Arama

'nın Mekkeli istihbarat ajanı:

Yayınlanma Tarihi: 20.03.2018 00:00 Güncelleme Tarihi: 21.03.2018 08:54
Osmanlı'nın Mekkeli istihbarat ajanı: Ali Durmuş Bey

Türk devletleri Anadolu'da çağlar boyu tarih yazmış, kahramanlık destanlarıyla çağlar boyu tüm coğrafyalarda adından söz ettirmiştir. Türk tarihi, nice kahramanlıklara, zaferlere ve vatanperverlerin hikayelerine beşiklik etmiştir. Mekkeli 'de bu vatanperverlerden sadece biridir.

Arap kökenli bir aileden gelmiş ve vatandaşlığına sahip olan 'in bilinen ismi Ali Durmuş Özakıncı'dır. 1879 senesinde dünyaya gelmiş olan Ali Durmuş Bey, eğitim hayatını doğduğu bölgesinde tamamlamıştır. küçük yaşlardan beri askerlik makamına ilgisi olan Ali Durmuş, Şam Harp Okulu'nu bitirdi ve subay rütbesiyle mezun oldu. Devlet-i Osmaniyye için Mekke, Şam ve Yemen'de istihbarat çalışmaları yürütüyordu.

15 sene boyunda Orta Doğu coğrafyasında subay olarak görevlerini ifa etti, 1900'lü yılların içinde ise Suudi Arabistan ve Yemen'de isyanlar baş gösterdi ve devlet eliyle o bölgelere yönlendirildi. Tam bir görev adamı olan Ali Durmuş Bey, bulunduğu coğrafyada olan biteni rapor edecek, isyanları başlamadan önleyecek ve olası ayaklanmaların önüne geçecekti; yani 'nin bekası için çalışan bir ajan olacaktı.

Yemen ilk görev yeriydi ve buraya gönüllü olarak gitmişti, başlarda isyan bastırma ve ayaklanmaları önleme konusunda başarılıydı ancak bir süre sonra durum içinden çıkılmaz bir girdaba dönüştü ve isyanlar maalesef başarılı olmaya başladı.

YEMEN İSYANI

Bölgeyi Osmanlı Devleti kontrol altına almak istedi ancak başarılı olunamadı. Yemen'e valiler tayin edildi, onlarca tabur asker gönderildi ancak bir türlü sonuca ulaşılamadı. Bu arada ise, isyancılar başkent Sana'ya kadar ulaşmışlardı. Osmanlı Devleti bölgeye mutabakat kafilesi göndererek müzakere yollarını denemiş ve isyan dalgasını kontrol etmeyi amaçlamıştı. sırasında Osmanlı Devleti birçok kayıp verdi ancak Ali Durmuş Bey'i keşfetmiş oldu.

ALİ DURMUŞ BEY: OSMANLI DEVLETİ'NİN ORTA DOĞU AJANI

Ali Durmuş, sırasında, güvenliğin sağlanmasında ve demiryollarının korunmasında efektif bir şekilde görev aldı. Ali Durmuş Bey'in başarısına şu noktada vurgu yapılabilir; o dönemde Orta Doğu'da Osmanlı hakimiyetini tanımak istemeyen çok sayıda Arap kabilesi olmasına rağmen güvenliği sağladı.

Ali Durmuş Bey, Üçüncü Mecidi Nişanı Madalyası ile binbaşılığa; asiler ile mücadale ederek ve bedevi gençlerin jandarma olarak kaydedilmesinde başarılı olması sebebiyle terfi edildi.

AJAN LAWRENCE ALİ DURMUŞ BEY TARAFINDAN KOVULDU

Birinci Cihan Harbi ile İngiliz casusların Orta Doğu'da nüfuzu arttı ve Ali Durmuş Bey ve onun bağlı bulunduğu jandarma istihbarat dairesinin daha fazla mücadele etmesi gerekiyordu; tam da bu dönemde, başta olmak üzere pek çok karşı tarafa hizmet eden kişi bölgede etkin bir şekilde Osmanlı Devleti aleyhine isyan çalışmalarında bulunuyorlardı.

Ali Durmuş Bey'in bu sıradaki görevi Orta Doğu'yu gizliden gizliye karıştıran, Osmanlı Devleti aleyhine çalışan İngiliz ajanı Lawrence'ı takip etmekti.


Ajan Lawrence

Lawrence o sıralar bölgede arkeolog olarak bulunuyordu, Ali Durmuş Bey'de bu durumdan haberdardı. Lawrence'ın yerini tespit eden Ali Durmuş Bey, Akabe Kaymakam'ı ile tebdili kıyafet ile İngiliz ajanının kaldığı çadıra baskın yaptılar ve Lawrence'dan Akabe topraklarını derhal terk etmesini istediler. Lawrence'a bir gün süre tanıyan Ali Durmuş Bey, toprakları terk etmediğini gördü ve ikinci bir baskın daha yaptı; çadırında Osmanlı Devleti'nin Arap topraklarının paylaşımı ile ilgili birtakım belgeler gördü ve İngiliz ajanını Akabe'den kovdu.


İngiliz Ajan Lawrence Arap Kıyafetleriyle

ŞERİF HÜSEYİN İSYANI

Bölgeden kovulan ajan, faaliyetlerine hicaz topraklarında devam etti ve burada, 'nın tohumlarını ekti. Şerif Hüseyin ve ona bağlı olan adamları, Osmanlı Ordugâhları'na baskın yapıyor, tren güzergahlarına sabotajlarda bulunuyordu. Şerif Hüseyin İsyanı, arkasına aldığı İngiliz gücü ile mühim ölçüde ilerleme gösterdi ve Osmanlı Devleti'ni güç duruma düşürdü.

Ali Durmuş Bey, isyan sırasında bir yandan da Hicaz'dan asayişi sağlamaya çalışıyor, gerçekleştirdiği istihbarat faaliyetleri ile Osmanlı birliklerinin bölgedeki nüfuzunu arttırıyordu. Ali Durmuş Bey, Arap asıllı olmasına rağmen bir Arap isyanına karşı durması sebebiyle üst mertebelerden takdir gördü. Bahriye Nazırı ve Suriye Valisi olarak görev yapan Cemal Paşa'nın, Ali Durmuş Bey'e 9 Mayıs 1917 tarihinde gönderdiği bu mektup da bu duruma bir kanıt olarak sayılabilir;

"Aziz Kahraman Durmuş Efendi,

Seni bütün ruhumla ve vatan hissiyle tebcil ederim. Allah bin defa senden razı olsun. Senin ferdi kahramanlıkların tarihe girecek kadar büyüktür. Benim hisse-i mubahatım çoktur. Çünkü sen ordu namına hareket ederken diğer taraftan vilayet asayişini de te'min ettin. İnşallah ankarib'de (yakın zamanda) nail-i mükâfat olacaksın. Sırf Urbana (Çöl Araplarına) balçık mecburiyetinde bulunduğun ziyafet ve buna mümasil fedakârlıklar için size altın yirmi beş lira evrak-ı nakdiye gönderiyorum. İndel-icab (gerektiğinde) daha da göndereceğim."

Bölgede çıkan ayaklanmalar amacına ulaştı ve Akabe ile Suriye ele geçirildi; bu sırada esir düşen Ali Durmuş Bey bedeviler ile iyi ilişkiler kurarak esaretten kurtulmayı başardı. O denli iyi ilişkiler kurmuştu ki, bedeviler kendisine Faysal hükümetinde görev teklif etti, ancak bu teklifi elinin tersiyle itti çünkü o bir Osmanlı Subayı idi...

Esaretten kurtulup, Anadolu'ya gelerek burada askerlik mesleğini icra etmeyi sürdürdü. 1919 yılında Anadolu topraklarında Milli Direniş, örgütlü bir hal alamaya başlayınca, İstiklal Mücadelesi'ne hiç tereddüt etmeden dahil oldu.

İşgal altındaki Anadolu topraklarında kanının son damlasına dek çarpışarak gerçek bir vatanperver gibi davrandı; önce Çankırı ve Kırşehir Jandarma Alay Komutanı rütbesiyle çetelere karşı Kuvva-i Takibiye Birliklerinde görev aldı ve bu yıllarda Bolu, Kastamonu ve Ankara'da cephe gerisi güvenliğin sağlanmasında ve TBMM'ye karşı ortaya çıkan ayaklanmanın bastırılmasında önemli ve etkili görevlerde bulundu.

İstiklal Mahkemeleri ve komutanlıklardan defalarca takdire layık görülen Ali Durmuş Bey, Milli Mücadele sırasında göstermiş olduğu istihbari ve askeri faaliyetlerinden dolayı TBMM tarafından 1926 yılında hakettiği İstiklal Madalyası ile şereflendirildi.

2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN