Arama

Ahlâk davasıyla geçen bir ömür:

Yayınlanma Tarihi: 13.11.2017 00:00 Güncelleme Tarihi: 10.07.2018 16:40
Ahlâk davasıyla geçen bir ömür: Nurettin Topçu

Onu en iyi anlatan üç kelime: İsyan, hareket ve idare… Türkiye düşünce tarihinin yapaylıktan ve kopyacılıktan uzak en özgün düşünce adamlarından biri. Kendine özgü, ilgi çekici ve cesaretli bir fikir adamı olan , ahlâk davası güttüğü ömrü boyunca yazdı; yazdığı gibi yaşadı. ‘Milliyetçilik’ kavramına, İslam ve Anadolu minvalinde yepyeni bir tanım yaptı. 1975 yılında yaşamını yitiren yazar, akademisyen ve fikir adamı Nurettin Topçu'yu vefatının 43'üncü yıldönümünde saygıyla anıyoruz.

"Okuyacaksınız, okutacaksınız; Kürsüde, minberde, mektepte ve üniversitede. İlmin en büyük ibadet olduğunu halka öğreteceksiniz."

, 7 Kasım 1909'da İstanbul Süleymaniye'de doğdu. İlk nüfus kaydında adı Osman Nuri olup Erzurumlu bir ailenin çocuğudur. Dedesi Osman Efendi, Erzurum'un Ruslar tarafından işgali sırasında orduda başarılı bir topçu olduğu için kendilerine Topçuzâdeler lakabı verildi. Aileden İstanbul'a ilk yerleşen babası Ahmed Efendi, Erzurum'da iken tahıl alım satımı ve canlı hayvan ticaretiyle uğraşmış, daha sonra Çemberlitaş'ta kasap dükkânı işletmiştir.

Nurettin Topçu'nun çocukluğu Süleymaniye'de ve Birinci Dünya Savaşı yıllarında taşındıkları Çemberlitaş'ta geçti. 1922 yılında Büyük Reşid Paşa Numune Mektebi'ni bitirdi. Bu sıralarda küçük bir sandıkta kitap ve gazete biriktirme merakı vardı. Mehmed Âkif'in bazı şiirlerini talebelerine ezberleten Türkçe muallimi Nâfiz Bey, Nurettin Topçu'da hayatı boyunca sürecek Âkif sevgisini aşıladı. Orta öğrenimine Vefa İdâdîsi'nde devam etti; birinci sınıfta iken babasını kaybetti. Lise tahsilini yaptığı İstanbul Erkek Lisesi'nde felsefeye meyletti ve 1928'de bu okuldan mezun oldu.

AVRUPA'DA EĞİTİM HAYATI

Avrupa'da öğrenim görmek amacıyla girdiği imtihanı kazanarak Hamdi Akverdi, Vehbi Eralp, Ziya Somar, Enver Ziya Karal gibi şahıslarla birlikte Fransa'ya gitti. Önce Fransızca öğrenmek için Aix Lisesi'ne kaydedildi. Görüşlerini benimseyeceği ve uzun zaman mektuplaşacağı aksiyon (hareket) felsefesinin kurucusu Maurice 'i bu sırada tanıdı.

İki yıl sonra Strasburg Üniversitesi'ne geçerek felsefe öğrenimi gördü, ahlâk kurlarını tamamladı, sanat tarihi lisansı yaptı. 1930-1933 yıllarında aldığı sertifikalar lisans diplomasında rûhiyat ve bedîiyat, umumi felsefe ve mantık, muasır sanat tarihi, içtimaiyat ve ahlâk, İlkçağ sanat ve arkeolojisi şeklinde belirtilmiştir.

Kendisinden önce Paris'e gelen , , , Cevdet Perin, Bedrettin Tuncel, Samet Ağaoğlu, Ömer Lutfi Barkan ve Besim Darkot'la tanıştı. Bunlardan Remzi Oğuz ve Ziyaeddin Fahri ile Türkiye'ye döndükten sonra yakın münasebetleri ve dostlukları olmuştur. Bu arada Louis , Hıristiyanlığa geçip papaz olan Girit asıllı Türk , o yıllarda Paris'te bulunan A. Adnan Adıvar ve eşi Halide Edip'le tanıştı. Adıvar'dan sonra Massignon'a Türkçe dersleri verdi.

İSLÂM TASAVVUFUNA DOĞRU İLERLEDİ

Blondel üzerinden başlayan mistik ilgileri Massignon etkisiyle tasavvufuna, özellikle vahdet-i vücûd felsefesine doğru gelişti. Tezinde ve ahlâk felsefesinde izleri görülen 'un, ve Celâleddîn-i Rûmî'nin eserlerini okumaya bu yıllarda başlamış olmalıdır. Hıristiyan mistisizmi ve ahlâkı konularında Blondel ve Paul Molla'dan faydalanmış bulunması muhtemeldir.

"Hiçbir çarem, hiçbir kuvvetim, hiçbir silâhım kalmamıştı. Nereye gideceğimi bilmeksizin kendimi sokağa attım. Arabaların sanki hiç yol bırakmayarak şehri tıka basa dolduran bu evlerde nasıl dinlenirler, nasıl düşünürler, nasıl yaşarlar? Bu evlerde hiç kafaları çalışan yok mudur? diye sayıklıyor, bir yandan da:

"Yol evden belâlı, ev yoldan beter!"

mısra-ı bercestesini mırıldanıyorum. Ne kadar mırıldandım bilmiyorum."

Avrupa'ya tahsile giden Türkler arasında ahlâk üzerinde çalışan ilk öğrenci ve Sorbonne'da felsefe doktorası veren ilk Türk Nurettin Topçu'dur. Tezini bitirdikten sonra Fransa'da kalması yönündeki teklifleri kabul etmeyip 1934 yazında Türkiye'ye döndü ve 29 Eylül 1934'te Galatasaray Lisesi'nde felsefe öğretmeni olarak göreve başladı; sosyoloji dersi okuttu.

Bu arada baba dostu Hüseyin Avni Ulaş'ın kızı Fethiye Hanım'la iki yıl sürecek bir evlilik yaptı. Lise müdürü Behçet Gücer'in bazı öğrencilere geçer not vermesi isteğini geri çevirdiği için düğün günü İzmir Lisesi felsefe öğretmenliğine tayin emri geldi. 6 Mayıs 1936-31 Ekim 1937 tarihleri arasında askerliğini yaptı.

HAREKET DERGİSİ İLE BAŞLAYAN YOLCULUK

İzmir'de bulunduğu yıllarda Hareket dergisini yayımlamaya başladı. İlk sayılardaki yazıları hayatı boyunca izleyeceği düşüncelere hazırlıklı olduğunu göstermektedir. Derginin 4'üncü sayısında yayımlanan ve Cumhuriyet'i kuran kadroyu eleştirdiği ileri sürülen "Çalgıcılar" yazısından dolayı 1939 yılında İstanbul Vefa Lisesi felsefe öğretmenliğine nakledildi.

Burada dört yıl çalıştıktan sonra 1943'te Denizli İsmet İnönü Lisesi'ne tayin edildi. 4 Ekim 1944'te İstanbul Erkek Lisesi'ne nakliyle birlikte sürgün hayatı sona erdi. Arada Vefa ve Haydarpaşa liselerindeki öğretmenlikleri dışında emekliliğine kadar on sekiz yıl burada çalıştı.

Bu arada 'la ilgili teziyle felsefe doçenti unvanını aldıysa da, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi kurullarınca kadroya tayin edilmedi. Yalnız bir süre Hilmi Ziya Ülken'in kürsüsünde ahlâk dersleri verdi. Ayrıca Robert College'da tarih, İstanbul İmam-Hatip Okulu'nda psikoloji, felsefe, din psikolojisi ve dinler tarihi öğretmenliği yaptı. 1960 ihtilâlinden sonra bu ek görevlerine son verildi. 1974'te yaş haddinden emekli oldu.

Kısa süren bir hastalıktan sonra 10 Temmuz 1975'te vefat etti. Ertesi gün Fâtih Camii'nde kılınan cenaze namazının ardından Topkapı Kozlu Kabristanı'nda defnedildi.

BÜTÜNCÜL DÜŞÜNCE DÜNYASI

Fransa dönüşünde çocukluk arkadaşı Sırrı Tüzeer vasıtasıyla Nakşî Hasib Efendi (Yardımcı) ve Abdülaziz Efendi (Bekkine) ile tanışan Topçu, hayatı boyunca etkileneceği Abdülaziz Efendi'ye intisap etti. Celâl Hoca'dan (Ökten) İslâmî ilimler, İslâm tarihi, kelâm ve felsefe yönünden faydalanmış, daha sonra İmam-Hatip Okulu'nun kuruluşu sırasında programların hazırlanmasında onunla beraber çalıştı.

Fikrî ve siyasî faaliyetlerini Türk Kültür Ocağı ve Milliyetçiler Derneği'nde sürdüren , Aydınlar Ocağı ve Türkiye Millî Kültür Vakfı'nın bazı faaliyetlerine katıldı; seminer ve konferanslar verdi; fetih-Fâtih, Mehmed Âkif ve Çanakkale anma toplantılarının yapılmasına öncülük etti.

"Bir taraf ruhtan habersiz, öbür taraf aydınlığa düşman."

1960 ihtilâlinin ardından Ali Fuat Başgil'le birlikte 'nin kuruluş çalışmalarına katıldı ve 1961 seçimlerinde Konya'dan senatör adayı gösterildi. Ancak cumhurbaşkanlığı seçimi esnasında Başgil'e yapılan muamele ve 'in parti başkanlığına getirilmesi sırasında takınılan tavırlar yüzünden bu çevreyle münasebetlerini kesti.

FİKİR HAYATINDAKİ 'HAREKET' ANLAYIŞI

Nurettin Topçu'nun coğrafya olarak Anadolu'yu, tarih ve kültür olarak - tecrübesini merkeze alan, buradan en geniş ve belirleyici daire olarak İslâm'a ve özellikle tasavvufa intikal eden, Batı dünyasına ve insanlık tecrübesine uzanan bütüncül bir düşünce dünyası vardır. Meselelere ahlâk üzerinden yaklaşır. Cumhuriyet devri Türk felsefecileri ve aydınları arasında ahlâk konusunda en çok yazı kaleme alan ve bu alandaki vurgularını bütün hayatı boyunca sürdüren kişi Nurettin Topçu'dur.

Doktora tezinde geliştirdiği isyan ahlâkı fikri Blondel'in, bazı bakımlardan Immanuel Kant ve Henry Bergson etkileri taşıyan hareket felsefesinden ilhamla determinist, rasyonalist, sosyolojist, pragmatist ahlâk anlayışlarının karşısında bir düşünce, bir tez olarak teşekkül etmiş ve gelişmiştir. Çıkardığı derginin adının Hareket olması doğrudan bu çizgiyle alâkalıdır.

YENİ BİR 'İNSAN, MİLLET, DEVLET' MODELİ

İlk yazılarından itibaren bir taraftan Osmanlı-Cumhuriyet modernleşmesini hesaba katarak fakat onu aşmayı hedefleyerek tenkitçi bir bakış açısıyla yeni bir insan, millet, devlet modeli inşa etmeye çalıştı. Diğer taraftan bunların o günün şartlarında ve tarihten gelen sağlam zeminler üzerine oturmasını mümkün kılacak bir rönesans fikri, bir tarih, ilim, sanat, ahlâk, felsefe, tasavvuf ve din anlayışı geliştirmeye yöneldi. Metafiziği dışlayan felsefî temayüllere karşı çıktı; duygu, akıl, sezgi ve aşk kavramlarını yeniden yorumlayıp ahlâk ağırlıklı bir felsefe kurdu.

"Bize, bir lütuf gibi saadet bağışlayan değil, bizde mesuliyet şuuru yaratan insan lazımdır. Saadet, bizdeki iradenin yarattığı deruni bir aydınlık olmalıdır. Bize, kin ateşi içinde kuvvetle hak kazanan değil, hakikat aşkıyla hakkını yaşatan insan lazımdır. Bize "firdevs-i aladan ve bunca sevdadan" vazgeçmiş hak âşıkları lazımdır. Hakiki saadet ve hak (birinin) elinden alınır bir meta değildir."

Kendisinden önce başlayan Anadolu milliyetçiliğini İslâm merkezli bir yoruma taşıdı, bunu yaparken Turancılığı, ırkçılığı ve topraktan tamamen kopuk milliyetçilikleri, İslâmcılığı eleştirerek, modernizmin katı ölçütlerine boyun eğmeden Batı, Doğu ve İslâm medeniyetlerini mukayeseli şekilde ele almayı denedi. Kapitalizm, komünizm, sosyalizm, kültür ve medeniyet, sanayileşme, kuvvet ve teknoloji meselelerini büyük ölçüde dönemindeki yaklaşımlardan farklı bir üslûp ve muhteva ile tartıştı.

Türkiye'nin kapitalist ekonomik sisteme ve ahlâk anlayışına, bunların üzerinden Amerikan sempatizanlığına doğru kaymaya başladığı Demokrat Parti iktidarının ilk yıllarından itibaren İslâm/Anadolu sosyalizmini savundu. Maarif, mektep ve din eğitimi konularını özellikle işledi; bir hareket adamı olarak yaşama zevkini bırakıp yaşatma aşkına gönül verecek, sabırlı ve azimli, gösterişsiz çalışan, ruh cephesinin "maden işçileri" olacak idealist bir nesil yetiştirmek için çaba gösterdi.

TOPÇU'YU ANLATAN ÜÇ KAVRAM: 'İSYAN, HAREKET, İRADE'

Topçu'nun özel anlam daireleriyle inşa ettiği, ahl