Arama

enstrümanının son usta icracısı:

Girift enstrümanının son usta icracısı: Giriftzen Asım Bey

Geleneksel Türk müziğinin unutulmuş çalgılarından biri olan giriftin son temsilcisiydi, . 1876 Osmanlı-Rus Harbi’ne yüzbaşı ve yaver olarak katıldı. Savaştan sonra İstanbul’da binbaşı rütbesiyle Üsküdar itfaiyesinde görev yaptı. Eserleriyle de zamanının önemli bestekârları arasında yer alan Giriftzen Asım Bey'i vefat yıldönümünde icracılığı ve hayatıyla birlikte rahmetle anıyoruz.

Bir cinsi olan üflemekte devrinin en başarılı icracısı olduğu için Giriftzen lakabıyla tanınmış olan Âsım Bey, Yenişehr-i Fenâr'da (bugün Yunanistan'da Larissa şehri) doğdu. Babası Muhzırzâde Ali Efendi'dir. Küçük yaşta mûsikiye ilgi duyarak 'ne devam etmeye başladı. Sesinin güzelliği ve mûsikiye olan kabiliyeti sebebiyle kısa zamanda dikkati çekti. On üç yaşında mutrib*e çıktı. Üç dört ay sonra şeyh tarafından âyinlerdeki ney taksimlerini yapmakla görevlendirildi. Ayrıca Şeyh Nazif Efendi'den Farsça öğrenerek Mesnevî okudu. On yedi yaşlarındayken Maliye Nezâreti'nde görev aldı ve İstanbul'a gitti. Bir müddet sonra İzmir ve Aydın'a tayin edilerek üç yıl kadar idarî görevlerde bulundu.

İSTANBUL İTFAİYE KUMANDANI ASIM BEY

Askerlik çağı geldiğinde İzmir'e gitti, bu şehirde Askeri Hesap Memuru olarak çalışırken Mülazım rütbesiyle subay oldu. 1872'de İstanbul'a döndü ve Sultan Abdülaziz tarafından kurulan İstanbul İtfaiye Teşkilatına yüzbaşı rütbesi ile girdi. Bir yandan da ney ve girift dersleri aldı. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'na Bölük Kumandanı görevi ile katıldı. Savaştan sonra İstanbul'daki görevinin başına döndü; Binbaşı rütbesi ile İstanbul İtfaiye Kumandanı oldu. Bu görevi hakkında "Önce tulumbacılıktır diye kabul etmek istemedim. Amirlerim ısrar ettiler kabul ettim" ifadesini kullanır.

İstanbul İtfaiye Teşkilatı Kumandanı iken Amasya'ya sürülmüş ve bu şehirde pek çok sanatçı yetiştirmişti. Beste de yapan sanatçının en çok bilinen yapıtları arasında "Cana rakibi handan edersin" adlı şarkı başta yer alır. Müzisyen ve eğitimci Musa Süreyya Bey, müzisyen Cevat Asım Bey, radyo sanatçısı Asım Yücesoy, piyanist ve besteci Nihal Erkutun, tiyatro sanatçısı Muazzez Lutas'ın babasıdır.

NEY ÜFLEMEDEKİ İLK HOCASI

Eserleriyle de zamanının önemli bestekârları arasında yer alan Âsım Bey'in ney üflemedeki ilk hocası Neyzen Yûsuf Paşa'nın talebelerinden Hasan Dede'dir. İstanbul'a geldikten sonra ise meşhur neyzen Sâlim Bey'den meşketmiştir. Osmanlı-Rus savaşına katılmak için İstanbul'dan ayrıldığında hocası Sâlim Bey'in yanında kolayca taşıyabilmesi için hediye ettiği giriftle savaş yıllarında meşgul olarak iyi bir giriftzen olmuştur. Savaş dönüşü İstanbul'a geldiğinde Neyzen Yûsuf Paşa, Hacı Ârif Bey, Bolâhenk Nûri Bey, Tanbûrî Ali Efendi, Medenî Aziz Efendi gibi mûsiki üstatları ile arkadaşlık etmiş ve onlardan faydalanmıştır. Türk mûsikisini Avrupa'da tanıtmak maksadıyla Tanbûrî Cemil Bey'le birlikte bir grup kurarak başarılı çalışmalar yapmışlarsa da her ikisinin de hastalanması sebebiyle Avrupa gezisine çıkılamamış ve teşebbüs sonuçsuz kalmıştır. Toplam olarak yirmi yıldan fazla kaldığı Amasya'da birçok talebe yetiştirdiği gibi İstiklâl Marşı'nın bugün okunmayan bestelerinden birinin de bestekârlarındandır.

1883 YILINDA AMASYA'YA SÜRGÜN EDİLDİ

Girift ustası olarak ünü gittikçe artan ve devrin ünlü kişileriyle tanışıp dostluklar kuran sanatçı, Ayân Azası Mûşir Fuat Paşa ile de dost olmuştu. 1883 yılında Amasya'ya sürgün edildi; sürgün hayatı 1908'e kadar sürdü. İlk eşinin ölümü üzerine ikinci evliliğini Amasya'da Lütfiye Hanım ile yaptı. Çocukları arasında Musa Süreyya Bey, Cevat Asım Bey, Asım Yücesoy, Nihal Erkutun, Muazzez Lutas müzik ve sahne sanatları ile uğraşmış kimselerdir.

1908'de Meşrutiyetin ilanı ile İstanbul'a döndü ve eski görev yeri olan İstanbul İtfaiye Kumandanlığı'na bu sefer Albay rütbesi ile başladı. Emekli olana kadar İstanbul'da kalan , emekli olur olmaz Amasya'ya yerleşmek üzere geri döndü. 1916 yılında kendi evinde daha sonra "Amasya Musiki Cemiyeti" adını alacak olan topluluğu bir araya getirdi ve çok sayıda öğrenci yetiştirdi. Amasya Musiki Cemiyeti'nin fahri başkanlığını yaptı.

Günümüze saz ve söz eserlerinden kırk üçünün notası ulaşmıştır. Yapıtları, başka sanatçılara da esin vermiştir. Çağdaş Türk müziği bestecisi Hasan Ferit Alnar'ın "Kanun Konçertosu"nun ilk bölümünü Asım Bey'in "Rast Peşrevi"nden etkilenerek yazdığı söylenir. Kurtuluş Savaşı sırasında Mehmet Akif tarafından yazılan İstiklâl Marşı'na beste yapan sanatçılar arasındadır.

BESTEKÂR VE EĞİTİMCİ ÇOCUKLARI

Asım Bey'in iki eşinden olan çocukları arasında pek çok sanatkâr vardır. Bestekâr ve eğitimci Musa Süreyya Bey başta olmak üzere, bestekâr, piyanist ve Tanbûri Nihal Erkutun, ressam, grafiker, ses sanatkârı Asım Yücesoy, Ankara Devlet Konservatuvarı'nın ilk mezunlarından tiyatro oyuncusu Muazzez Kurdoğlu, müzik öğretmeni Selahattin Yücesoy ve bu oğlundan olan torunun oyuncu ve şarkıcı Işıl Yücesoy… Kemençeci Ruşen Kam hatıralarında Giriftzen Asım Bey'i şöyle anlatır:

"Asım bey yaşlılığına rağmen dinçliğini yatağa düşünceye kadar muhafaza etmiştir. Onun Laleli yokuşunu sarsan hızlı ve sert adımlarla inişini apartman merdivenlerini bir solukta çıkışını iyi hatırlarım."

BESTEKÂRLIĞINA GELİNCE…

Küçük formda eserler bestelemiştir. Melodileri çok zengin ve renklidir. Şarkılarını çok kolay ve buna örnek olarak da bir rivayet anlatılır. Bir gün sultanlardan birinin sarayına gitmiş; kafes arkasından kendisini dinleyen "Asım Bey, bana şuracıkta bir şarkı yapıversenize?" deyince "Serta kadem ey pembe ten" mısraıyla başlayan bir güfte yazıp rast makamında besteleyerek okumuş. Günümüze saz ve söz eserlerinden 43'ünün notası ulaşmıştır. Günümüze kayıtlı hiçbir icrası gelmediği gibi girift sazı da hemen hemen unutulmuştur.

Ferit Alnar'ın Kanun Konçertosu'nun ilk bölümünü Asım Bey'in Rast Perşevi'nden etkilenerek yazdığı söylenir. Mehmet Akif Ersoy'un yazdığı İstiklâl Marşı'na beste yapan müzisyenlerden biridir.

Giriftzen Asım Bey bir ara ziyaret için gittiği İstanbul'da hastalandı ve 26 Şubat 1929'da vefat etti. Girifti Amasya Müzesi'nde piyanosu ise Amasya Lisesi Müzesi'ndedir.

MUSA SÜREYYA BEY (1884-1932)

Giriftzen Asım Bey'in oğludur. Üsküdar'da doğdu. Türk musikisi öğrenimine babasından ve orta derecede bir musikişinas olan ağabeyinden ders alarak başladı. Musiki nazariyatıyla birlikte girift ve ut çalmayı öğrendi. Bolahenk Nuri Bey gibi müzisyenlerin katıldığı toplantılara babasıyla birlikte devam ederek repertuvarını genişletti. Ayrıca Tanbûri Cemil Bey'in evinde babası Asım Bey'le birlikte Türk musikisini Avrupa'da tanıtmak amacıyla yaptıkları meşkler de birikimini artırdı.

1910-1915 yılları arasında Berlin Kraliyet Akademisi ve Stern Konservatuvarı'nda öğrenim gördü. 1914'te açılan Darülelhan (nağmeler evi-ilk resmi müzik okulu) savaş şartları nedeniyle kapatılmıştı. 14 Eylül 1923'te Musa Süreyya Bey'in başkalığında Türk ve Batı müziği bölümleriyle yeniden açıldı. 1926'da Sirkeci'de büyük postanenin üst katında kurulan ilk radyoya müdür oldu. Aynı yıl Zeki Üngör'le birlikte Bakanlık makamına verdiği raporda "bugünkü kültürümüz için gereksiz olan Şark musikisinin bu kurumdan çıkarılarak adının İstanbul Konservatuvarı'na çevrilmesini" talep etmeleri üzerine kurumdan Türk Musikisi eğitimi kaldırıldı. 1931'e kadar Darülelhan'da (İstanbul konsevatuvarı) ve Galaatsaray Lisesi, İstanbul Kız Muallim Mektebi, İstanbul Erkek Muallim Mektebi gibi çeşitli okullarda öğretmenlik yaptı. Derslerini piyano eşliğinde yapardı. Musa Süreyya Bey, 2 Aralık 1932'de henüz 48 yaşındayken bir kalp krizi sonucu İstanbul'da öldü.

*Mutrib: Çalgıcı, çalgı çalan. Şarkıcı, şarkı söyleyen. Hânende.

Derlenmiştir.
TDV- ÂSIM BEY, Giriftzen
Andante Dergi, Mayıs 2018

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN