Arama

  • Anasayfa
  • Tarih
  • Dünyanın ilk gerçek bilim adamı: İbnü’l Heysem

Dünyanın ilk gerçek : İbnü’l Heysem

Dünyanın ilk gerçek bilim adamı: İbnü’l Heysem

İslam dünyasının "Optiğin Babası" olarak anılan en büyük fizikçi ve bütün çağlarda yetişmiş optikçilerin en büyüklerinden birisi olan , aynı zamanda bir astronom, matematikçi, tıp bilginidir. Aristoteles ve Galen'in eserlerine çözümleyici açıklamalar yazmış olan Heysem’in en önemli eseri Kitabü'l Menazir Batı dünyasındaki bilimsel çalışmalara kaynak oldu, Bacon ve Kepler üzerinde büyük bir etki yaptı.

"Doğulu astronom ve matematikçilerin en meşhurlarından biriydi. Matematikte zamanında hiç bir kimse ona ulaşamamıştı," der. Prof. Abdüsselam ise onun, çağının olduğu kadar bütün çağların en büyük fizikçilerinden biri olduğunu belirtir. Dr. M. Cemalettin Fendi'ye göre o, İbni Sina ve Beyrani'den sonra İslam dünyasının en büyük fizikçisidir. Hatta "Onu İslam dünyasının en büyük fizikçisi sayabiliriz."

Ord. Prof. İsmail Hakkı

ÖMRÜNÜ IŞIĞA ADADI

965 yılında Basra'da doğmuştur. Asıl adı Ebu Ali Muhammed b. Hasan b. el-Heysem'dir. Kendisi Batıda "Elhazen" veya "Elhacen" ismiyle bilinir. Alhazen, onun ilk adı olan "El-Hasan"ın Lâtinceye çevrilmiş hâlidir. İbn-i Heysem'in ismi orta çağ metinlerinde ise "Avenetan" veya "Avennathan" diye geçer.

İbn-i Heysem öğrenimine Basra'da başlamış, din ve fen ilimlerini burada öğrendi. Tahsilinin bir kısmını Basra'da tamamladıktan sonra, Bağdat'a geçerek matematik, fizik, astronomi gibi ilimlerde ün yaptı. Böylece artan şöhreti ona karşı teveccühü artırdı.

'da hüküm süren, ilmin hâmîsi olan ve özellikle astronomiye ilgi duyan Şii-Fatimi Devleti hükümdarlarından El-Hakim İbn-i Heysem'i Mısır'a davet etti. İbn-i Heysem, matematik bilgisinin pratik kıymetine çok güveniyordu. Matematik bilgisiyle Nil nehrinin taşmasını önleyerek bir düzene koyacağını düşünüyordu. İbn-i Heysem su kontrolünü sağlayacak hidrolik projesini Fatimi sultanı El-Hakim'e açıklayınca, sultan projenin gerçekleştirilmesi için ona her türlü yardımı yapacağını bildirdi.

OPTİĞİN HÂMÎSİ

İbn-i Heysem felsefeyi bütün ilimlerin temeli olarak kabul eder. Felsefeyi diğer ilimlerin temeline koyması, doğa ilimlerinde başarılı olmasını sağladı.

İbn-i Heysem felseyi sadece Aristo'nun eserlerinde bulduğunu söyledi. Çünkü Aristo'nun rasyonel bilgiye ulaşmak için ihsasları birbirine nasıl bağlayıp sonra aralarında tevhid etmeyi bildiğini söyler. İbn-i Heysem, Aristonun eserlerini inceledi.

NEWTON'DAN 600 YIL ÖNCE IŞIĞIN HAREKET ETTİĞİNİ İLK İSPAT ETTİ

Paraya ve şöhreti değil, bilime ve gözleme önem veren İbn'ul Heysem pek çok bilim dalında eserler vererek bir olduğunu kanıtladı. Günümüze eserlerinden 55 tanesi günümüze ulaşabildi. En önemli eseri fizik bilimi ile ilgili olan, ışık ve görme konularını inceleyen "Kitabül Menazır" (Optik Kitabı)'dır. Bu eser ile İbnu'l Heysem'i bilim dünyasında tanınmasını sağladı. Dünyada "Optiğin Babası" olarak anılmaktadır. Kitabı 1100'lü yıllarda "Alhazen'in Optik Hazinesi" başlığı altında Latinceye çevrildi. İbnu'l Heysem'in başyapıtı 1500'lü yıllara dek üniversitelerde ve ilim merkezlerinde temel eser olarak okutuldu.

İLK BİLİM ADAMI

İbnu'l Heysem'e kadar bilimde gözleme ve kanıtlama yoktu. İbnu'l Heysem, bilimde deney ve gözlemin önemini gördü. Böylece bilimin en temel ilkesini yüzyıllar önce belirledi. Geleneksel bilimsel çalışma modelleri için çok yeni olan bu yaklaşımının sonucunda, optik konusu, kapsamı, ilkeleri ve kuralları belirlenmiş bir bilim haline getirdi. İbnu'l Heysem, bugün bildiğimiz kavramıyla ilk bilim adamıdır. Ünlü Amerikalı yazar Brandley Steffens, 2006 yılında yayımlanan ve İbnu'l Heysem'i anlatan kitabına şu ismi uygun görmüştür: "İbnu'l Heysem: İlk Bilim Adamı"

İbn el-Heysem, kendisinden önceki bilgilere dayanarak ve yaptığı yeni deneylerle, ışığın doğrusal yayılımı, gölgelerin özellikleri, karanlık oda, yansıma, kırılma, gökkuşağı ve halenin oluşumu gibi pek çok temel optik olguyu, niceliksel fiziğin bugün yaptığı anlamda matematiğe dayandırarak inceledi.

OPTİK ÇALIŞMALARI

IŞIK VE KAYNAĞI

- Işık, kendisi ışık kaynağı olan nesnelerde (güneş gibi), nesnenin üzerindeki her noktadan karşısındaki bütün yönlere doğru, doğrusal olarak yayılır.

- Işık, kendisi ışık kaynağı olan nesnelerin özniteliğidir.

Bu nesnelere birincil ışık kaynakları ve bunlardan yayılan ışığa da birincil ışık adı verilir.

- Kendisi ışık kaynağı olmayan nesnelerin (ay gibi) ışığına ise ikincil ışık denir.

YANSIMA

İbn-i Heysem yansımada üç ana hareketin olduğunu söyler. Birincisi, ışığın ayna yüzeyine dik; ikincisi teğet ve üçüncüsü de herhangi bir açıyla gelmesi durumudur. Birinci durumda ışık geldiği gibi geri yansır, ikinci durumda yolunu düz devam eder, üçüncüsünde ise ışık geliş açısına eşit şekilde yansır.

KIRILMA

Ona göre ışık saydam nesnelerde çok büyük bir hızla hareket eder ve ışığın hızı az yoğun olan ortamlarda çok yoğun ortamlara göre daha yüksektir. Daha fazla yoğunluk daha fazla direnç demektir. Ancak bu direnç, hareketi bütünüyle etkisiz hale getirecek kadar büyük değilse, o zaman harekette yalnızca zayıflama söz konusu olur. Bu gözlemleri sonucunda İbn el-Heysem, ışığın geçmesine izin veren saydam ve engelleyen opak ortamlarda hızın azaldığını, opaklığın arttığı oranda da normale doğru büküldüğünü belirleyebilmiştir.

BATIYA ÖRNEK

George Sarton'a göre İbnü'l-Heysem'in çalışmaları optik biliminin, bugün bildiğimiz birçok kavramını açıkladı.

Kemaleddin Farisi İbnü'l-Heysem'in fikirlerinden yola çıkarak göz anatomisi çizmiştir. Bu çizim ile beynin retina üzerine düşen görüntüyü yorumlamakta oynadığı görevi anlattı.

DELİ TAKLİDİ

Her bilim adamının yaşadığı gibi İbnu'l Heysem'in başarısızlıklar ile karşılaştı. Nil nehri kıyısına yer alan Kahire kenti, nehrin taşması sonucu her sene zarar görüyordu. İbnül Heysem, Nil nehri üzerine baraj yaparak bu sorunun ortadan kaldıracağını söyledi. İddialı laflar ederek ve kendisine güvenerek bu işe el attı. Bu laflar Mısır sultanının kulağına gitti. Sultan, kendisini başkent Kahire'ye davet etti. İbnül Heysem Mısır'a gelir, projesini Sultan'a sundu ve kabul edildi. Bunun üzerine gözlem yapmak için Nil Nehri'ni inceledi.

Ne var ki iş uzaktan göründüğü gibi değildir. Evdeki hesap çarşıya uymaz. İbnu'l Heysem çok geçmeden, bu işin altından kalkamayacağını anlar. Sultan'a verdiği sözü tutamayacaktı. Mısır'ın Sultan'ı bu duruma çok sinirlendi. İbnu'l Heysem, özür dilese de, Sultan'ın tepkisinden korktu. Başına geleceklerden korkan çareyi deli numarası yapmakta buldu. Böylelikle idamdan kurtulacaktı. Nitekim öyle de oldu ve hayatı bağışlandı.

1011 yılında, deli olduğu kabul edilen İbnu'l Heysem'in ev hapsine karar verildi. İbnu'l Heysem, Sultan'ın ölümüne kadar 10 yıl boyunca tek başına bir evde, hapiste kaldı. Gerekli anlarda deli taklidi yaparken, kapandığı yerde birçok eser yazdı.

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN