Ömer Seyfettin'in Türk hikayeciliğine yaptığı katkılar nelerdi?
Hikayeciliğimizin, günümüzdeki aşamaya ulaşmasında Ömer Seyfettin'in payı ve katkıları inkâr edilemez. Ömer Seyfettin basamağı olmadan, Edebiyat-ı Cedide hikayeciliğinden Cumhuriyet dönemi Türk hikayeciliğine geçişi düşünmek olanaksız. Ömer Seyfettin hikayeciliğimizin gelişme tarihinde başlı başına bir evre, bir dönemdir. Peki, Maupassant tarzının ülkemizdeki temsilcisi Ömer Seyfettin'in hikayeciliğimize yaptığı katkılar nelerdi?
Önceki Resimler için Tıklayınız
"Hürriyete Lâyık Bir Kahraman", "Asilzadeler", "Bilgi Bucağında", "Tam Bir Görüş", "İnat", "Sivrisinek" gibi hikâyelerinde II. Meşrutiyet sonrası fikrî ve siyasî yönelişlerdeki olumsuzlukları göstermek üzere Efruz Bey adıyla çizdiği şarlatan tipini; "Mermer Tezgâh", "Tütün", "Dama Taşları", "Makul Bir Dönüş", "Acaba Ne idi?" gibi hikâyelerinde ise gündelik hayatın içinde yaşattığı iddiasız, ârif, babacan Câbi Efendi tipini canlandırmıştır.
Olay kurgusu ve örgüsü bakımından Ömer Seyfettin'in hikâyeleri, genelde modern hikâye tekniğini büyük oranda yansıtır. Bu hikâyelerde olay-hacim münasebeti dengeli, entrika ve merak unsurları sayıca yeterlidir. Onun birçok hikâyesindeki sürpriz sonuçlar modern hikâyenin ana ruhuna çok uygun düşmektedir.
Ömer Seyfeddin'in önemli bir cephesi de dilciliğidir. Ömer Seyfettin dilde sadelik ve anlaşılırlıktan yana olmuştur. Türkçenin kurallarına göre davranılmasını, dilin Arapça ve Farsça sözcüklerden arındırılmasını savunmuştur. Halkın anlayacağı bir dille yazmayı, halka gitmenin ilk koşulu olarak benimsemiştir.
Sonuç olarak, Ömer Seyfettin halkın içinden yükselen bir sesle, aynı cemiyetin insanı olduğu toplumu düzeltmek için hikayeler yazmıştır. Onun bütün hikâyeleri buram buram cemiyeti düzeltme sevdası kokar. Hem de mensubu olduğu cemiyetin insanları ile birlikte aynı hayatı yaşayarak, tepeden bakmadan.