Arama

Beşer kelimesinin tahlili

Kelime olarak , “” anlamında kullanılmıştır. ‘İlmü’l-beşer ifadesi, insanın tabii hallerinden bahseden ilim demektir. Yine beşer; dış deri, derinin dış kısmı, görünen yüzü anlamına gelir. Böylece derisinin dış yüzeyi tüysüz ve kılsız olan insan, diğer hayvanlardan ayrılmış olur. Bundan dolayı ona “beşer” denir.

"Biz insanı ahsen-i takvim üzere/en güzel bir biçimde yarattık…"

Beşer kelimesinin herhangi bir ayrıntı söz konusu olmadan "insan" anlamında müzekker ve müennes için kullanıldığını belirten Zebîdî, bu kelimenin tekil, ikil ve çoğul için de kullanıldığına işaret eder. Bu ifadeden anlaşıldığına göre "beşer" kelimesi tekil olduğu gibi çoğul da olmaktadır. İlahi kitapların tamamında olduğu gibi Kur'an'ın da muhatabı insanoğludur. Kur'an, muhatabına kimi zaman "Ey İnsan!", kimi zaman "Ey İnsanlar!" diye hitap eder. Bunun yanında o, muhatabının olduğunu bildirir. Beşerin yaratılış maddesinden bahseder. Varoluş serüvenini gündeme getirir. Sonunun ne olacağına vurgu yapar. Amaç, biyolojik anlamda bilgilendirme değildir. İnsanın beşerî özelliklerini, diğer varlıklar arasındaki yerini ve yaratıcı karşısındaki durumunu yine Kur'an perspektifinden ele almak, onun gücünün ve imkânlarının bilinebilmesi açısından hayati önem taşımaktadır.

BEŞER KELİMESİNİN ANLAMI

İnsan topraktan ve toprağın hayat bulmasına vesile olan sudan yaratılmıştır. Bu gerçeklik, onun beşer olduğunun delilidir. Beşer olması yönüyle insan ölümlüdür. Hiçbir beşer bu kuraldan istisna edilmiş değildir. İnsan, beden yapısı ve dış görünüşü itibariyle müstakil bir tür olup beşer bu varlığın genel adıdır. Diğer hayvanların bedenleri yün, kıl, diken, boynuz gibi korunma ve savunma araçlarıyla donatılmışken insanın vücudu farklı yaratılmıştır. Güzel bir dış görünüşe sahip olan insanın korunma vasıtası akıl olmuştur. Manevi özellikler, ahlaki erdemler söz konusu edilmeden de beşer, bitkilerden ve hayvanlardan üstündür.

Dik duruşuyla, yürümesiyle, elini kullanmasıyla, konuşma özelliğiyle o, diğer canlılardan farklıdır. Kendine ait türün bütün fıtri özelliklerini bünyesinde barındırması itibariyle o bir yaratılış harikasıdır. "Biz insanı ahsen-i takvim üzere/en güzel bir biçimde yarattık" (et-Tîn 95/4) ayeti bunun ifadesidir. Beşer, toprak ve sudan yaratıldıktan sonra yeryüzüne dağılmış ve çoğalmıştır.

KENDİ SONUNDAN HABERSİZDİR

Beşer gaybı bilmez. Yarının kendisine ne getireceğini kestiremez. Kendi sonundan da habersizdir. Ama o, her canlı gibi hayatta kalmak istemekte ve bunun mücadelesini vermektedir. Bazen, geleceğini garanti altına alma adına hata edebilmektedir. Onun yanılması da unutması da doğaldır. Zira onun günah işlemesi beşer olmasının sonucudur. İnsan, ilahî emirler karşısında isyan ettiği ve yaratıcısıyla kendisi arasında engeller koyduğu zaman pişmanlık duyar ve rabbine tövbe ederse kurtuluşa erecektir. Vahye kulak vermediği takdirde ne yapacağını bilemeyecek, kendince bazı çareler üretecektir.

Kullandığı yöntemler, belki de ayrı bir felakete kapı aralayacaktır Allah beşere bilinç vermiştir. İlim kabiliyetiyle donatmış, benlik duygusuyla desteklemiştir. Kendisine hidayet yolunu göstermiştir. Zaten beşer, bilince erince insan olmuş, vahiyle aydınlanmıştır. Bu anlamda ona kendi cinsinden peygamberler gönderilmiştir. Peygamberler meleklerden değil, beşerin kendi cinsinden seçilmişlerdir. Bunun sebebi, peygamberlerin muhataplarının da kendileri gibi olmasıdır. Kur'an'da beşere yönelik bir hitap bulunmamaktadır. Muhatap melek olsaydı herhâlde elçiler de melek olurdu.

RABBİNİN HUZURUNA, KENDİ AMELİYLE VARACAKTIR

İblis, Âdem'in maddi yapısına itibar etmiştir. Onun topraktan oluşuna, cismine ve görünüşüne bakarak yargıda bulunmuştur. Ateşten yaratılan latif bir varlığın, topraktan yaratılan bir beşere secde etmesini gururuna yedirememiştir. Allah tövbe kapısını açmakla beşere bir başka rahmetini göstermiştir. Böylece o, kendini basit, varlığını anlamsız görüp hayatını hiçliğe mahkûm etmeyecektir. Aynı şekilde kendisini yardımdan, rahmetten müstağni görüp azmayacaktır. Rabbinin rahmetine muhtaç olduğunu bilecek ve ona yönelecektir. Her bir ferdin Allah katında özel olduğunu anlayacak, kendi çabasıyla Allah'a yaklaşmanın ve ona ulaşmanın yollarını arayacaktır. Diğer taraftan o, beşerin olağanüstülüklerle büyütülmesine ve insanın sömürülmesine fırsat vermeyecektir. Onun Rabbine yönelmesi yeterlidir. Rabbi ona kendisinden daha yakındır. Aracılar sokmaya gerek yoktur. Kendi gibi beşer olanları ilahlaştırmaya, onları olağanüstü varlıklar olarak görmeye de gerek yoktur. İnsan Rabbinin huzuruna, kendi ameliyle ve tek başına varacaktır.

BEŞERİN ÖZELLİKLERİ VE KUR'AN'DAKİ BAĞLAMLARI

Kur'an, insanı öncelikle insan olarak ele alır ve onu mükerrem bir varlık olarak görür. O, mümin, kâfir veya münafık olmadan önce insandır. Melekler de bu varlığa secdeye davet edilmiştir. İnsan, kavram olarak, tekliflere, emir ve yasaklara muhatap olma, sonsuzluk âlemine hazırlanma noktasında "beşer" kavramı ile ayrışmaktadır.

Kur'an'da beşer kelimesinin zikrediliş sebeplerinden birisi elçilerin bir beşer olduğu gerçeğini hatırlatmaktır. Peygamberlerin beşer olmaları, onlara uymak istemeyen muhataplar için bahane olarak kullanılmıştır. Nuh kavmi; "Biz seni sadece bir beşer olarak görüyoruz" (Hûd 11/27) demişlerdir. Bu sözlerle onlar, kendilerine haklı bir gerekçe bulduklarını düşünmüşlerdir.

Cemâleddîn el-Kâsımî, Abdürrezzâk el-Kâşânî'nin şu sözlerini nakleder:

"Dünya işleri ve imkânlarıyla dolu, her türlü işi istedikleri gibi yapmaya muktedir olan kimseler bunu söyler. Onların aklı hakka karşı perdelenmiştir. Onlar görüntüye göre hüküm verirler. Vehim ile doludurlar, düşük arzular/heva ile şaşırmışlardır. Onların akılları sadece birkaç günlük geçime erişebilir. Tasavvurlarının ulaşabildiğinin ötesinde başka bir evrenin olabileceğini göremezler. Neticede onlar, nübüvvet makamını da idrak edemezler."

HZ. PEYGAMBER'İN BEŞER OLUŞU

Siyer kitaplarında ve sahih hadis kaynaklarında, Hz. Peygamber'in hayatı ve yüksek ahlâkı ile ilgili yeterince veri vardır. Hz. Peygamber beşerdir. O bu hakikatin bilinciyle yaşamıştır. İnsanların içinde bulunmuş, hayatıyla onlara örnek olmuştur. Merhameti, alçakgönüllülüğü ve insana verdiği değer, onun Kur'an'da övülen ahlâkının en önemli yönlerinden olsa gerektir.

Tevbe suresinin 9/129. ayetinin tefsirinde peygamberlerin beşer olması ile ilgili olarak Mâtürîdî şöyle söyler: "Allah'tan gelen emir ve nehiylerin, bunların içerdiği hikmetlerin insanlara, onların anlayacağı şekilde ulaştırılması önemlidir. Bu da ancak, kendilerinden seçilmiş bir peygamber eliyle olması uygundur. Çünkü Peygamberler, toplumu ve o toplumda yaşayan fertlerin durumunu, onların hallerini, kudret ve kabiliyetlerini en iyi bilen kimselerdir. Bunun yanında, her varlık kendi cinsine meyleder. Bu durum fıtratın gereğidir."

HER NEFİS ÖLÜMÜ TADACAKTIR

Ölüm, şüphesiz her canlı için söz konusudur. Allah, bu gerçeği; "Her nefis ölümü tadacaktır" (Âl-i İmrân 3/185; el-Enbiyâ 21/35) ayetiyle bildirir. Değişmeyecek olan bu hayat kanunu, bütün canlılar için uygulanacak ilahî sünnettir.Bu gerçek, bir başka vesile ile de dile getirilir: "Biz senden önce hiçbir beşere ebedîlik vermedik. Şimdi sen ölürsen onlar ebedî mi kalacaklar?"(elEnbiyâ 21/34) buyrulur. Bu ayetten hemen sonra her nefsin ölümü tadacağı bildirilir. Bir anlamda Cenab-ı Hak Hz. Peygamber'e, "Senden önce dünyada âdemoğullarından hiç birine ölümsüzlük vasfını vermedik. Muhakkak ki sen de önceki peygamberler gibi öleceksin" demiştir.

Böylece onun da ölümden istisna edilmeyeceğini bildirmiştir. Bu ayetler, beşer olarak hem Hz. Peygamber'in hem de diğer insanların mutlaka ölüme maruz kalacaklarını ve ebedî olmayacaklarını ifade etmektedir.

ŞEMSEDDİN SAMİ VE BEŞER KIYASI

Beşer ve insan kelimeleri arasında kıyaslama yapan Şemseddin Sami, beşeriyetin, insanın yaratılış hâliyle taşıdığı özelliklere işaret ettiğini söyler ve beşeriyet ile insaniyet arasındaki farkı şöyle açıklar:

"Beşeriyet, insanın yaratılış yönündeki durumlarını ifade eder. İnsaniyet ise fazilet ve ruhsal durumlara ait bir kelimedir. Unutmak, korkmak, sevmek, iştah, şehvet vb. haller beşeriyete ait niteliklerdir. Kerem, (cömertlik, iyilik) sözünde durma, kanaatkârlık gibi haller ise insaniyet ile ilgilidir. Dolayısıyla insaniyet ahlâk ile ilgili bir durumdur." (Beşer Kelimesinin Tahlili ve Kur'an'daki Bağlamı, Bozok Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, Arşiv, Cilt 13, Sayı 13, Ali Binol)

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN