Arama

Bütün saadetler mümkündür

Bütün saadetler mümkündür

İsmini Ziya Osman Saba'nın şiirinden alan Selman Kılıçaslan'ın ilk uzun metraj filmi "Bütün Saadetler Mümkündür", duygu dolu bir hikâyeyi mevzu ediniyor.

"Dünya meşakkatli bir yerdir. Varsa eğer bir saadet, o da bunu kabul etmek."

"Bütün saadetler mümkündür...

Şu kapının açılması,

İçeri girivermen,

Bahar, kuşlar, gündüz.

Ve bütün dünya

Bir an içinde gürültüsüz.

Bütün saadetler mümkündür...

Bahtsızların biraz gülümsemesi...

Körlerin gün görmesi,

Mümkündür bütün mucizeler...

Ana, baba, evlât, bütün kaybolanlar...

Ebedî bir sabahta buluşmamız bir daha.

Ölüler! Hepimiz için yalvarın Allaha..."

YOLCULUK FİLMİN SONUNDA ASLINDA YENİ BAŞLIYOR

Ayşe Şasa Yeşilçam Günlüğü isimli yazılarının derlendiği kitapta sık sık Türk sinemasının senaryo anlamında sorunlarından ve bunların kaynaklarından bahseder. Batı'daki tragedya geleneğinden beslenen kahramanın yolculuğu, çatışma, iyi/kötü mücadelesi gibi unsurların yerli kültürü yeterince ifade etmediği, burada yaşayan insanların gündelik hayatlarını ve inanç dünyalarını farklı bir zemin üzerinden yorumlamaya yol açtığını söyler. Batı'daki geleneğin yerli sinemada birebir kullanılmasının yarattığı sıkıntılardan söz eder.

Bu anlamda Selman Kılıçaslan'ın ilk uzun metrajlı filmi Bütün Saadetler Mümkündür'ün senaryosu sinemasında üzerinde durulması gereken önemli bir meseleye sahip. Filmde, klasik bir dramaturjide yer alan çatışma unsuru, iyi ve kötünün net çizgilerle belirginleştirilmesi ve başlayıp biten bir yolculuk/dönüşüm hikâyesi yok. Filmdeki ana karakterin boyunca etkileşimde bulunduğu kişiler, ana karakterin bir yola girmesine yardımcı oluyor fakat yolculuk filmin sonunda aslında yeni başlıyor.

"Senaryo 2013 Ağustos'ta bitti. Sonrasında uzun bekleme süreçleri oldu. O bekleme süreçlerinden sonra arkadaşım Semih Kaplanoğlu'nun böyle genç yönetmenlerin senaryolarını okumak istediğinden bahsetti. Ben de senaryoyu ona verdim o da gönderdi. Birkaç ay sonra Semih hocadan olumlu bir geri dönüş oldu. Senaryoyu beğendiğini söyledi, buluştuk, konuştuk…"



Filmin senaristi, yapımcısı ve yönetmeni Selman Kılıçarslan, çekim mekânı için Sakarya'yı tercih etmesinin nedenini, "Ben bu şehirde doğdum, büyüdüm, yaşadım, bütün mekânları ile hisleriyle beraber bende kodlu ve Bütün Saadetler Mümkündür 'ün hikâyesi de Adapazarı'nda geçmişte gerçek haliyle yaşandığı için Adapazarı tüm hissiyle, mekânlarıyla olsun istedim" sözleriyle açıklıyor.

"Senaryoyu yazarken filmi çekebileceğimi tahmin etmiyordum onun için küçük imkânlarla bu filmi burada çekebilir miyim diye düşünerek yazdım. Kafamda aşağı yukarı mekânlar belliydi. Adapazarı'na bakış içeriden olsun istedim ve ona gayret ettim. Onun için benim kanaatimce Anadolu'da geçmiş bir taşra hikâyesi olarak kategorize edilemez."

CEVABINI KİTAPLARDA BULAMAYACAĞI BİR SORU

Mühendislik öğrencisi Ali, okuduğu küçük şehirden ayrılarak Erasmus projesiyle yurtdışına çıkma hayalleri kurar. Bununla beraber kendisini tanımaya çalıştığı, hayata dair sorular sorduğu bir arayış sürecindedir. Sakin hayatı, türkü kafede solistlik yapan Gülce'den hoşlanmasıyla beraber hareketlenir. Bir hemşire adayı olan Gülce, yaşadığı maddi sıkıntılarını aşmak için Adapazarı'nın eski mahallelerinden birinde yaşlı ve yalnız bir adam olan Mevlüt'ün bakıcılığını yapmaktadır. Gülce'ye yakınlaşarak onu tanımaya başlayan Ali, Mevlüt'ün de hikâyesine ortak olur. Ali arayışını bu karşılaşmanın eşiğinde sürdürür, cevabını kitaplarda bulamayacağı bir soruyla beraber: Bütün saadetler mümkün müdür?

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN