Arama

  • Anasayfa
  • Mefhum
  • Akrabalık bağlarını yaşatmayı ifade eden kavram: Sıla-i rahim

Akrabalık bağlarını yaşatmayı ifade eden kavram:

Akrabalık bağlarını yaşatmayı ifade eden kavram: Sıla-i rahim

Akrabalık bağlarını yaşatmayı, akrabaların birbirini ziyaret etmesini ve iyi ilişkiler kurmasını ifade eden , kişinin, mirasçısı konumunda olan veya olmayan akrabalarına, yakınlık derecesi sırasını gözeterek, imkânı nispetinde maddi ve manevi yönden yardımcı olması, ilgi ve alaka göstermesi, onlarla irtibatı koparmaması anlamlarına gelir. de bir hadis-i şerifinde şöyle buyurur: “Allah’a ve ahiret gününe inanan, akraba ilişkilerini sıkı tutsun…”

Sahabeden biri Peygamberimize gelerek, "Ey Allah'ın Resulü! Ben akrabamla ilişkilerimi sıcak tutmaya çalışıyorum, onlarsa beni arayıp sormuyorlar. Onlara iyilik ediyorum, onlar bana kötülük ediyorlar. Ben onlara yumuşak davranıyorum, onlar bana kaba davranıyorlar." dedi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (s.a.s), o sahabiye, akrabalarına her şeye rağmen güzel davranmaya devam ettiği sürece Allah'ın yardımının kendisiyle olacağını bildirdi.

Arapça sıla kelimesi, sözlükte; ulaşmak, kavuşmak, irtibat-bağ; rahim ise, yakınlık, acıma, koruma, şefkat anlamlarına gelir. Istılahta, kısaca "akrabalık hak ve hukukunun yerine getirilmesi" şeklinde ifade edilen sıla-ı rahim; "kişinin, mirasçısı konumunda olan veya olmayan akrabalarına, yakınlık derecesi sırasını gözeterek, imkanı nispetinde maddi ve manevi yönden yardımcı olması, ilgi ve alaka göstermesi, onlarla irtibatı koparmaması" şeklinde tanımlanabilir.

Ayet ve hadislerde geçen rahim (akraba) kavramının, hangi derecedeki akrabaları içine aldığı hususunda farklı görüşler vardır. Bazı âlimlere göre, kendileriyle evlenilmesi haram olanlar; bazılarına göre de, kişinin varisleri akraba sayılır. Bazı âlimler ise, 'mahrem olsun olmasın, insanın bütün yakınları akrabadır' demişlerdir. Kur'an, akraba olanların, birbirlerine diğer müminlerden daha yakın olduklarını vurgular. Bu ayetler, diğerlerine nispetle akraba olan müminlere, miras hukuku bakımından bir öncelik verildiğini göstermektedir. Bütün fakih ve müfessirler, akrabadan olan müminlerin, ilgi, yardım ve dayanışmada önceliği bulunduğu hususunda ittifak etmişlerdir.

Hz. 'in tâlimatıyla Habeşistan'a hicret edenler arasında yer alan Ca'fer-i Tayyâr'ın 'e minnettarlığını dile getirmek için Necâşî'nin huzurunda yaptığı konuşmada (sılatü'r-rahm) ve kat'-ı rahim (naktau'l-erhâm) tabirleri geçmer. 'te bulunduğu sırada Bizans Hükümdarı Herakleios'un Resûlullah hakkındaki sorularını cevaplandırırken Ebû Süfyân da benzer ifadelerle sıla-i rahimden söz eder.

Nisâ sûresinin ilk âyetinde Allah'a saygısızlığın hemen arkasından akrabalık haklarına riayet etmemekten sakınılması istenmekte olup İslâm âlimleri bu âyete ve daha başka âyetlerle hadislere dayanarak sıla-i rahmi gözetmenin vâcip (farz) ve sıla-i rahme riayetsizliğin haram olduğunu bildirir.

Kurtubî bu hususta İslâm ümmetinin ittifakı bulunduğunu ifade eder.Müfessirlerin çoğu, Ra'd sûresinin 21. âyetinde geçen ve Allah'ın gözetilmesini emrettiği şeyleri gözetenlerden övgüyle söz eden ifadede sıla kökünden bir fiilin kullanılmış olmasını dikkate alarak bu âyette bilhassa akrabalık bağlarına riayet edenlerin kastedildiğini düşünmüştür.

HADİSLERDE SILA-İ RAHİM KONUSU

Sıla-i rahim konusu hadislerde de geniş biçimde yer alır, gerek bu tabirle gerekse başka ifadelerle bunun önemi vurgulanır. Buhârî'nin konuya ayırdığı bablardan biri "Śılatü'r-raĥm" başlığını taşır. Burada yer alan bir hadiste bir kimsenin, "Beni cennete götürecek bir iş söyler misiniz?" şeklindeki bir sorusuna Hz. Peygamber, "Allah'a kulluk edip O'na hiçbir şeyi ortak koşmazsın; namazını kılar, zekâtını verirsin ve akrabanı gözetirsin" diye cevap vermiştir.

Ashaba bu bilgiyi veren Resûlullah, sıla-i rahmi terk etmenin kötülüğüne işaret eden Muhammed suresinin 22. ayetini okumalarını öğütlemiştir. Diğer bazı hadislerde de Allah'ın rahmân ismiyle sıla-i rahim arasında ilişki kurularak bu görevi yerine getirenlerin ilâhî rahmetten nasiplerini alacaklarına, ihmal edenlerin ise rahmetten yoksun kalacaklarına işaret edilir.

KİTAPLARDA SILA-İ RAHİM

Bilhassa edep ve mev'iza türündeki kitaplarda sıla-i rahim konusuna yer verilmiştir. Bunun yanında Abdullah b. Mübârek'in Kitâbü'l-Birr ve'ś-śıla'sı, Hüseyin b. Hasan el-Mervezî'nin aynı isimdeki eseri, Ebü'l-Ferec İbnü'l-Cevzî'nin el-Birr ve'ś-śıla'sı, İbn Hacer el-Heytemî'nin Esne'l-metâlib fî śılati'l-eķārib'i gibi kitaplar da yazılmış, bu kitaplarda genel olarak insan ilişkileri ve özellikle sıla-i rahim üzerinde durulmuştur.

Bu eserlerde ana-babaya saygı ve iyilik, çocukların bakımı ve gözetilmesi, eşler arasındaki haklar ve sorumluluklar, diğer akrabaların karşılıklı sorumlulukları, akrabalık bağlarının yaşatılması, komşuluk hakları gibi konular üzerinde durulur. Bu kitaplarda köle ve hizmetçiler konusunun akrabalarla birlikte ele alınarak bunların hakları ve sorumluluklarından söz edilmesi, İslâm ahlâk kültüründe insan haklarına verilen önemi yansıtması bakımından dikkat çekicidir.

SILA-İ RAHİMİ TERK ETMEK

Akrabalar arasında iyi ilişkileri sürdürmek, Allah'ın emirlerindendir. Dinimiz, beşeri saadetin vazgeçilmez şartlarından olan sıla-i rahimin terkini yani akrabalık bağlarının kesilmesini, şiddetle kınayarak yasaklar. Bu konudaki ayetlerin birinde şöyle buyrulur: "Adını anıp kendisini vesile ederek birbirinizden dilekte bulunduğunuz Allah'a saygısızlık etmekten ve akrabalık bağlarını koparmaktan sakının" (Nisa, 4/1). Allah'ın lanetlediği, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği rnünafıklar, şayet cahiliye dönemine geri dönüp hâkimiyeti ele alacak olsalar, yapacakları kötü işlerden biri yeryüzünde bozgunculuk çıkarmak, diğeri de akrabalık bağlarını parçalamak olacaktır (Muhammed, 4 7/22-23).

HZ. PEYGAMBER'İN SILA-İ RAHİME VERDİĞİ ÖNEM

Sıla-i rahim, aslında insan olmanın gereği olarak yapılan iyi bir davranıştır. İslamiyet insanları bu iyi uygulamaya daha çok önem vermeye çağırmıştır. Nitekim Hakim b. Hızam, cahiliye döneminde yaptığı sıla-i rahim, köle azat etmek ve sadaka vermek gibi iyi amellerden dolayı sevap kazanıp kazanmayacağını sorduğunda, Resulullah (a.s.) "sen, önceki iyi amellerinle birlikte Müslüman oldun" buyurarak, o hayırlarından dolayı da sevap kazanacağını ifade eder.

Bilindiği gibi , kendisine ilk vahiy geldiğinde, heyecanlanıp endişelenmiş, bu durumu eşi Hz. Hatice'ye anlatmıştı. Annemiz, Hz. Peygamber'i teskin ettiği konuşmasının başında, endişelenmesine gerek olmadığını, zira Allah'ın kesinlikle onu utandırmayacağını ifade eder ve bu hükmünü, onda bulunan güzel özellikler ve huylarla gerekçelendirir. Onun güzel ahlaka dair özelliklerinin başında, sıla-i rahme dikkat etmesi gelir.

2018 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN