır. Çünkü bir dinî inanca, manevi desteğe sahip olmak, yaşlıların hayatlarında ölüm korkusunu hafifletme, arkadaşlık kurma, dinî etkinliklere karşı içten bir kabul gösterme, yoksulluk, acı ve keder durumlarına uyum sağlamada yardımcı olma, cesaretsizlik ve kriz anlarında destek verme gibi konularda faydalı olmaktadır.

Özellikle yaşlılık döneminde din eğitiminin desteklemesi ve güçlendirmesi gereken duyguların başında, hayatın "anlam dolu" olduğu duygusu gelir. Modern yaşamda anlam yokluğunun beraberinde getirdiği yıkım en ağır biçimde yaşlılık döneminde hissedilir. Çünkü kaçınılmaz olan kayıplar ve ölüm gerçeği ile bu dönemde daha yakın bir şekilde yüz yüze gelinir. Bu nedenle yetişkinlerin anlam duyguları, dinî inanç ve değerlerle beslenmeli hayata daha olumlu bakmaları sağlanmalıdır.

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN