Arama

Şule Gürbüz’ün Kambur romanından en çarpıcı alıntılar

Kambur, günümüz yazarlarından olan Şule Gürbüz'ün 1992'de yayımladığı ilk romanıdır. Olay örgüsünün ve kurgunun tamamen iç içe geçtiği Kambur romanı, İlber Ortaylı'nın tavsiye ettiği okuma listesinde de yer alıyor, fakat ne yazık ki yeterince kitleye ulaşamamış ve hak ettiği ilgiyi görememiş bir eser. Bu sebeplerden 'bir delinin güncesi' olarak da tanımlayabileceğimiz Kambur romanından en ilgi çekici ve düşünmeye sevk edecek alıntıları, siz Fikriyat okurları için derledik.

Gözlerimi açtığımda düşlerimin büyük kısmını; bazen hiçbirini, hatırlamıyorum. Eksikliğini ve acısını çektiğim tek şeyse, bu. Düşlerimin, hayallerimin bile ne olduklarını bilmemek... Oysa, düşlerdir insana gerçeği anlama, gerçeği çarpıtma, ya da gerçeği aşma imkânı sunan.

İnsana doğumundan ölümüne dek bir müzik eşlik eder. Kimi insanların hareketli ve neşeli; kimilerinin ise durgun ve ara sıra coşkun oluşu, kafalarındaki müziğe ister istemez uymak zorunda oluşlarındandır. Dengesiz bir yaşamda suç, o kimsenin müziğindedir.

Biraz bir şeyler biliyorum tabii; ama anlatmaktan korkar oldum. Neyi anlatsam, onu kaybediyorum.

Nasıl paramparça bir gökyüzü bu böyle… Bu konuda iki yüz sayfalık bir kitap yazabileceğini düşündü. Yalnızca ilk sayfaya "GÖKYÜZÜ PARAMPARÇADIR, BÜTÜN DEĞİL diye yazacaktı. Geri kalan bembeyaz sayfalara bakan insan, gökyüzünü hayal edebilecek; sayfaları çevirdikçe gökyüzü parçalanacaktı zaten. Bu kitap bilmemkaçıncı sayfadaki o sarsakça cümleyi söyleyebilmek için yazılmıştır."

-Kendinden bahsetsene.
-Ben de senin kadar biliyorum.

2024 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN