Arama

Habitus

Yayınlanma Tarihi: 24.03.2018 00:00 Güncelleme Tarihi: 24.03.2018 22:40
Habitus

Hem sosyal dünyayı üreten hem de onun tarafından üretilen bir mefhum olan “Habitus”, bir nevi çift taraflı bir diyalektik içerir.

İlk olarak Aristoteles'in eserlerinde rastlanan habitus kavramını modern dönemde Marcel Mauss sosyal bilimlere taşımış, Maurice Merleau-Ponty felsefesinde işlemiştir. Bourdieu sosyolojisinin temel kavramlardan biri olan habitus, toplumsal faillerin algılama, hissetme, düşünme ve davranma şemaları olarak içselleştirdikleri toplumsallık anlamına gelir.

Buna göre habitus, toplumsal faillerin günlük hayattan siyaset alanına, kültürel beğenilerden konuşma tarzına kadar bütün toplumsal pratiklerini yapılandıran içsel yapıdır. Her bireyin kendi toplumsallaşma süreci boyunca kendi bedeninde içselleştirdiği nesnel varoluş koşulları, o birey için kalıcı ve aktarılabilir habitusu oluşturur. Bireyin toplumsal dünyayla karşılaşma ve toplumsal dünya içinde toplumsallaşmasının kurucu yapısı olarak habitus, kendisini üreten nesnel koşullarla uyum içindeyse bireye mümkün eylemler bütünü sunar.

"Habitus; bilinçlilik gerektirmeyen bir bilme biçiminin, planlı olmayan bir niyetliliğin/yönelmişliğin, kişinin açıkça ifade etmeden de geleceğe yönelmesini mümkün kılan dünyadaki düzenliliklere pratik hâkimiyetin bir ilkesidir (Bourdieu, 2007, s. 48)."

Yine Bourdieu'nun kendi ifadesiyle habitus; bir konumun içkin ve bağlantısal özelliklerini bütünleşik bir hayat tarzında, yani insanlar, mekânlar ve pratiklerle ilgili bütünleşik bir tercih dizisini dile getiren can verici ve birleştirici bir kökendir.

Habitus, bireydeki toplumsallığı, şimdileşmiş tarihi ve öznelleşmiş nesnelliği ifade eder. Habitus sayesinde bireyin eylemleri içinde bulunduğu toplumsal alanla karşılıklı olarak tanınır ve tanıdık bir hale gelir. Bourdieu habitus kavramını, Cezayir üzerine ilk dönem çalışmalarından itibaren öne sürmüş, başlıca teorik eserlerinden olan Le Sens Pratique'te geliştirmiştir. Habitus, Bourdieu'nun adıyla anılan inşacı yapısalcı eylem kuramının temel kavramıdır.

"İnsanın varoluşu ya da bedenleşmiş toplumsallık olarak habitus, dünyayı belirli bir dünya olarak var eden şeydir. Pascal'ın dediği gibi: 'Dünya beni içeriyor ama ben onu anlıyorum.' Şu halde toplumsal gerçeklik iki kez var olur: Şeylerde ve beyinlerde, alanlarda ve habituslarda, eyleyicilerin içinde ve dışında. Ayrıca habitus ürünü olduğu bir toplumsal dünyayla ilişkiye girdiğinde sudaki balık gibidir: Suyun ağırlığını hissetmez ve etraftaki dünyayı çok değerli sayar (Pierre Bourdieu 2014, 118,)."

Pierre Bourdie'nun bu kavramı nesnellik ve öznellik veya birey veya toplum arasındaki hatalı zıtlığı aşmayı amaçlar. Habitus, aktörün sosyal dünyayı anlamasını sağlar. Belli bir bireyin sahip olduğu habitus, o bireyin hayatı boyunca kazanılır ve içinde bulunduğu sosyal tarih anının bir işlevidir.

ZİHİNSEL VE BİLİŞSEL BİR YAPI

Habitus, insanların toplumsal dünyayla ilgilenmelerine aracı olan "zihinsel veya bilişsel yapılardır. İnsanlar, toplumsal dünyayı algılamalarına, anlamalarına, ona kıymet biçmelerine ve onu değerlendirmelerine aracılık eden bir dizi içselleştirilmiş şema ile donatılmıştır. İnsanlar bu şemalar aracılığıyla hem kendi pratiklerini üretirler hem de bu pratikleri algılar ve değerlendirirler. Diyalektik olarak habitus, toplumsal dünyanın "yapılarının içselleştirilmesinin ürünü "dür.

Habitus hem sosyal dünyayı üretir hem de onun tarafından üretilir. Bir tarafta habitus yapılandıran bir yapıdır, sosyal dünyayı yapılandırır. Diğer yandan yapılanmış bir yapıdır, yani sosyal dünya tarafından yapılanmıştır. Başka bir deyişle, habitus çift taraflı bir diyalektik içerir: Dışsal yapıların içselleşmesi ve bireye içkin şeylerin dışsallaşması söz konusudur.

Her bireyin kendi kişisel toplumsallaşma süreci boyunca içinde bulunduğu nesnel varoluş koşulları, o bireyin öznel habitus 'unu kalıcı ve aktarılabilir bir şekilde biçimlendirir. Bu anlamda habitus, bireyin toplumsal pratiklerini üreten içsel yapı olarak kalıcıdır; çünkü ilk toplumsallaşma dönemlerinde köklü bir şekilde kazanılmış olan bu yatkınlıklar daha sonra değişime direnmektedir; aktarılabilirdir. Zira belli bir ortamda (mesela ailede) kazanılmış bir pratik yatkınlık, daha sonra başka bir ortamda (mesela iş ortamında) kendini gösterebilmektedir. Habitus 'un kalıcı ve aktarılabilir niteliği, bireye devamlılık ve bütünlük kazandırır.

BİR PRATİK HİSSİ OLARAK HABİTUS

Habitus bir tür pratik hissi ile yakından ilişkilidir. Belirli bir durumda ne yapılacağını ne yapılması gerektiğini belirler. Habitus bir yatkınlıklar sistemi olarak tanımlanmakta ve habitus kavramı bireysel olanın, hatta kişisel, öznel olanın dahi toplumsal, kolektif olduğunu ortaya koymaktadır. Habitus, kişilerin, nesnel şartlar tarafından oluşturulan, ama bu şartların değişmesinden sonra bile devam eden, belirli biçimde algılaması, düşünmesi ve eylemesine yol açan, tutumlar serisi olarak adlandırılabilir.

Birey habitusu sayesinde farklı ihtimaller karşısında çözüm üretme yeteneği kazanır. Dolayısı ile birey hem yapılaşmış bir sınıflamanın içerisinden gelmekte hem de yapılaşma sürecinde olan bir sınıflamayı inşa etmektedir. Kişi daha önce herkesin yaptığı birçok şeyi yeniden yaparak habitusu da yeniden üretmiş olur. Başka bir deyişle habitus; eylemi yapan kişinin çok da hesaplamadan yaptığı ve özünde toplum tarafından kabul görmek için pratiğe döktüğü bir gerçekliktir.

Hesaplamadan yapmaktan kasıt, bireyin toplumca kendisinden beklenenin dışında bir şey yapmama eğiliminde olmasıdır. Habitus bu anlamda bireye "kim olsa aynı şeyi yapardı" mantığıyla hareket etme imkânı veren, küçük dönüşümler yaşasa da genel yapısını koruyan bir "yatkınlıklar bütünüdür" . Yani habitus kişiyi toplumsal düzendeki yerine uygun hale getiren eylem eğilimleri setidir. Bireylerin hem psikolojik hem de biyolojik olarak oyuna dâhil olabilecek hale gelmesini sağlar.

Bir başka ifadeyle, Bourdieu'ya göre habitus, yukarıda da belirtildiği gibi, bireylerin içinde yaşadıkları toplumsal dünyada karşılaştıkları durumlara karşı uyum sağlamada, bilinçten çok bedensel ve pratik mantığa dayalı olarak geliştirdikleri yatkınlıklar bütünü olarak tanımlanabilir. Bu haliyle habitus kavramı Bourdieu'nun çalışmalarında önemli bir yere sahiptir. Habitus kavramı ele alındığında Weber'in "sosyal eylem" kavramıyla benzerlikler göstermektedir. Gerçekten de bazı çevrelere göre Bourdieu, habitus kavramı etrafında şekillenen bir toplumsal eylem kuramı geliştirmeye çalışmıştır.

BİREYİN SOSYAL SINIFINI BELİRLEMESİNDE ÖNEMLİ BİR ÖLÇÜT

Habitus; bireyin zorunluluklar sonucu vardığı çıkmazlardan kurtulmasına, o bireyin sosyal yapıdaki yerini -hiyerarşideki yerleri, cinsiyetleri, yaş sıralaması açısından ailedeki konumları vb.- göz önünde bulundurarak çözümler sunan bir ilkedir. Bu anlamda habitusun tarihsel de bir yönü vardır. Tüm bu süreci etkileyebilmesi için habitusun geçmişten gelen ve geleceğe uzanan bir yapısı olması gerekir. Bu durum "tarihe dayanarak bireysel ve kolektif pratiklerin üretildiği bir tarih üretimi" tanımında da ortaya çıkar. Dolayısı ile habitus geçmişin deneyimleri ile şimdinin etkinliklerini içerir ve bireyin sosyal sınıfının belirlenmesinde önemli ölçüde etkili olur. Habitus 'un bir diğer işlevine dair Bourdieu şunları söyler;

Aktörler kavramının işlevlerinden biri de eyleyiciler arasında üslup birliği sağlamaktır. Habitus, bir konumun içkin ve bağıntısal özelliklerini birlikçi (üniter) bir yaşam stilinde, yani insanların, malların/varlıkların, pratiklerin tercihindeki birlikçi bir bütünde dile getiren can verici ve birleştirici kökendir (Bourdieu, 2006a, s. 21).

KAYNAKLAR

Bourdieu, P. (1984). Questions de sociologie. Paris: Minuit, s. 133

Pierre Bourdieu, Loic Wacquant. Düşünümsel Bir Antropoloji İçin Cevaplar. Çeviren Nazlı Ökten. İstanbul: İletişim Yayınları, 2014.

George Ritzer, Jeffrey Stepnisky. Çağdaş Sosyoloji Kuramları. Çeviren Irmak Ertuna Howison. Ankara: Deki Yayınları, 2013.

2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN