Arama

Işık ve gölgenin sihirbazı: Claude Monet

’nin kurucularından ünlü ressam , yöntemine, manzaraya resmin ana öznesi olarak odaklanmaya ve ışığın özelliklerinin resimdeki ifadesini aramaya kendini adadı. Her zaman hızlı ve net fırça darbeleriyle ön plana çıktı. “Belki de ressam olmayı çiçeklere borçluyum” cümlesini hafızalarımıza kazıdı. Bugün, bu ünlü ressamın Monet’nin ölüm yıldönümü.

Claude Monet ya da Claude Monet Oscar 1840'ın 14 Kasım'ında doğdu. 1845'te Le Havre'a taşındı. 1859'da Academie Suisse'de eğitimine başladı. 1860'da Cezayir'de orduda görev aldı. 1862'de Ressam Gleyre'in stüdyosunda çalışmaya başladı. 1865'te Paris'te Resmi Salon'a kabul edildi. 1870'de savaş nedeniyle Londra'ya taşındı. 1874-76 ve 79'da Empresyonist sergilerinde yer aldı. 1883'de Giverny'ye yerleşti, 1926 yılının 5 Aralık'ında vefat etti.

Monet'nin getirdiği yenilikler pek çok sanatçı üzerinde etkili oldu. Üslubu hızlı, görünür fırça darbeleri ve parlak renklerle karakterizeydi. Yapıtları genellikle stüdyosunda tamamlandı. Monet'nin resimlerinde boya ile maddi bir yüzey vardır.

1859'da 'e resim çalışmaya giden Monet, bütün karşıt önerilere rağmen çalışmalarını hem Charles Jacques'in atölyesinde, hem de Pissarro'yu tanıdığı Académie Suisse'de bağımsız olarak sürdürdü. 1862'de Paris'e yeniden gelişinde yaşamı boyunca dost kalacağı Frédérick Bazille, Pierre-Auguste Renoir ve Alfred Sisley'le tanıştı.

Bu yıllar Monet için zorlu yıllardı. Bağımsızlığını ve isyancı karakterini onaylamayan ailesi her türlü yardımı kesmişti. O yıllarda aldığı tek yardım sanatçı arkadaşlarından özellikle Gustave Courbet ve Bazille'den gelmekteydi. 1866'da kız arkadaşı Camille Doncieux'un tam boy portresini yaptı ve iyi eleştiriler aldı.


Camille Doncieux, 1866

, 'nin kurucularından biriydi ve bütün sanat yaşamı boyunca bu üslubun temsilcisi olarak kaldı. Gerçekte Salon'da sergilendikten sonra Empresyonist (izlenimci) akıma adını Monet'nin Empresyonizm: Gündoğumu adlı bir tablosu verdi. Monet yöntemine, manzaraya resmin ana öznesi olarak odaklanmaya ve ışığın özelliklerinin resimdeki ifadesini aramaya kendini adadı. Yapıtları herhangi bir anlatıdan bilinçli olarak uzak durdu. Bunun yerine güneş ışığını ve gölgelerin yarattığı etkileri renkle ifade etme üzerinde yoğunlaştı.

İnsan figürünü ve insan yapımı nesneleri betimlemekten tamamıyla kaçınan geç dönem yapıtları özellikle Empresyonizm kuramını temsil eder. Erken dönem yapıtlarının konuları, şehirden sokak görüntüleri, sanayileşme manzaraları ve plajlardaki, bahçelerdeki Parisliler 'in yaşamlarından enstantanelerdir.


İzlenim: Gün Doğumu​

Gün Doğumu (İzlenim) adlı olan bu tablo güneşin doğuşunda La Havre Limanı'nı gösterir. Monet'in anlatmak istediği şey bir tan vakti güneş ışınlarının su yüzeyindeki harelenmeleri ve belli bir an içinde gök ve deniz yüzeylerinde meydana gelen ışık dalgalanmalarıdır. Monet esasen resmine verdiği isimle, resmin karakterini açık olarak belirtmiştir. Monet'in özgür fırça vuruşları, anlık algılarını tuvale aktarması sonucu çıkan taslaksı görünüm ve anındalık duygusu, esere etkileyici sabah görünümü olarak yansıtır. Monet tarzı o zaman için bir devrim niteliğindeydi.

Monet, saman ambarları, bina cepheleri ve gibi aynı konuyu farklı ışıklar altında ya da farklı mevsimler ve günün farklı zamanlarında araştırma olanağı sunan bir resim serisi türünü benimsedi. Monet'nin resimlerinin dokulu yüzeylerini oluşturan ve onlara düşsel bir nitelik kazandıran impasto renk uygulamasından oluşan fırça kullanımı karakteristik olarak empresyonistti. Getirdiği yenilikler kendisini üsluplarının esin kaynağı olarak kabul eden öteki Empresyonistler üzerinde önemli etki yarattı.

Piknik, arkadaşı Édouard Manet'in 1863'te skandal yaratan Kırda Öğle Yemeği adlı resminden esinlenerek yaptığı eseridir. Bu yıllarda Monet de Manet gibi kurguya dayalı, tarihsel, romantik ve düşsel konular yerine modern yaşamdan sahneler betimlemekten yanaydı. Piknik, Monet'nin gerçekçi anlayışını devam ettirdiğini gösteren bir resmidir.


Piknik, 1865

Sık sık maddi problemler yaşayan Monet, 'in yazında müşterilerinden birinden ciddi miktarda bir ücret aldı. Hayatında ilk defa, ailesine düzgün bir ev alabildi. Bu resimde kendisine poz veren ailesidir. Monet kendisini tabloya almamış, ama büyük ihtimalle bu manzarayı mutlu bir şekilde izlemiştir. Mekân samimi ve rahat bir his veriyor. Arka planda bir hizmetçi görüyoruz. Monet bu resmi özellikle büyük bir ölçekte resmediyor. Örneğin, masanın üzerindeki yemek gibi çok büyük öneme sahip olmayan detayların ön plana çıkarıldığını görüyoruz. Tabloda oğlunun ve annesinin üzerine parlak bir ışık yansıtarak ve aynı zamanda oğlunu tablonun en köşesine yerleştirerek duygusal olarak odak noktasında oğlunun olduğunu vurgular.


Le Déjeuner (The Luncheon), 1868- ailesi

İZLENİMCİ ÜSLUBA GEÇİŞİ

Bu resminde Monet'nin izlenimci üsluba geçişini görürüz. Eserde, Nehri'nin karşısında oturan yine Camille. Seine Nehri'yle kurduğu yakın ilişkiyi, Monet şöyle özetler:

"Seine! Onu hayatım boyunca, Paris'ten denize dek, her mevsimde, her anıyla resmettim. Onu çizip boyamaktan bir an olsun bıkmadım. Seine her zaman bir yenilikti benim için, doğanın ta kendisiydi. Suyun yansımasından gözlerimin yandığı sıcak yazlar geçirdim kıyısında, amansız kışlar yaşadım. 1880 yılının ocağında buzların üzerinde çalıştığımı anımsıyorum. Su donmuştu. Sehpamı kurmak için buzu delmek zorunda kaldım."


River Scene at Bennecourt, 1868

Monet'nin yedi kez yeniden yaptığı, Paris'teki ünlü tren garının içini gösteren bu resim buhar bulutları arasından ışığın görünümlerini araştırıyor. Sanatçının modern endüstri konusuna yöneldiği ve Paris'in alışıldık şehir hayatından bir sahneyi resmettiği çok nadir örneklerden biridir. Monet'nin resimleri genellikle kırsal çevrelerden görüntüler içerir.


Saint-Lazare Garı: 1877, tuval üzerine yağlıboya, 75,5*104 cm, Orsay Müzesi, Paris

Bu peyzajın odak noktası ışık ve kar arasındaki karşılıklı etkileşimdir. Sanatçının paleti öylesine indirgenmiştir ki karın aydınlık yayan kış beyazı, bulutların gri-mor tonları ile güneş ışığının solgun altın rengi benekleri aynı etkide buluşur.


Saksağan: 1868-69, tuval üzerine yağlı boya, 89*130 cm, Orsay Müzesi, Paris

Erken tarihli bu yapıt bir manzara içindeki insan figürlerini içeriyor ama Monet onları da doğadaki diğer öğeler gibi ele almış. Sanatçı aslında yüz özelliklerinden çok vücutlarının ve giysilerinin kumaşlarının üzerindeki ışık ve gölge oyununa odaklanmış.


Bahçedeki Kadınlar, 1866-67, tuval üzerine yağlıboya, 256*208 cm, Orsay Müzesi, Paris

Monet'nin diğer önemli yapıtları: : Gündoğumu, 1872, Marmottan Müzesi, Paris
Boulevard des Capucines,1873, Nelson-Atkins Sanat Müzesi, Kansas City
, 1875, Ulusal Sanat Galerisi, Washington, DC
Tahıl Ambarı (Kar Etkisi), 1890, Güzel Sanatlar Müzesi, Boston


Rouen Katedrali: Kapı ve Saint-Romain Kulesi, Parlak Güneş, 1894, tuval üzerine yağlı boya,107*73 cm, Orsay Müzesi, Paris

Monet'nin 'ni betimlediği diziye bir örnek olan kilisenin batı cephesinin bu görüntüsü yapıya ilişkin daha önceden yapılmış çeşitli çalışmalara dayanır. Gerçek resim, sanatçının atölyesinde belleğine dayanarak bitirilmişti. Monet aynı konunun toplam 20 resmini yaptı. Bu görüntü binayı gün doğumunda gösteriyor. Gölge ve ışık altındaki renklerin oyununa yoğunlaşarak sabahın cephedeki ışımasını yakalamış. Kalın boya tabakası taş dış cepheyi biçimlendiriyor. Gölgede kalan oyuklar ve aydınlık düzlemler yüzeye form kazandırıyor.


Nilüfer Havuzu, Pembe Uyum, 1899, tuval üzerine yağlı boya, 89*93 cm, Orsay Müzesi, Paris

Monet 'ye taşındıktan sonra kendi arazisinde oluşturduğu su bahçesindeki nilüfer havuzunun resimlerini yaptı. Bu resmin özneleri çiçekler, havuzu çevreleyen bitkiler, su ve sudaki yansımalardan ibarettir. Manzaranın resim tekniği açısından ele alınışı Empresyonist resmin yüzeye odaklanma biçimini ortaya koyar. Uzamsal düzlük, açı ve köprünün kemeri Empresyonist üslup üzerindeki Japon baskı resimlerinin etkisini ortaya koyar. Konu, sanatçının ışığın etkilerine olan ilgisine kesinkes uygun düşmektedir.

İMGELERDEN BİR RESİM DİZİSİ ÜRETMEYE BAŞLADI

NİLÜFERLER

Claude Monet sanat çevrelerinde başarı kazandıktan sonra Giverny'de bir ev satın aldı ve evin çevresinde, göle doğru uzanan Japon tarzı bir köprünün de yer aldığı, son derece güzel bir nilüfer bahçesi yarattı. Nefese kesici bir estetikle biçimlendirilen bu ortamda Monet, çevresini oluşturan imgelerden bir resim dizisi üretmeye başladı. 1890'dan ölümüne kadar nilüferler konusunun cazibesine kapıldı. Öteki tematik dizilerde olduğu gibi burada da günün farklı zamanlarında ve değişen mevsimlerde aynı sahne üzerinde ışığın değişen etkilerini araştırdı. Aynı nesneyi farklı doğal koşullarda gözlemleyerek nesnenin özünü bütünlüklü olarak yakalayabiliyordu.

Monet'nin nilüferleri renkte ve ışıktaki anlık değişimleri bilimsel bir nesnellikle kaydeder. Böylece sanatçının Empresyonist akımın daha teknik hedeflerine bağlılığını ortay koyarlar. Yine de izleyici bu yapıtların sanatçı açısından taşıdığı kişisel anlamın etkisine girmekten kendini alamaz. Örneğin su, gökyüzü, çiçekler gibi cansız nesneler canlı, enerjik fırça darbelerinin titreşim yarattığı bu heyecan verici yapıtlarda canlılık kazanır. Durağan bir yüzey değildir. Su kıpırdar gibi görünür, belli belirsiz dalgaların iniş çıkışları resmi sürekli hareket halindeymiş gibi gösterir. Su, dokulu çiçeklerin, köklerin ve yansımaları sürekli değişen zengin su bitkilerinin etrafında kıvrımlar yapar. Kalın boyanın fiziksel maddiliğini bir tür dokunabilir gerçeklik duygusu vererek havuzun dinginliğini izleyiciye aktarır.


Nilüferler, 1908, tuval üzerine yağlıboya,92*89 cm, özel koleksiyon

Monet'nin nilüfer imgeleri geçicilik halini yaklar ve onu ezici bir önem duygusuyla doldurur. Sürekli organik bir dönüşüm izlenimiyle birlikte suyun kompozisyonun odağını oluşturduğu vahşi doğanın etkileyici genişliği duygusunu aktarır. Resmin anıtsal panoraması geleneksel hiçbir anlatıyı içermez, onun yerine hareketin geçici uyumunu sunar.

Monet, 1923'te katarakt sebebiyle iki kez ameliyat olur. Katarakt olduğu süreçte yaptığı resimlerin genel olarak kırmızı tonlarda olduğunu görülür. Buna hastalığı sebep olur. 1926'da, 86 yaşındayken Giverny'de hayatını kaybeder.


The Japanese Bridge, 1924

ÜLKEMİZDE DE SERGiLENEN, PEK BİLİNMEYEN KARİKATÜRLERİ

Monet, ünlü bir ressam olmadan önce 15 yaşlarındayken harçlıklarını çıkartmak için karikatürler yapıp satıyordu. Çizdiği bu karikatürlerle o dönem Le Havre'da lokal olarak ün sahibi oldu. Geçtiğimiz yıllarda Sakıp Sabancı Müzesi'nde sergisi açılan Monet'nin karikatürleri…

1. Jules Didier

Mavi damarlı kağıt üzerine karakalem, 1860, Chicago Sanat Enstitüsü

2. Henri Cassinelli Rufus Croutinelli'nin Karikatürü

Kağıt üzerine grafit, 1855-56, Chicago Sanat Enstitüsü

3. Leon Manchon

Mavi damarlı kağıt üzerine kurşun kalem, 1855-56, Chicago Sanat Enstitüsü

4. Koca Burunlu Adam

Kağıt üzerine grafit, 1855-56, Chicago Sanat Enstitüsü

5. Eşarplı Siyahi Kadın

Kağıt üzerine kalem ve guaj, 1857, Marmottan Müzesi

6. Sigaralı Züppe

Kağıt üzerine kalem ve guaj, 1857, Marmottan Müzesi

7. Pipolu İskoç

1857, Özel Koleksiyon

8. Avcı ve Köpeği

Kağıt üzerine kalem ve guaj, 1858, Özel Koleksiyon

9. Jules de Permaray

Kağıt üzerine kalem, 1858, Marmottan Müzesi

10. Sivri Burunlu Genç Kızın Profili

1858, Marmottan Müzesi

11. Arkadaşım Fermit

1859

12. Mario Uchard


Kağıt üzerine grafit, Chicago Sanat Enstitüsü

13. Küçük Şapkalı Adam

Kağıt üzerine grafit, Chicago Sanat Enstitüsü

14. Adolphe d'Ennery

Marmottan Müzesi

15. Alexandre Ursule Cellerier

Kağıt üzerine kalem, Marmottan Müzesi

16. Auguste Vacquerie

Kağıt üzerine grafit, 1854, Chicago Sanat Enstitüsü

17. Genç Adam

1857, Özel Kolesiyon

18. Theodore Pelloquet

1858

19. Enfiye Kutulu Adam

1858

20. Petit Pantheon Theatral

1860, Marmottan Müzesi

21. Monokl Takan Genç Adam

1857, Marmottan Müzesi

22. Büyük Sigaralı Adam

Mavi-gri kağıt üzerine siyah-kırmızı mum boya, 1855-56, Chicago Sanat Enstitüsü

FİKRİYAT
Derlenmiştir.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN