Tanpınar'ın “Akşam” Şiirinde Güneşin Ölümü
Ahmet Hamdi Tanpınar'ın şiir anlayışında imge, rüya ve musiki önemli bir yere sahiptir. Şair, gerçek dünyanın sınırlarını aşarak okuyucuyu hayali ve sembolik bir dünyaya taşır. İncelenen şiirde güneşin doğuşundan batışına, akşamın gelişinden yıldızların ortaya çıkışına kadar geçen zaman, yakut kuş, siyah bulut ve yıldız imgeleri aracılığıyla anlatılır. Gerçek bir doğa olayını rüyayı andıran soyut bir tahkiye ile yeniden kurgulayan Tanpınar, renkler ve imgeler üzerinden etkileyici bir atmosfer oluşturur. Şiirde hayalin aşama aşama dönüşmesi, anlatıma musikiyi andıran bir ahenk kazandırırken akşam ve gece, huzur ve mutluluğun hakim olduğu ideal bir zaman dilimi olarak karşımıza çıkar.
🖌 Bu şiir, serbest vezin ile kaleme alınmıştır. Tanpınar'ın şiirinde imge önemli bir nitelik taşır ve şiir imge bakımından oldukça yoğundur. Şiirde anlatım hikâye biçimindedir. Fakat buradaki tahkiye, Faruk Nafiz'in Han Duvarları'ndaki tahkiye gibi değildir; daha çok soyut bir tahkiyedir.
🖌 Burada karşı sırtın dediği dağ ya da tepedir. Dağın üzerinde siyah, dağınık bir bulut vardır. Bu bulut birden değişir ve yakut bir kuş ortaya çıkar. Peki, bu nasıl bir hadisedir? Bu, bizim her zaman gördüğümüz reel bir hadise değildir. Bulutun değişmesi ve içinden bir kuşun çıkması, içinde yaşadığımız maddi dünyanın sınırları içerisinde gerçekleşebilecek bir hadise değildir. Fakat rüyalarda böyle bir hadise gerçekleşebilir. Dolayısıyla burada rüyadakine benzer bir durum söz konusudur.
🖌 Tanpınar'ın şiirinde rüya da önemli bir imgedir ve rüyanın ayrı bir yeri vardır. Ona göre şiir, uyanıkken görülen bir rüyadır. İnsanların iç dünyası rüyalarda tezahür eder. Sembolist şairler de bunu gerçekleştirmeye çalışırlar. Tanpınar da şiirinde bu anlayışı benimser.
🖌 Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer kelime ise yakut kelimesidir. Yakut, değerli bir taş olmasının yanı sıra bir rengi de ifade eder. Peki, renkler neden değerli taşlarla ifade edilir? Çünkü bu değerli taşlar, söz konusu renkleri en iyi temsil eden unsurlardır.
🖌 Şiirde bulutun siyah olması da renklerin anlatım içerisinde belirli bir öneme sahip olduğunu gösterir. Siyah bulut değişir, dönüşür ve içinden kırmızı bir kuş çıkar. Peki, bu dönüşüm neye delalet etmektedir?
🖌 Çok uzak ve kanlı bir maceranın sihirli aksi, akşamın mavi gölünde kanat çırparak can verir. Burada sihirli akis olarak can veren şey nedir? Kanat çırpması dolayısıyla bunun yakut kuş olduğu sonucuna ulaşabiliriz. Bu, şiirin bütünlüğünden hareketle yapılabilecek zorunlu bir çıkarımdır.
🖌 Kanlı maceradaki kan kelimesi de kırmızı olduğu için kuşun rengiyle ilgili bir çağrışım oluşturmaktadır. Son iki mısrada anlatılanlar, aslında yakut kuş imgesini daha belirgin bir hâle getirir. Çünkü kuş, akşamın mavi gölünde can vermektedir. Peki, nasıl can vermektedir? Kanat çırparak.
🖌 Daha önce siyah, dağınık bir bulutun değişmesiyle onun derininden görünerek ortaya çıkan yakut kuş nedir? Şair burada nasıl bir hadiseden ve hangi sembolik anlamdan söz etmektedir?
🖌 "Şimdi camlarda tutuşan şüphesiz son çığlığıdır." Biraz sonra tek bir yıldız, Ülker veya Kervankıran…" Burada cümle henüz tamamlanmamıştır.
🖌 Şiirin başından beri anlatılan tek bir olay vardır. Birinci bölümde yakut bir kuş, siyah bir bulutun içinden çıkar. İkinci bölümde akşamın mavi gölünde can verir. Üçüncü bölümde ise şair, bunun kuşun son çığlığı olduğunu söyler. Çünkü kuş, akşamın mavi gölünde can verirken çığlık atacaktır. Bu, camlarda tutuşan son çığlıktır.