Arama

İbrahim Müteferrika ve ilk matbaamızın sırları

Yayınlanma Tarihi: 10.10.2021 10:17 Güncelleme Tarihi: 10.10.2021 10:17
İbrahim Müteferrika ve ilk matbaamızın sırları

Hemen herkesin yıllardır “Matbaa niye geç geldi?” diye fikir yürüttüğü, ancak ortaya yeni bilgi koyamadığı bir tartışma ortamı yaşanır. İlk Türk ve İslam matbaası ile matbaanın kurucusu İbrahim Müteferrika’nın hayatı yakın zamana kadar sisler altındaydı. Son yıllarda yapılan araştırmalar sonucunda matbaacılık tarihimiz aydınlanmıştır.

Cumhurbaşkanlığı Millet Kütüphanesi'nde ilk Türk İslam matbaası ve matbaamızın kurucusu İbrahim Müteferrika'yla ilgili orijinal belge, yazma ve ilk matbaamızın bastığı bütün eserler "Müteferrika Sergisi"nde bir araya getirildi.

İlk Türk matbaası ile matbaanın kurucusu, yayımcı, devlet adamı ve bir Osmanlı aydını olan İbrahim Müteferrika hakkındaki bilgilerimiz yakın zamana kadar oldukça azdı. Matbaa ve İbrahim Müteferrika hakkında birçok kitap ve makale yayınlandıysa da bilgiler hemen hemen aynıydı. Birkaç araştırmada ortaya konulan bilgiler, bazı kelime değişiklikleriyle tekrar edilmişti.

Türkiye'de kurulan ilk matbaa, daha o dönemde Avrupa'da incelenmeye ve hakkında bilgi toplanmaya başlanmıştı. Türkiye'de İbrahim Müteferrika ile ilgili ilk araştırmayı Katolik bir Macar rahibi olan Dr. İmre Karacson yaptı. Karacson'un ardından İhsan Sungu, Ahmed Refik Altınay, Tibor Halasi Kun ve Niyazi Berkes'in yaptığı araştırmalardan sonra İbrahim Müteferrika'nın hayatı hakkında uzun süre yeni bir bilgi ortaya konulmadı, aynı bilgiler tekrarlanıp durdu. Daha sonra sadece bizim Osmanlı Arşivi'nde yaptığımız araştırma neticesinde İbrahim Müteferrika hakkında birçok yeni bilgiye ulaşıldı.

İbrahim Müteferrika

ULEMA, MATBAAYA ENGEL OLMADI

Bizim araştırmamızdan sonra bu konuda bazı yayınlar yapıldıysa da yine uzun süre orijinal yeni bilgiler ortaya konulmadı. Ancak Orhan Salih'in "İbrahim Müteferrika ya da İlk Osmanlı Matbaa Serüveni (1726- 1746)" isimli kitabı matbaa hakkında çok önemli yeni bilgilere ulaşmamızı sağladı. Ardından Fikret Sarıcaoğlu ve Coşkun Yılmaz'ın "Müteferrika, Basmacı İbrahim Efendi ve Müteferrika Matbaası" isimli eseri yayınlandı.

Hemen hemen herkesin yıllardır "Matbaa niye geç geldi?" diye fikir yürüttüğü, ancak ortaya yeni bir bilgi koyamadığı bir tartışma ortamını yaşar dururuz. Orhan Salih, 1726- 1746 tarihleri arasındaki çeşitli belgeleri inceleyerek, Müteferrika'nın bastığı kitapların okurlara hemen ulaştığını ve nispeten yüksek fiyatlarına rağmen satın alınıp ilgiyle karşılandığı tespit etmiştir.

Baskı kitap alan kişilerin sosyal ve mesleki durumunu tespit için bu araştırmayı yapan yazar, basma kitap satın alanların genelde Osmanlı saray ve merkez bürokrasisinde çalışanlar ile ulema mensupları olduğunu ortaya çıkardı. Özellikle ulemanın kitap alması, din adamlarının matbaaya karşı olmadıklarını açıkça ortaya koyuyor. Yani "Din yüzünden matbaa gelmedi" iddialarının doğru olmadığı belgelere dayalı olarak ortaya çıktı. Zaten matbaa Şeyhülislam Yenişehirli Abdullah Efendi'nin fetvasıyla kurulmuştur.


Müteferrika'yı matbaada çalışırken gösteren temsili resim

İLK MATBAAMIZ FATİH'TE KURULDU

Müteferrika, matbaasını evine kurmuştu. İlk matbaacımızın oturduğu yer, Fatih'te Sultan Selim Camii yakınlarındaki Mismarcı Şücaeddin Mahallesi'ydi. Bugün burası Mismarcı Sokağı olarak geçiyor. İbrahim Müteferrika, satılmayan kitaplarını da Sultan Selim Camii yakınlarında Tophane diye anılan yerdeki taş odada depolamıştı.


Müteferrika'nın miras kayıtlarından bol miktarda kâğıt depoladığı da anlaşılıyor. Miras kayıtlarının en ilginç ve en önemli yanı, İbrahim Müteferrika'nın bastığı ve öldüğünde satılmayıp kalan kitaplarıdır. Yıllardır Karacson'dan itibaren Müteferrika'nın öldüğünde satılmadan kalan birçok kitabı olduğu söylenir, ancak ne kadarının satıldığı bilinmezdi. Bu durum, Orhan Salih'in kitabıyla önemli ölçüde aydınlandı. Müteferrika'nın 3 milyon 172 bin 756 akçelik mirasının yaklaşık altıda beşini bastığı ancak satamadığı kitapları oluşturuyordu.


İlk matbaalarda harflerin dizilmesi

Kitapların satış performansına bakılırsa İbrahim Müteferrika'nın matbaanın ilk ürünlerini satmada oldukça başarılı olduğu görülüyor. Nitekim 18. yüzyılın sonlarına gelindiğinde Müteferrika'nın bastığı kitaplar piyasada bulunmuyordu. Toplumumuzun kitaba bakışı dikkate alındığında Müteferrika'nın kendi devrinin şartlarına rağmen iyi bir satıcı olduğu ortaya çıkıyor.

İbrahim Müteferrika, kitaplarını sadece Türkler'e değil Avrupalılar'a da satmıştı. Bu iş için Latince kataloglar hazırlayan Müteferrika, bunları Avrupa'nın değişik yerlerine göndererek kitaplarını pazarlamıştı.


Matbaanın açılması için padişahın izni ve şeyhülislamın fetvası

UCUZ VE KALİTELİ KİTAP

İbrahim Müteferrika'yı sadece bir matbaacı olarak düşünmek büyük bir hata olur. İbrahim Müteferrika'nın bastığı kitapların tarih, coğrafya, dil gibi konular ile askerlik sahasında olduğu dikkat çekiyor. Araştırmacılar, Müteferrika'nın bastığı eserlerin seçiminde oldukça isabetli davrandığını söylerler. Müteferrika, bastığı kitapların büyük bir kısmına ilaveler ve açıklamalar yapmış, bir kısmını da notlar ve haritalar ekleyerek zenginleştirmişti. Bilhassa Kâtip Çelebi'nin Cihânnümâsı'na yaptığı ilaveler, onun Rönesans sonrası Avrupa'daki gelişmeleri nasıl takip ettiğini açıkça gösterir. Cihânnümâ'ya yaptığı ilavelerdeki Batı'da gelişen yeni astronomi ve kâinat sistemleri hakkındaki bilgiler, eseri bir asır boyunca Türkçe literatürde bu konudaki en önemli metin haline getirmişti.


Matbaada basılan ilk kitap: Vankulu Lugati

Müteferrika, matbaacılığa başlarken, yayınladığı kitaplarda doğru metin yayınlama amacında olduğunu söylemişti. Yayınladığı kitaplar incelendiğinde bu amaca ulaştığını görüyoruz. Nitekim, Amerika kıtasının keşfini anlatan Müteferrika'nın bastığı "Tarih-i Hindî Garbi" isimli kitabı inceleyen Amerikalı araştırmacı Thomas Goodrich, mevcut yazma metinlerinin hiçbirisinin tam ve doğru olmadığını, tama ve doğruya en yakın olanını 1730'da Müteferrika'nın yayınladığını ve onun bu sonuca birden fazla metin kullanarak vardığını söyler.

İlk matbaacımız, matbaanın önemli amaçlarından biri olan ucuz kitap politikasını da gerçekleştirmişti. Nitekim Müteferrika, matbaadan önce piyasada 350 kuruşa satılan Vankulu Sözlüğü'nü 35-40 kuruşa satmıştı.


Müteferrika'nın ölüm kaydı

İBRAHİM MÜTEFERRİKA NELER OKURDU?

Orhan Salih'in bulduğu miras kayıtlarında matbaacımızın özel kütüphanesindeki kitapların neler olduğunu ve Müteferrika'nın neler okuduğunu artık tek tek biliyoruz. Bu kitapların içerisinde en ilginçleri Roma'daki Typographia Medicea'da 16. yüzyılın sonlarında ve 17. yüzyılın başlarında basılmış Arap harfli matbu Öklides Şerhi ve Nüzhetü'l-Müştak yer alıyor. Bu kitaplar Müteferrika'nın matbaa işine girişmeden önce geniş bir araştırma yaptığını gösteriyor.

Müteferrika'nın kütüphanesindeki birçok Latince ve çeşitli Avrupa dillerindeki kitapları içerisinde Meninski Lugati, Atlas Minor, İncil ve Tevrat dikkat çekiyor. İlk matbaacımız astronomi ile ilgili birçok kitaba ve 40'a yakın haritaya sahipti. Bunlar muhtemelen Müteferrika'nın Kâtip Çelebi'nin Cihânnümâsı'na yaptığı şerhlerde ve diğer bastığı ve yazdığı eserlerde kullandığı kitaplardı.

Müteferrika'nın özel kütüphanesindeki kitapların içerisinde Kâtip Çelebi'nin Mizanü'l-Hakk'ı, Gelibolulu Mustafa Âli'nin Nusretnâme'si, Kınalızâde Ali'nin Ahlak-ı Alâi'si, Nişancı Ramazanzâde Mehmed'in Tarih-i Mirât-ı Kâinât'ı, Ebu'l-fida'nın Takvim- i Buldan'ı, Acaibül-Mahlukat'ı da vardı.

Erhan Afyoncu- Sabah

2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN