Arama

Doğu İslâm ülkelerinden farklı bir sanat anlayışı:Fatımî dönemi

Yayınlanma Tarihi: 20.01.2018 00:00 Güncelleme Tarihi: 20.01.2018 16:54
Doğu İslâm ülkelerinden farklı bir sanat anlayışı:Fatımî dönemi

İslâm dinini yaymak amacıyla Arap Yaramıdası’ndan fethe çıkan Müslümanlar, Suriye, Mısır, Irak ve İran’da önceki uygarlıklar, Henestik, Bizans ve Sasani sanatı ile karşılaştılar. Geçmiş dönemlerin etkileri, şehir planlamasından dini yapılara, saray ve kale mimarisine kadar, süsleme sanatlarının pek çok dalında kendini hissettirdi; fethedilen bölgelerdeki mevcut formlar devralındı. Onlardan biri de Fatımîler'di. Hüküm sürdükleri Kuzey Afrika ve Suriye dışında Sicilya gibi koyu Katolik nüfusun yaşadığı bölgeleri de idareleri altına alan Fatımîler, Doğu İslâm ülkelerinden farklı bir felsefe ve sanat anlayışına sahip olmuşlardı.

Şiîliği kabul eden Fatımîler, hüküm sürdükleri Kuzey Afrika ve Suriye dışında Sicilya gibi koyu Katolik nüfusun yaşadığı bölgeyi de idareleri altına almışlar, dolayısıyla da Doğu İslâm ülkelerinden farklı bir felsefe ve sanat anlayışına sahip olmuşlardı.

969'da fethettikleri ve başkent yaptıkları Kahire'yi (Arapça muzaffer anlamına gelen el Qâhira) kuran Fatımîler, uzun süre Arap Yarımadası ve Suriye'nin büyük bölümlerine ve Sicilya'ya hükmettiler.

İskenderiye ve Kahire, Akdeniz'i Yakındoğu'ya bağlayan yoğun bir ticaretin merkezi oldu.

9-11. yüzyıllar arasında hâkimiyet kurdukları Sicilya ise, gemi yapımı için önem taşıyan ahşap temini, özellikle de hububat zenginliği açısından gerekliydi. Bu ilişki, Kuzey Afrika ve Kıta Avrupa arasındaki kültür alışverişine de büyük etki yaptı.

YAZMA ESERLERİ YANGINLARDA YOK OLDU

Mimaride sütunların çevrelediği avlulu cami tipi öne çıkarken, saray yapılarından ise, günümüze kalan başlıca örnekler, Fatımî geleneğinde inşa edilmiş olan Sicilya'daki Norman yapılarıdır. Kahire'deki kale mimarisini yansıtan az örnek ise, günümüze ulaşabilmiştir.

Fatımî Dönemi'nin seçkin eserlerinden günümüze kalanlar, sayıca fazla değildir.

Değerli yazma eserlerle dolu olan kütüphaneler yangınlarda yok olmuş, az sayıda hat sanatı ürünleri taş kitabeler ile günümüze ulaşabilmiştir. Boyalı ve oyma ahşap eserler, seramik, fildişi, necef eserler, kıymetli madenlerden çeşitli süs eşyaları ve Mısır atölyelerine mal edilen keten ve yün dokumalar, yazı frizleri içeren "Tirâz" süs şeritleri, Fatımî sanatının günümüze ulaşan örnekleridir.

FATIMÎLER DÖNEMİNDE HAT SANATI


Fatımî Dönemi, Suriye, 419 (1028) tarihli Hattat Hüseyin bin Abdullah tarafından yazılan bu Kur'an, İki cilt olarak hazırlanmıştır. Birinci cilt, 1-18. Sureleri; ikinci cilt ise 19-114. Sureleri içermektedir.

Kalın, aharlı kâğıt üzerine siyahla tahrirli altın yaldız ve İbn Mukle yazısı üslubundaki hat ile yazılmıştır. Sayfalar cetvelsiz ve 9 satırdır. Yazıdaki harf noktaları kırmızı mürekkeple yapılmış, kıraâte ait işaretler ise Ebu'l Esved usulüne göre siyah mürekkeple konulmuştur. Ancak metinde geçen yine okumaya ait bazı işaretlerin kırmızı ile de konulduğu görülmektedir.

Sure başları bitkisel motiflerle süslü zemin üzerine kûfî hat ile yazılmış çerçevelenerek belirtilmiştir. Surelerin hangi şehirde indiği ise üzeri taçlı, dikdörtgen formlu, tezhipli bir çerçeve içine yazılmıştır. Ayetler içlerinde Arapça sayıları yazılı yine tezhipli rozetlerle ayrılmış, her beş ayet damla motifi, on ayet sonu da sayfa kenarına yazılan büyük rozetler içine yazılarak gösterilmiştir. Kur'an, Hattat Hüseyin bin Abdullah tarafından 1029-1094 yılları arasında Fatımî halifesi olan Mustansır Billah için halife olmadan önce yazılmış daha sonra da Şiî olan Fatımîlere sempati duyan ve sonra da bu mezhebe giren Yemen'de hüküm süren Süleyhî hanedanının kurucusu Dâi Ali ibn Muhammed ibn Ali es- Süheylî'ye (1038-1168) hediye olarak gönderilmiştir.

Kur'an'ın başlangıcında karşılıklı sayfalara yapılmış olan süslemeler Bizans etkisini açıkça göstermekte, İslâmî el yazmalarında yapılan süslemelerin henüz tam karakterini bulamadığını, yöresel etkilerin tüm sanat ürünlerinde olduğu gibi Kur'an'larda da kullanıldığını göstermektedir. Bizans sanatı özellikleri taşıyan bu levha şeklindeki süslemenin alt ve üs kısmında, Kur'an'ın 18. Suresi, 105 ayetinin kûfî hat ile yazılmış olması, sanatın din ayrımı yapmadan kullanıldığının açık bir göstergesidir. Şiî olan Fatımî halifesi Mustansır Billah için Şiî bir hattat tarafından yazılan ve Yemen'e hediye olarak gönderilen Kur'an, Fatımî Dönemi kitap sanatını tanıtması açısından önem taşımaktadır.

Kur'an, Bursa Murad Hüdavendigar Türbesi'nden 1914 yılında ​Türk-İslâm Eserleri Müzesi'ne getirilmiştir.

Türk-İslâm Eserleri Müzesi kataloğundan derlenmiştir.

Fikriyat

2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN