Arama

  • Anasayfa
  • Edebiyat
  • İbnülemin Mahmud Kemal: Servet temin edilir; kaybolan kitap bulunmaz

İbnülemin Mahmud Kemal: Servet temin edilir; kaybolan kitap bulunmaz

Yayınlanma Tarihi: 07.06.2021 18:25 Güncelleme Tarihi: 15.06.2021 09:50
İbnülemin Mahmud Kemal: Servet temin edilir; kaybolan kitap bulunmaz
Sesli dinlemek için tıklayınız.

İbnülemin Mahmud Kemal, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişin en yakın tanığı olarak tarihe geçen bir isim. Onun yaşamı, entelektüel birikimi, kitap merakı ve kütüphanesi, gelecek nesillere bıraktığı önemli bir miras. Yıllar boyu, özenle ve bin bir emekle pek çok kıymetli eseri toplayarak muhafaza eder; evi, ilim meclislerinin merkezi haline gelir. Kütüphanesi ile ilgili verdiği bir röportajda sahaflardan geçmediği gün rahatsız hissettiğini, kaybolan eserlerin acısını unutamadığını aktarır. En çok içini yakan meselelerden biri, babasından miras kütüphanenin yangında yok olması, diğeri ise mütareke yıllarında İngiliz ve Fransızların işgal ettiği evinden kitaplarını yağmalamalarıdır.

📌 İBNÜLEMİN MAHMUD KEMAL KİMDİR?

İbnülemin Mahmud Kemal, Osmanlı'dan Cumhuriyet'e geçişin en yakın tanığı olarak bilinir.

Osmanlı Devleti'ne 33 yıl boyunca çeşitli görevlerde hizmet eden Mahmud Kemal, kuvvetli bir inanca, güçlü bir hafızaya ve geniş bir tarih bilgisine sahipti.

Son dönem Osmanlı şairleri, müzisyenleri, sadrazamları ve hattatlarına dair kaleme aldığı eserleriyle bu kişilerin unutulmalarını önlemeye çalıştı.

Yıllar boyu arşiv ve kütüphanecilik görevlerinde bulunan İbnülemin Mahmud Kemal'in kendisi de zengin bir kütüphaneye sahipti ve bu kütüphane kadar zengin bir kültürün de taşıyıcısıydı.

🔍 İbnülemin Mahmud Kemal kimdir?

📌 MEHMET ÂKİF İLE BERABER DERS ALDI

1871 yılında İstanbul Beyazıt'ta dünyaya gelen İbnülemin Mahmud Kemal, ilk eğitimine Mercan Ağa Sıbyan Mektebi'nde başladı ve 1885'te Şehzade Rüşdiyesi'nden mezun oldu.

Mekteb-i Mülkiyye'nin yatılı kısmına kaydolan Mahmud Kemal, buradan öğrenimini bitirmeden ayrıldı ve dinleyici olarak Mekteb-i Hukuk derslerine devam etti.

Resmi eğitiminin yanı sıra dönemin geleneklerine göre de eğitim alan İbnülemin, önce babasından sonra da konaklarına gelen devrin önemli hocalarından özel dersler aldı.

Mehmet Âkif Ersoy ile birlikte Âkif'in Fatih müderrisi olan babası İpekli Mehmed Tâhir Efendi'nin deslerine katıldığı bilinir.

🔍 Mehmet Akif Ersoy kimdir? Mehmet Akif Ersoy hakkında bilgiler

📌 ABDÜLHAMİD DEVRİNDE YILDIZ ARŞİVİNDE ÇALIŞTI

İbnülemin Mahmud Kemal, 1916'da Şura-yı Devlet azalığına, 1921'de Osmanlı Devleti'nin resmi yayın organı olan Takvim-i Vekâyi gazetesi müdürlüğüne, 1922'de Divan-ı Hümayun Beylikçiliği'ne getirildi.

Yaşadığı dönemin seçkin simaları arasında yer alan İbnülemin, özellikle de engin tecrübesi ve tarihi birikimiyle Osmanlı sadrazamları ve nâzırların görüş alma ihtiyacı duyduğu şahsiyetlerdendi.

Yıllarca Osmanlı'ya çeşitli görevlerde uzun yıllar hizmet eden İbnülemin, Sultan II. Abdülhamid döneminde Yıldız Sarayı arşivinde çalıştı.

Burada mevcut kaynaklar üzerinde detaylı araştırmalar ve çalışmalar yaptı; araştırmacıların kullanabileceği düzenli bir arşiv oluşturdu.

İbnülemin'in kendi adıyla zikredilen ve 29 ciltten oluşan bu katalog, şimdi T.C. Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı'nda, orijinal haliyle araştırmaya açıktır.

🔍 Sultan Abdülhamid Han'ın yağmalanan kütüphanesi

📌 MEMURİYETİ DIŞINDA DA İLME KATKISI BÜYÜK

Hazine-i Evrak 1927'de Başvekâlet Osmanlı Arşivi'ne devredilince Tasnif Heyeti lağvedildi, İbnülemin'in buradaki görevi de sona erdi.

1927'den sonra İbnülemin, kurucularından olduğu İslam Eserleri Müzesi'nin Müdürlüğü'ne tayin edildi ve 1935'de emekli oluncaya kadar bu görevde kaldı.

İbnülemin Mahmud Kemal'in ilme katkıları, memuriyetinin de dışında oldukça kapsamlı bir yapıya sahipti.

Kendisi Tasnif İşleri müşavirliği ile İslam Ansiklopedisi müşavirliklerinde de bulunmuştu.

Mısır Veliahtı'nın daveti ile Kahire'de bir İslam Eserleri Müzesi'nin kurulmasında gerekli düzenlemeleri yapmıştı.

🔍 İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi'ne sanal yolculuk

📌 İLİM MECLİSİ BİR EV

İbnülemin Mahmud Kemal, zengin bir ilme sahip son Osmanlı âlimlerindendi.

Onun yaşamının özellikle son dönemleri, bu bilgileri başkalarına aktarma yolunda geçti.

Vefa'daki evi, muhafazakâr mütefekkirler ve şairler için adeta bir meclis niteliğindeydi ve onun bilgilerinden istifade etmek isteyenlerin uğrak noktalarından biriydi.

📌 İBNÜLEMİN MAHMUD KEMAL KÜTÜPHANESİNDE BİR RÖPORTAJ

O ziyaretlerden birini de 1936 yılında Kitap ve Kitapçılık dergisi için Gazeteci Niyazi Ahmet Okan gerçekleştirir.

"Meşhur Kitap Meraklılarını Ziyaret" başlıklı yazı dizisi kapsamında İbnülemin Mahmud Kemal ile kendi kütüphanesinde bir röportaj yapan; baştanbaşa yüzlerce tablo ve kitaplarla süslü bir salonda karşılandığını belirten Okan, burada çok sayıda hat levhası ile karşılaştığını da belirtir.

Daha sonra İbnülemin Mahmud Kemal'in bulunduğu odaya davet edilir ve ilk gözlemlerini şöyle nakleder:

"Dört köşe kitap dolu kanepeler, ortada bir kitap kümesi. Duvarlar, baştanbaşa altın yazı ile ve çok sanatkârane işlenmiş levhalarla süslü… Bir kenarda yüz yıl önce Paşabahçe cam ve şişe fabrikasında yapılmış ve eski adları ile şükûfedanlık, güldanlık ve daha bunlara benzer adlar taşıyan birçok değerli eşya ile bezenmiş bir koleksiyon…

Burası ne bir müze ne de bir meşherdir. Burası, göz yumup açıncaya kadar geçen bir ömrün zevk diye tapınarak biriktirdiği eserleri toplıyan bu mabettir: İbnülemin Mahmud Kemal'in evi…"

🔍 Edebiyat ile ilgili e-kitap okumak için tıklayın

İbnülemin Mahmud Kemal'in kütüphanesine Süleyman Nazif'ten başkasının giremediğini yine bu röportaj ile öğreniyoruz.

Değerli eserlerden hiç değilse birkaçını görmek ve kitap merakının derecesini öğrenmek için buraya geldiğini belirten Okan, bu kütüphanenin nasıl oluşturulduğunu da sormak ister.

Nitekim bütün yaşamını kitaplar arasında geçirmeyi en büyük zevk sayan İbnülemin Mahmud Kemal'in kitaptan başka hiçbir şeye meyletmediğini düşünür ve vardığı sonucu şu sözlerle dile getirir:

"Eflâtun'un "tetkik ve tetebbua tahsis edilmiyen hayat, yaşamağa değmez" sözünü düşündüm. Hayatın bin bir renginden bir zevk almadan, bin bir kokusundan birini koklamak istemeden ömrü sona erdirmek, insanî zevki kapalı odaların küf kokulu kitaplarında aramak, 20'nci yüzyılda rastlanmaz feragatlerden olsa gerek…"

Nitekim o dönemde kütüphaneyi gören tek kişi olan Süleyman Nazif de 1926 yılında İbnülemin Mahmud Kemal'in kitap merakını şöyle anlatır:

"On iki, on üç yaşlarından beri hayatını tetkik ve tetetbbüle kütübü nadire cemine hasretti. Bu yolda tam kırk sene çalıştı, çalışıyor. Kütüphanesinin raflarını tezyin eden lâyuat âsardan -ki içinde pek çok yazma ve müteaddit nüshalı kütüp ve resail var- bir tane bulunmaz ki dikkatle okunmamış ve mukabele ve tevsik edilmemiş olsun."

🔍 Yazma eserlere ev sahipliği yapan 8 kütüphane

📌 "SAHAFLARDAN GEÇMEDİĞİM GÜN RAHATSIZLANIRDIM"

İbnülemin Mahmud Kemal'in arkadaşları, konaktaki dairesine "Darü'lkemal" levhası astıkları bilgisi, yine bu röportajda altı çizilen bir detaydır.

Konağın üst katındaysa "Ceridehane" olarak andıkları her gazetenin mükemmel bir koleksiyonunun bulunduğu bölüm vardır.

Tarihe dair bir bilgiye ihtiyacı olan ve İstanbul'un halka açık ya da özel kütüphanelerinde bulamadıkları bir malumata gereksinim duyan herkesin İbnülemin Mahmud Kemal'in kapısını çaldığı belirtilir.

Bu kadar eseri nasıl biriktirdiği konusunu İbnülemin Mahmud Kemal şöyle anlatır:

"Zevk ve sefahet etmedim. Kazandım, kitap aldım. On iki yaşımdan beri kitap toplamağa başladım. Babıâliden dönerken, şimdi halıcıların bulunduğu sahaflar çarşısına uğramadan ve oradan bir iki kitap almadan eve dönmezdim. Sahaflar çarşısından geçemediğim gün rahatsızlanır, kendimde bir eksiklik hissederdim. Bir gün müzayedede bir torba içinde bazı kâğıt parçaları satılıyordu. Dellal:

- On kuruş… diyordu.

- On beş… dedim. Yirmi dediler, otuz dedim.

Meğer beni tanıyanlardan biri "Mahmud gene bir şey gördü. Bırakmak istemiyor" diye mahsus arttırmağa başlamış. Torbayı 250 kuruş altın paraya aldırdılar ve sonra kahkaha ile güldüler. Ben hiç aldırmadım. Çünkü on kuruş etmiyen kâğıt parçaları arasında Ali Paşanın el yazısı ile imzalı bir mektubu da vardı!"

🔍 Bir Tanpınar tefrikası: Hikâyedeki tashihi bulana 'altın saat'

📌 "SERVET TEMİN EDİLİR; KAYBOLAN KİTAP BULUNMAZ"

Kitapların çoğunun yazma olmadığı bilgisinin ardından "kaç kitabının olduğu" sorusuna ise derin bir iç çektikten sonra İbnülemin Mahmud Kemal'in yanıtı şu olur:

"Sorma ve derdimi deşme. İçim sızlıyor."

Zira İbnülemin Mahmud Kemal'in evi mütareke yıllarında işgal edilmiştir.

1865 yılında Mercan'da babasının konağında kendisine miras kalacak kitapların yanması ona büyük bir acı vermiştir.

Sonrasında ise işgal sonucu İngiliz ve Fransız askerleri tarafından canı kadar sevdiği kitaplarının talan edilmesi kendisini büyük bir kedere boğmuştur. Bu üzüntüsünü şu sözlerle dile getirir:

"Bütün servetim gitseydi üzülmezdim. Çünkü servet temin edilir. Fakat kaybolan kitap bulunmaz, yerine konmaz!

Şimdi kitap denecek dört bin kadar cilt var… Tabi çoğu yazma…"

📌 "KAYBOLAN ESERLERİMİN ACISINI UNUTAMIYORUM"

"En değerli yazma kitaplardan birkaç örnek" söylemesi istenince İbnülemin Mahmud Kemal'in tepkisi ise şöyle olur:

"En değerli ne demek? Hepsi değerlidir. En değerli kitap demek ilim namına hatadır."

Bu hiddetinin ardından İbnülemin Mahmud Kemal, özel olarak kitap ismi vermemiş ve örnekler göstermemiştir.

Bunun sebebi ise röportajın ilerleyen kısımlarında anlaşılır. Gazeteci Okan, kendisine hat levhaları ile ilgili sorular sorar ve bunun üzerine İbnülemin anlatmaya başlar:

"16 yaşında idim. Babamla Vezirköprü'de idik. Köprülü Mehmet Paşa'nın konağı Protestanlara satılmıştı; yıkıyorlardı, kilise yapacaklardı. Bir kapının üstünde şu beyti taşıyan bir levha gördüm:

"Ehli irfan yeridir bunda yaraşmaz hezele

İçeru koyma medet kapunu perkit rezele"

Hemen yıkılmakta olan kapının üstüne çıkarak kopardım. Papazlar vermek istemediler. Güç bela evime getirebildim. Bir gün ahbaplarım görmek istediler. Çok beğenildi. "Bu levha milyon değer" dediler. Odaya ikinci girişimde levhanın yerinde yeller esiyordu.

İşte evlat, kitaplarımı kimseye göstermek istemeyişimin sebebi. Kaybolan eserlerimin acısını unutamıyorum."

4 bin ciltlik kıymetli esere ev sahipliği eden kütüphane, o kadar karanlıktır ki Gazeteci Okan, buraya adeta zindana girer gibi girdiklerini belirtir.

İbnülemin Mahmud Kemal'in bazı pencereleri açması ile buranın bir kütüphane olduğunu fark ettiğini söyler.

Raflardan ilk eline aldığı kitabın ise her sayfasının ayrı bir altın yaldızla işlendiği bir kitap olduğunu ifade eder; eser Üçüncü Selim'in Divanı'dır.

Bir diğer kitap ise Şair Nâbî'nin kendi yazısı ile yazdığı divanıdır. Bu eserlerin benzerlerinin kütüphanelerde bulunmadığı da verilen bilgilerdendir.

İbnülemin Mahmud Kemal, bu röportajı "musiki hakkında izahat isteyen bir ahbabının geleceği" sebebi ile noktalar. Zira musikiyi sevdiği ve bu konuda da bilgisi olduğu bilinir.

🔍 Hasta yatağında Mehmet Akif ile röportaj: Edebiyattan bahsetmek istemiyorum!

📌 HAYATTAYKEN KÜTÜPHANESİNİ BAĞIŞLADI

İlimle dolu bir hayat geçiren İbnülemin, şahsi kütüphanesi ve konağındaki kıymetli eserleri daha kendisi hayatta iken, İstanbul Üniversitesi'ne bağışlar.

Konağını ise İslâmî ilimlerde öğrenim görenleri barındıracak bir yurt olarak kullanılmak şartıyla İbnülemin Mahmud Kemal İnal Vakfı'na tahsis eder.

86 yıllık bir ömrü öğrenmek, araştırmak, yazmak ve memlekete hizmet aşkıyla geçiren İbnülemin Mahmud Kemal, gelecek nesillere büyük bir ilmi miras bırakır.

Fikriyat

2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN