Arama

Ayasofya bayram namazlarına tekrar kavuştu

Ayasofya bayram namazlarına tekrar kavuştu

Ayasofya’da ilk bayram namazı 567 yıl önce Ekim 1453’te ’nda kılındı. İlk namazı ise Aralık 1453’te eda edildi. Ayasofya’daki bu büyük bayram namazı coşkusu 31 Temmuz 2020’de tekrar başladı.

Bayramlar, Müslümanların Medine'ye hicretinden sonra 624'te başlamıştı. 3, ise 4 gündü. İmparatorluğu zamanında Ramazan Bayramı'na "Iyd-i Said-i Fıtr", Kurban Bayramı'na ise "Iyd-i Said-i Adha" denirdi.

BAYRAMIN TESPİTİ
Osmanlı döneminde, bayramların başlangıcının tespiti için yeni ayın girmesinin tespit edilmesi gerekliydi. Bunun için de hilal gözlenirdi. Osmanlı İmparatorluğu'nda ramazan ayında iken bayramın başlaması için şevvâl ayının girdiğinin işareti olarak hilalin görülmesi beklenirdi. Eğer Ramazan'ın 29'unda hilal görülmezse Ramazan'ın 30'unda top atılarak ertesi günün bayram olduğu ilan edilirdi. 10 Zilhicce'de başlayan Kurban Bayramı'nda da ayın durumuna göre Zilhicce ayının birinci gününü tespiti ile arife ve bayram günü belli olurdu. Ramazan'ın başlangıcını, bitişini, Kadir Gecesi'ni ve Kurban Bayramı'nın ne zaman olduğunu belirlemek Kadısı'nın göreviydi. Kadı bu günleri tespit ettikten sonra saraya bildirir, daha sonra da halka ilan edilirdi. Saraya bu günleri bildiren İstanbul kadısı yüklü bir miktarda bahşiş alırdı.
Arife günü ikindiden itibaren Ramazan Bayramı'nın üçüncü günü, Kurban Bayramı'nın ise dördüncü günü akşamına kadar her gün top atılırdı. Bu toplar genellikle Tersane'den ve Donanma'dan ateşlenirdi. Bazen limanda bulunan başka milletlere ait gemiler de top atarlardı. Ramazan ve Kurban Bayramı öncesi arife gecesi bütün cami ve mescitlerin kandilleri yakılırdı.

BAYRAM PROTOKOLÜ
Ayasofya'da ilk namaz 29 Mayıs 1453'te, ilk cuma namazı ise 1 Haziran 1453'te kılındı. Ayasofya'da ilk bayram namazı Ekim 1453'te Ramazan Bayramı'nda eda edildi. İlk Kurban Bayramı namazı ise Aralık 1453'te kılındı.
Bayramlarda, İstanbul'da en önem verilen hadise padişahların bayramlaşma törenleriydi. Bayram törenlerinin hazırlıkları Teşrifat Kalemi'nin, yani Protokol Müdürlüğü'nün vazifesiydi. Padişah için düzenlenecek tebrik töreninin teferruatı bu daire tarafından hazırlanır ve işlemler buna göre yürürdü. Ramazan Bayramı namazı ve bayramlaşma merasimine katılacaklara davet tezkireleri dağıtılırdı.
Padişah bayram sabahı namazını Hırka-i Saadet Dairesi'nde kıldıktan sonra, bu yerin önüne taht konulurdu. Hükümdar tahta oturunca orada bulunan hocalar dualar okurlar, ardından görevliler bunlara hediyelerini verirlerdi. Mehter çalmaya başlayınca bir taraftan da topluluk hep bir ağızdan "Bu gibi günlere yetişmek her zaman müyesser ola" diye bağırırlar ve dua ederlerdi.

III. Selim sarayda bayramlaşıyor

EN BÜYÜK BAYRAMLAŞMA
Osmanlı padişahı ile bayramlaşma hakkı olanlar kanunnamede belirlenmişti. Bu hakka haiz olan kişiler sabah namazını 'nde kıldıktan sonra saraya gidip 'da toplanırlardı. Topluluğun geldiği haberi padişaha iletilince, sultan da bunun üzerine Arz Odası'na geçerdi. Daha sonra da görevlilerin dizildiği yoldan tahtın bulunduğu yere gelirdi. Burada padişahı karşılayan nakibüleşraf dua ederdi.
Tören sırasında kimin nerede duracağı en ufak teferruatına kadar belliydi. Örneğin padişahın oturduğu tahtın arkasında sağda harem ağası, solda da silahdar bulunurdu. Buradaki tören sırasında mehter durmadan çalardı. Padişah tahta oturduktan sonra devlet adamları rütbelerine göre sağ taraftan gelerek padişahın eteğini öperlerdi. Veziriazam, kazasker gibi görevliler etek öperken padişah ayağa kalkardı. Bu üst düzey ricalden sonra sıra defterdar, nişancı reisülküttap, defter emini gibi bürokratlarındı. Ancak bunlar öncekiler gibi etek değil eşik öperlerdi. Şeyhülislâm ise padişahın önünde eğilir ve elini öperdi. El etek öpme işlemini bitiren görevliler kendileri için belirlenmiş yere geçerek tören müddetince ayakta dururlardı. Kapıkulu ocaklarını üst düzey subayları da bu bayramlaşmada bulunurdu.

Ayasofya

AYASOFYA'DA BAYRAM NAMAZI
Törenin bitiminden sonra padişah Has Oda'ya geçerek bayram namazı için üstünü değiştirirdi. Bayram namazı büyük camilerden birisinde, genellikle saraya yakın Ayasofya Camii'nde veya 'nde kılınırdı. Bayramdan önce padişaha namazı nerede kılacağı sorulur, buna göre hazırlık yapılırdı. Padişahın gideceği caminin yoluna mavnacı ve hamallar tarafından kum dökülerek yol düzeltilirdi.
Padişah haremden çıkıp, özel olarak süslenmiş atına biner ve Babüsselam Kapısı önünde kendisini bekleyen devlet adamlarıyla birlikte camiye doğru yola çıkardı. Devlet ileri gelenleri rütbelerine göre atlı veya yaya olarak padişahı takip ederlerdi. Camiye gidilip, namaz kılındıktan sonra da aynı düzen içerisinde saraya geri dönülürdü. Bayram namazı için yapılan bu gidiş ve dönüşe "bayram alayı" denilirdi. Ahaliden derdi olanlar, padişahın yanındaki çavuşlara meselelerini anlattıkları arzuhallerini verirdi. Bu dilekçeler daha sonra incelenerek ihtiyaç sahiplerinin dertlerine çare bulunmaya çalışılırdı.
Vezirler ve devlet ileri gelenlerinin bayram namazını bazen Divan-ı Hümayun'da Ayasofya hatibinin imamlığında kıldıkları da olurdu.
Bayramın ikinci günü padişah Yenisaray'da, yani 'nda bulunan Gülhane Köşkü'nde bulunurdu. Buraya kaymakam, şeyhülislâm, kaptanpaşa gibi görevliler maiyetleri ile birlikte gelirler ve bayram tebriği için bir tören düzenlenirdi. Bayramın üçüncü günü ise padişahlar adet olarak Eski Saray'da cirit oyunu seyrederlerdi.

III. Mustafa'nın bayram alayı

CUMA VE BAYRAM NAMAZI
Osmanlı döneminde her camide cuma ve bayram namazı kılınamazdı. Cuma namazı kılınan camilere adı verilirdi. Cuma namazı bir şehrin adı verilen en büyük camiinde kılınırdı. Bundan amaç o şehirdeki bütün Müslümanların bir araya toplanmasıydı. Ancak zamanla Ulu Cami namaz kılanlara yetmez hale gelince merkeze yazı yazılarak yeni Cuma Camii için izin istenirdi. Padişahın emriyle izin istenen mescide minber konularak, cuma ve bayram namazı kılınan camiye dönüştürülmesine müsaade edilirdi. Cuma Camii olan yerlere beratlı hatipler de atanırdı. Cuma namazı kılınması için uygun cami olmayan yerlerde, ahali hükümet konağı ve kışlalarda cuma ve bayram namazını cemaat halinde kılarlardı.

Erhan Afyoncu- Sabah

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN