Arama

Ecdadın diplomatik zekası

, Türkiye'ye yönelik saldırılarla ilgili tarihi bir anekdotu dile getirdi. 'nın 'ya söylediği sözü paylaşan Erdoğan, "Durmayacağız, üzerine üzerine gideceğiz" ifadesiyle de net mesajlar verdi.

, partisinin 'nda önemli açıklamalarda bulundu. Erdoğan, Türkiye'ye yönelik saldırılara işaret ederek, tarihi bir anekdotu paylaştı.

, "Durmayacağız, üzerine üzerine gideceğiz, bizim bir şehidimizin kanı binlerce teröristin kanıyla ölçülemez. Bu böyle bilinsin" ifadelerini kullanarak, Sokullu Mehmet Paşa'nın 'ya verdiği yanıtı anlattı:

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın anlattığı hadisedeki cevap şöyle:

"Son hâdiseden sonra, cesaretimizin ne kadar kuvvetli bulunduğunu şüphesiz ki, görüyorsun; fakat sizin zayiatınızla bizimkinin arasında büyük bir fark vardır. Sizden bir krallık yer almakla, bir kolunuzu kesmiş olduk; siz ise, donanmamızı mağlûp etmekle, yalnız sakalımızı tıraş etmiş oldunuz. Kesilmiş bir kol yeniden meydana gelmez, fakat tıraş edilmiş sakal evvelkinden daha kuvvetli çıkar."

HIZLI VE KESİN KARARLI BİR SADRAZAM

kaynaklara göre büyük bir zekâ ve maharete, olağanüstü bir hâfızaya, dur durak bilmeyen bir hareketliliğe sahip, ölçülü ve düzenli bir hayat tarzı süren, en zorlu işlerin bile kolayca üstesinden gelen bir devlet adamıydı. Zekâsı ve devlet işlerinde uzun yılların tecrübesiyle hızlı ve kesin kararlar alabilmişti. Yabancı elçilerle konuşmalarında onları sükûnetle dinleyip taleplerine kulak verir, aceleci veya hakarete varan ifadeler kullanmaktan kaçınır, gerektiğinde bu tür sözleri yumuşak bir üslûpla söylerdi. Venedik elçisi Tiepolo sadrazamla konuşurken insanın bir Türk'ten ziyade bir hıristiyan hükümdarla konuşuyormuş hissine kapıldığını söyler. İlim sahiplerini kollayan Sokullu'ya birçok kitap ithaf edilmiştir.

Devlet idaresinde sıkıntılar içerisinde iken bir gün konağında ikindi divanına gelen bir derviş Sokullu Mehmed Paşa'ya arzuhal verecekmiş gibi yapıp koynundan bir hançer çıkararak kalbine sapladı. Ağır yaralanan yaşlı sadrazam kısa bir süre sonra öldü (20 Şâban 987 / 12 Ekim 1579). Sokullu'yu öldüren kişi görünüşte timarının azaltılmasından şikâyetçi olan bir Boşnak'tı. Ancak bazı araştırmacılar suikastta Hamzavîler'in rolü olduğu üzerinde dururlar. Tarikatın şeyhi Hamza Bâlî suikasttan yıllar önce İstanbul'da idam edilmişti. Dervişin şeyhin intikamını almak için Sokullu'yu öldürdüğü söylenir. Ayrıca çok kuvvetli olmasa da sadrazamdan kurtulmak isteyen III. Murad'ın da suikastın arkasında olduğu iddiaları vardır (Schweigger, s. 99-100). Türbesi Eyüp'tedir. (İslamansiklopedisi - Erhan Afyoncu - Sokullu Mehmed Paşa)

HADİSENİN GELİŞTİĞİ TARİHİ DETAYLAR

Kıbrıs adası tamamen zapt olunup da, bir eyalet hâlinde teşkil ve tanzim edilince, bir kısım gelir sadrazamlık haslarına ayrıldı; bu suretle Sokullu'nun, Kıbrıs'ta bir Yahudi yurdu ve kendisinin de Kıbrıs krallığı kurmasına padişahın muvafakat edeceğini ümit ettiği anlaşılan Joseph Nassi 'nin emellerine karşı duyduğu endişe bertaraf edilmiş oldu.

Sadrazamın Lefkoşe'nin zaptından beri önem verdiği mesele, Venedik ile bir an evvel sulh yapılmasıydı. Bir taraftan Rus çarı korkunç İvan'ın gönderdiği, bir sene evvel Ejderhan seferi ile bozulan münâsebetlerin dostâne bir şekil almasına çalışıyor, aynı zamanda, Fransa kralı Charles IX. 'a bir mektup göndererek ( 10 teşrin II. 1570), eski dostluğun devamını temenni ediyordu.

Diğer taraftan Kıbrıs seferine rağmen, İstanbul 'da kalan Venedik balyosu ile mülakatta bulunuyor, Venedik senatosunun sulh hakkındaki niyetlerini öğrenmek istiyordu. Filhakika 1571 baharında İstanbul 'daki Fransız maslahatgüzarının da delâleti ile Venedik yeni bir delege göndererek, Sokullu ile müzâkerelere girişildi ise de, harekâtın Kıbrıs 'ta tekrar şiddetlenmesi, Magosa delegesine yeniden önem verilmesi, bu esnada papa tarafından teşkiline çalışılan mukaddes ittifakın ( Papalık - İspanya— Venedik) akdini mümkün kıldı.

Son baharda bu ittifakın neticesi olan Lepanto deniz muharebesi ve bozgunu vuku buldu. O sırada Edirne 'de bulunan padişah, bu acı haberi alınca, derhal İstanbul 'a dönmüş, nakibüleşraftan bu felâketin devlet için kuvvet ve kudreti izhara vesile olacağı ve başta Sokullu Mehmed Paşa gibi "vezîr-i kârdan" bulundukça, bunun imkân tahtında olduğunu işitmekle biraz teselli bulmuştu.

Hakikaten vezîr-i âzam, Ali 'nin tâbiri ile var kuvveti bazuya getürdi ve 1571 —1572 kışı içinde 150 parça kadırga ve 8 tekne kurdurdu. Kapudan- ı derya Kılıç Ali Paşa, kendisine gemi inşasının kolay, fakat 200 gemi, 600 lenger, yelken ve diğer levazımı ikmâl etmenin muhal olduğunu söylemesi üzerine, Sokullu 'nun verdiği cevap meşhurdur:

"Paşa hazretleri, bu devlet-i alîyenin kuvvet ve kudreti ol mertebedir ki, cümle donanma lengerleri gümüşten, resenleri ibrişimden, yelkenleri atlastan itmek ferman olunsa, müyesserdir; kangı geminin mühimmatı yetişmez ise, bu minval üzere benden al."

Bunun üzerine Kâtib Çelebi, meselede ihtilâfın, bu gemilerin mirîden verilen mal ile mi, yoksa devlet erkânının yardımı ile mi yapılacağı noktasında bulunulduğunu ilâve etmekte ve Peçevî 'yi de işhâd ederek, her kesin, iktidarına göre, buna yardım ettiğini ileri sürmektedir. Bu esnada İstanbul'daki Venedik balyosu Barbaro kendisini ziyaret ettiği zaman, Sokullu'nun ona söylediği sözü de meşhurdur:

"Son hâdiseden sonra, cesaretimizin ne kadar kuvvetli bulunduğunu, şüphesiz ki, görüyorsun; fakat sizin zayiatınızla bizimkinin arasında büyük bir fark vardır. Sizden bir krallık yer almakla, bir kolunuzu kesmiş olduk; siz ise, donanmamızı mağlûp etmekle, yalnız sakalımızı tıraş etmiş oldunuz. Kesilmiş bir kol yeniden meydana gelmez, fakat tıraş edilmiş sakal evvelkinden daha kuvvetli çıkar"

Gerçekten bir kış içinde, Sokullu 'nun gayreti ile mükemmel bir donanma vücuda geldi ve sefer mevsiminde deryaya açılarak, düşman karşısında devletin kudret ve kuvvetini gösterdi. Gerek bu vaziyet sebebi ile gerek İspanya tarafından fi'lî bir yardım göremeyeceğini anlayan Venedik hükümeti, sulh müzâkereleri için müracaata mecbur kalınca, Fransız elçisi De Nouailles 'in bu iş lehinde sarf ettiği gayretlerin de kısmen te'siri ile Sokullu vaktiyle İstanbul 'a gelerek, tercüman Yunus Bey tarafından sadrâzama takdim edilen ve o zamandan beri kendisinin tabîbi bulunan Salamon Natan Eskenazi 'yi müzâkerelere me'mûr etti. Sulhun esâs şartlarını tâyin eyledi. (M Tayyib Gökbilgin)

BİRÇOK HAYIR ESERİ İNŞA ETTİRDİ

Uzun süren sadrazamlığında büyük bir servet sahibi olan Sokullu Mehmed Paşa birçok hayır eseri inşa ettirmişti. Azapkapı'da yaptırdığı ve Azapkapı Camii diye de anılan cami, Kadırga'da inşa ettirdiği cami; medrese, çeşme ve zâviyeden oluşan külliye; Eyüp'te medrese, dârülkurrâ, çeşme ve türbeden meydana gelen külliye; Büyükçekmece'de yaptırdığı ve Köprübaşı Camii diye de bilinen mescid; Lüleburgaz'da inşa ettirdiği cami, medrese, sıbyan mektebi, arasta, kervansaray, çifte hamam, imaret ve köprüden oluşan külliye; Hatay iline bağlı Dörtyol Payas'ta inşa ettirdiği cami, hamam, medrese, kervansaray ve arastadan oluşan külliye; Edirne yolu üzerinde Havsa'da yaptırdığı cami, medrese, tekke, imaret, çifte hamam, arasta, çeşme, sıbyan mektebi ve köprüden oluşan külliye; Antakya'da bir han ve Erdel Beçkerek'te imaret, cami, han, çeşme, köprü ve dârülkurrâdan oluşan külliye zikredilebilir. Sokullu ayrıca Edirne, Mekke ve Medine'de bir kısmı günümüze ulaşmayan birer hamam, Saraybosna'da imaret, saray ve kervansaray, Kırklareli, Trebinye (Arslanağa), Vişegrad ve Tekirdağ'da köprü inşa ettirmiştir. Ayasofya yakınlarındaki sarayı ile Kadırga, Halkalı ve İstanbul dışındaki sarayları da bugüne kadar gelmemiştir. (İslamansiklopedisi - Erhan Afyoncu - Sokullu Mehmed Paşa)

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN