Arama

Türk müziğinin izinden Aynalıkavak

Yayınlanma Tarihi: 09.09.2017 00:00 Güncelleme Tarihi: 09.09.2017 12:11
Türk müziğinin izinden Aynalıkavak

17’nci yüzyıldan itibaren Haliç kıyılarını süsleyen haziran ayından itibaren olarak tarih ve musiki sevenleri ağırlamaya başladı.

Sizi bu hafta sonu sonbaharın kendini iyiden iyiye hissettirdiği sararıp dökülmüş yaprakların tadını çıkarabileceğiniz aynı zamanda tarihte bir zaman yolculuğu yapabileceğiniz Musiki Müzesine götürüyoruz… Bu müzede maaile kavakların gölgesinde lezzetli bir kahvaltı yapabilir, kuş sesleri ile şehrin ortasında huzuru yaşayabilir ve yeni açılan bu müzeyi ilk keşfedenlerden olma şerefine nail olabilirsiniz. 'nin İstanbul'daki dördüncü büyük sarayı olan 'ndan günümüze ulaşabilen tek örneği Aynalıkavak Kasrı'nı ve Musiki Müzesi'ni Aynalıkavak Kasrı Amiri Suat Yıldız'dan dinledik.

Sultan tarafından bir biniş kasrı, yani dinlenme ve eğlence amacıyla günübirlik ziyaretlerde kullanılan Aynalıkavak Kasrı bir yandan da padişahın tersaneyi denetlediği sıralarda kullandığı bir mekân. Kasrın biri tersaneye açılan , diğeri Hasköy'e açılan Hasköy Kapısı ve Okmeydanı'na açılan olmak üzere toplam üç ana kapıdan oluştuğu bilgisini veren Aynalıkavak Kasrı Amiri Suat Yıldız kasır ile ilgili şu bilgileri aktarıyor: Hasbahçe içinde bilinen ilk yapı 'nın Sultan I. Ahmed için yaptırdığı kasırdır. Sarayın setler halinde yükselen geniş bahçesinde Haliç'e bakan yeni kasırlardan biri de Sultan III. Ahmed'in şehzadeleri için düzenlediği sünnet düğününe sahne olan Aynalıkavak Kasrı'dır. Fakat zaman içinde tersanenin büyüyüp genişlemesiyle birer birer yapılar yok olur. Geriye sadece Aynalıkavak Kasrı kalır. Yapı bugün ki görünümünü ise III. Selim döneminde kavuşur.

LALE DEVRİ'Nİ HATIRLATIYOR

Osmanlı saraylarının geleneksel özelliklerini birebir yansıtıyor

Aynalıkavak Kasrı'nın olarak anılan dönemin yaşantısını hatırlatan bir yapı olarak üç yüz yıldır Haliç kıyılarını süslediğini söyleyen Yıldız sözlerine şöyle devam ediyor: Kasrın kara tarafındaki cephesi tek deniz tarafındaki cephesi iki katlı yapılmış. Çifte divanhane çevresinde gelişen üç sofalı planıyla 18'inci yüzyıl Osmanlı saraylarının geleneksel özelliklerini birebir yansıtıyor. Okmeydanı yönünde bulunan ve üzeri ancak dışarıdan görülebilen bir kubbeyle örtülü Aynalıkavak Kasrı'nın Divanhanesini ise Yıldız şöyle anlatıyor: 'in altın yıldızlı tuğrası pencereleri üzerinde Yesarizade'nin hat ile yazdığı Enderuni Fazıl'ın Aynalıkavak Kasrı'nı öven 54 beyitlik şiiri dikkatleri üzerine çekiyor. Üstelik bunu yapan hat ustası Yesarizade'nin sağ kolu doğuştan felçlidir ve sol kolu ile sadece hat yapabilmektedir. III. Selim'in lirik ve akıcı bestelerini yaptığı düşünülen Arz Odası'nın pencerelerinin üzerinde yine Yesarizade'nin hatla yazdığı 'in III. Selim'i öven 36 beyitlik şiiri yer alıyor.

TÜRK MUSİKİ TARİHİNDE III. SELİM EKOLÜ

"Musikiyi huzur veren bir liman olarak görürmüş"

Geçtiğimiz haziran ayı itibari ile adı ile tarih ve musiki sevenleri ağırlamaya başladıklarını söyleyen Yıldız "Aynalıkavak Kasrı adı ile beraber anılan III. Selim iyi bir tanburi ve neyzen olup gerçek manada üstün bir bestekârmış. 'dan 'ya, Pesendide'den Suz-i dilara'ya kadar 15 makam terkip etmiş. Hatta III. Selim için bu makamlarda bestelediği büyük eserlerle sanatkarlığı devlet adamlığını neredeyse geride bıraktırttığı söyleniyor. Hatta yorucu devlet işlerinden uzaklaşmak için musikiyi ve sanatçıları huzur veren bir liman olarak görürmüş. Bu nedenle köşk içinde padişahın tasavvufa ve tasavvuf edebiyatına olan ilgisine uygun kitabeler de yer alıyor. III. Selim'in eserlerinin çoğunu gençlik döneminde kadim ve daha az kullanılan makamlarda yaptığını biliyoruz. Türk musiki tarihinde III. Selim ekolü diye bilinen bir dönem var. III. Selim eserlerinin notaya alınması gerektiğini hissedip bunun için Hamparsum ve Abdülbaki Nasır Dede'den için uygun nota sistemi icat etmelerini istemiş. Hamparsum'un icat ettiği sisteme sadık kalarak eserlerin hafızadan kayda geçirilmesi de o dönemin ilklerinden oluyor" diyor ve ekliyor: Aynalıkavak Kasrı bazı tarihi olayların da sahnesi olmuştur. Osmanlı Devleti ile Rusya arasında imza olunan Küçük Kaynarca Anlaşmasının bazı maddelerini kabul etmeyen Osmanlı Devleti bu nedenle yeniden savaşa hazırlandığı bir sırada Fransa'nın arabuluculuğu ile anlaşmanın bazı maddelerinde düzeltme yoluna gitmiş. adıyla bilinen ve dokuz maddede düzenlenen bu metin de bu kasırda imzalanmış.

BAHÇESİ VE ZARİF MİMARİSİ İLE TÜRK MÜZİĞİ YUVASI

"Buraya gelmeyen, görmeyen pişman olur"

Türk müziğine yakınlık duyan kimi entelektüellerin ve sazendelerin bağışları ile Aynalıkavak Kasrı Musiki Müzesi'nin hayat bulduğunu söyleyen Yıldız "Kasır bahçesi ve zarif mimarisi ile Türk müziğine yuva olabilecek bir tatta. Eski tekke ve dergah sazları ile çeşnilenen Manol, Baron, Küçük İzmitli, Onnik Usta gibi ünlü luthielerin yaptığı bazı sazlara koleksiyoner Zeki Bülent Ağcabey'de katkı yaparak 25 Türk müziği sazını kasra bağışladı. Burada zaman zaman Türk musiki üzerine söyleşiler ve konserlerde düzenliyoruz. Burası gelen ziyaretçinin tarihe ve musikiye doyabileceği bir müze. Bu müzenin sürekli gelen müdavimleri var. Herkesi müzemize ziyarete bekliyoruz buraya gelmeyen görmeyen pişman olur" diyor.

'ın torunlarından merhume Gevheri Osmanoğlu'nun varisleri sultanın kendi kullandığı , , ve koleksiyonuna ait keman, minyatür saz, muhtelif nota, dergi ve taş plağı Aynalıkavak Kasrı Musiki Müzesi'nde sergilenmek üzere bağışlamıştır.

KASRIN VENEDİK'E UZANAN HİKAYESİ

"Kavak kadar uzun endam aynaları"

Aynalıkavak Kasrı'nın ismin nereden geldiğine dair birçok rivayet var. Ama kesin olarak bu kasra neden Aynalıkavak dendiği bilinmiyor. İşte o rivayetlerin bazıları ise şöyle: ile imzalanan bir barış antlaşmanın ardından Venedik'ten hediye olarak büyük ve değerli aynalar gelmiş ve bunlar kasrın iç duvarlarını süslemede kullanılmış. Bu sebeple "Kavak kadar uzun endam aynaları" sözünün Aynalıkavak adına dönüştüğü söyleniyor. XIX. yüzyılda adında bir sanatkârın yaptığı ve Aynalıkavak Sarayı'nı gösteren kabartma bir resimde ise sarayın dışındaki kavak ağaçlarının birinin gövdesine ayna parçasının gömülmüş olduğu görülmekte. Ayrıca III. Ahmet döneminde İstanbul'a gelen ve Aynalıkavak Sarayı'na girme imkânı bulan Aubry de La Mortraye, sarayın bu adı odalarındaki irili ufaklı aynalardan aldığını söylüyor. Bir başka görüş de güneş vurduğunda yaprakları ayna gibi parlayan kavak ağaçlarına bu adın verildiğini ve çok yaşlı cins bir kavak ağacının bulunduğu iddia ediyor. Du Loir ise duvarların delik olduğunu bu yüzden de sadece aynalardan yapılmış hissini verdiğini ve Ayna Saray dendiğini yazmış. İ.H. Konyalı'nın ileri sürdüğü bir başka görüşe göre ise ok hedeflerine ayna ve bunların desteklerine kavak denildiğinden saray adını komşusu Okmeydanı'ndan almıştır diyor.

Star/Cumartesi

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN