Arama

Dijital bağımlılık” lafını unutalım, işe yaramayacak!

“Dijital bağımlılık” lafını unutalım, işe yaramayacak!

Hangi anne babayla konuşsam... Çocuklarının "dijital teknolojiye bağımlılığı"ndan yakınıyorlar.
Öğretmenler de öyle.
Birçok çocuk youtube'u ve diğer bazı uygulamaları "okul" olarak kullanıyor. Eğriye eğri, doğruya doğru! Bu kadar net!
Mevcut eğitim sistemi çoktan "müzelik" oldu.
Öğretmen ya bir "dost" ya bir "yabancı" artık ama asla "öğreten" değil.
Bunlarla yüzleşiyor muyuz? Hayır!
Yüzleşmek korkutuyor, çünkü yerine ne koyacağımızdan emin değiliz.
Çünkü sosyal sınıflandırma, ayrışma ve etiketleme için hâlâ okuldan başka bir yolbilemiyoruz.
Çocuklarının halinden şikâyet eden ebeveynlerin hali nasıl peki?
Söyleyeyim...
Gözlerini açtığı anda instagrama bakmadan güne başlamayan anneler; twitter'a laf yetiştirmekten işine odaklanamayan babalar...

***

Ama siyasetçisinin, eğitimcisinin, gazetecisinin, ebeveyninin ağzındaki laf ne?
"Dijital teknoloji bağımlılığı..."
Ya da "sosyal medya bağımlılığı..."
Yok böyle bir şey!
"Bağımlılık" kavramı, onsuz yapabileceğimiz şeylere çaresiz bir tutkuyla bağlanışı ifade eder.
Oysa bu teknolojisiz yapamayız artık!
O yüzden "bağımlılık" kavramı işimize yaramıyor, yaramayacak. (Şimdi biliyorum, ne çok insanı kızdıracağım!)
Deyin bakalım...
Sosyal medyadan bütünüyle çekilebilecek misiniz?
Bankacılık işlemlerinizi "cep"ten yapıyorsanız, vazgeçecek misiniz?
Dizileri, filmleri mobil aygıtlardan izlemeye son verecek misiniz?
Adres ararken Google haritaya bir daha asla bakmam, diyecek misiniz?
Bu liste uzar gider ve sonu gelmez.
Demek ki, asıl mesele "bağımlılık" değil, dijital teknolojinin hayatımızdaki yerini "yönetme" meselesi...
Onu da sıradan insanlar olarak becerebileceğimiz şüpheli. Çünkü bu teknoloji yavaş yavaş bizi "yönetme"ye başladı.
Dahası da gelecek!

***

Olur olmaz gündemlerle meşgul oluyor ama bu konulara gelince sadece sızlanıyoruz.
Oysa konuşulacak çok şey var!
Bugünümüzü ve geleceğimizi tayin edecek gelişmeler sadece siyaset veya finans gündeminden ibaret değil.
Hele hele Metin Akpınar ne demiş, Müjdat Gezen ne saçmalamış falan...
Birkaç ay sonra esamisi okunmayacak şeyler.
Esas "geniş gündem"e uzanmamız gerekiyor.
Geleceğimiz orada...
Yeni yılda bu konulara daha derinlemesine girelim, konuşalım, tartışalım.
Tamam mı?

Haşmet Babaoğlu - Sabah

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz.
Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN