Arama

Yayınlanma Tarihi: 15.12.2017 00:00 Güncelleme Tarihi: 15.12.2017 12:40
Anadolu Uygarlıklarında sanat ve giyim

İnsanın örtünme içgüdüsü ve doğal olaylardan korunma ihtiyacıyla doğan ve değişik aşamalardan geçerek bugüne gelen giyim kuşam kültürünü, ’nun zengin tarihinden yola çıkarak incelemek gerekiyor. Çünkü giyim kuşam kültürüne ilişkin en önemli detayları, o yıllardan günümüze ulaşan tarihi buluntular veriyor.

uygarlıklarında giyim kuşam kültürü konusunda en çok malzeme bulunan üç büyük devlet vardır. , ve Urartulardan kalan buluntular, Anadolu giyim kültürüne ait en geniş bilgileri bugüne kadar taşıyor.

Tarih öncesi döneme ait giysilerle ilgili günümüze ulaşan buluntu yok. Ancak duvar kabartmaları, özellikle tanrı heykelcikleri ve bu dönemlerin en yaygın ve gözde mesleği taş yontuculuğu ile ortaya çıkarılan el sanatı eserleri, döneme ilişkin bilgi veriyor. Çivi yazısıyla yazılan kitabe ve tabletlerden de sanat ve tarihle ilgili verilere ulaşmak mümkün.

Anadolu topraklarında ilk dokuma örnekleri M.Ö. 8000 yıllarına ait. Bu örneklerin önemli bölümü Çayönü, gibi bölgelerde gün ışığına çıkarılmış. Günümüze kadar ulaşan bu örneklerden, o dönemde yaşayan insanların bazı bitki liflerini bugünkü örgü mantığında birleştirdikleri, hatta dokudukları görülür. Anadolu insanı dokumaya yün ve tiftikle başlamış, daha sonra ketene geçmiş. Dokuma ve giyim kültürü konusunda özellikle Hitit ve uygarlıkları ipuçları veriyor. Anadolu'nun Hititlerden önceki sahibi Hattiler ile ilgili bilgiler daha az.

Hititlerin giyim kültürleriyle Eski Mısır Uygarlığı'nı çok etkilediğine kesin gözüyle bakılıyor. Mısır Uygarlığı Antik Yunan Devleti'ni, Antik Yunan da Romalıları etkiliyor. Bu kültür etkileşimine dayanarak bugünkü batı giyim kültürünün temellerini Anadolu'da aramak gerekiyor.

Giysilerle ilgili bilgi ve buluntular 1800-200'lerde başlıyor. Tarihteki ilk giysilerin kadınlara ait olması dikkat çekiyor. Erkek giysilerine ise Hatti ve Hititler'den itibaren rastlanır. Giyim kültürü açısından önem taşıyan ilk buluntular, altın ve gümüş takılar, aynı zamanda ilk kentleşme hareketlerinin de başladığı Tunç Çağı'na ait. Ancak bu dönemden günümüze kadar ulaşan buluntular daha çok dokumayla ilgili. İkinci kalıntılarındaki buluntular da kadın takılarından oluşuyor. Truva'nın ikinci ve üçüncü katmanları, takı sanatı açısından çok önemli. Bugün müzelerindeki tarih hazinelerinin önemli bölümünü Truva'dan çıkarılan takılar oluşturuyor.

Aşıklı Höyük: Aksaray ilinin 25 km güneydoğusunda Kızılkaya Köyü sınırları içinde, Melendiz Su kıyısında yer alan çanak çömleksiz Neolitik dönem yerleşmesi. , günümüzden M.Ö. 8 bin yıl öncesine dayanır. (A)

Çayönü Tepesi: Diyarbakır'ın Ergani ilçesinin 7 km güneybatısında yer alan ve ilk tarımcı köy topluluklarına ait yerleşme yeri. (B)

Çatalhöyük: Konya ili, Çumra ilçesinde M.Ö. 6200-6100 tarihlenen Neolitik dönem Çatalhöyük yerleşmesinde, bir tapınakta, bir iskeletin başının altında bulunmuş, olasılıkla küçük bir yastığa ait kumaş parçası. (C)

HATTİ DÖNEMİ UYGARLIK VE SANATI

Hatti Uygarlığı, M.Ö. 2500-1700 yıllarını kapsıyor. Anadolu Yarımadası'nın bilinen ilk adı da Hatti Ülkesi. Bulunan Hatti yazıları çok sınırlı ve belirli olayları anlatıyor. Hattiler'le ilgili büyük bölümü altın ve gümüş olan özgün sanat eserleri genelde Alişar, , Mahmatlar ve Horoztepe'de bulunmuş.

Alacahöyük'te çıkarılan eserler arasında bulunan güneş kursları ise tipik Hatti karakterini yansıtır. Hattiler 'in en çok oluklu, kafes ve ızgara bezemeleri, kabarık nokta dizileri, eşmerkezli ve ortaları noktalı daireler kullandığı görülür. Kafes ve ızgara biçimindeki bezemelere daha sonra Hititler'de çok sık rastlanır.

HİTİT DÖNEMİ UYGARLIK VE SANATI

Hititler, M.Ö. 1700-1200 yıllarında Hattiler ve Urartular arasında yer alıyor. Heykel başta olmak üzere üç boyutlu çok sayıda buluntunun olması Geç Hitit Dönemi giyim kültürü hakkında önemli bilgiler veriyor. Bu uygarlığa ait çeşitli kalıntı ve buluntulara yoğun olarak, Alişar, Alacahöyük, Eskiyapar, İnandıktepe, Maşathöyük, Mersin, Tarsus, Keban Bölgesi, Aşağı Fırat Havzası, Boğazköy ve Doğantepe'de rastlanıyor. Hitit Uygarlığının Orta - Doğu ve Güneydoğu Anadolu ile Kuzey Anadolu'nun Doğu iç kısımlarında hâkim bir kültür olduğu görülüyor.

Tunik'lerin aslı Hititlere kadar uzanıyor

Antik Yunan'da M.Ö. 7'nci yüzyıldan itibaren görülmeye başlanan dikey pileler ve çok yaygın olan kemer çeşitleri de Geç Hitit Dönemi'nden geliyor. Yunanlılar ve 'da görülen 'lerin aslı da Hititlere kadar uzanıyor.

Sivri Külah ve Pilos, Hitit döneminde çok rastlanan başlık türleri arasında yer alıyor. Elbiselerde balıksırtı desenler çok yaygın, bez kuşaklar sıkça kullanılıyor. Entarilerin eteklerinde ve kenar dikişlilerinde mavi ve kırmızı renklerde süsler göze çarpıyor. Renkler genelde kırık beyaz. Erkek giysilerinin her birinin adı var.

Örneğin Hitit dilinde rahat yürümeye engel olmayan manasına gelen bir çeşit Tunik'e Tug.İblal denirdi. Şalvar adı verilen giysi ise Anadolu'da M.Ö. 13'üncü yüzyıldan beri biliniyor.

Antik Yunanlıların Chiton (Kiton) dedikleri entari, Akadça, Katoni sözünden geliyor. Keten Asur'da Kutanum olarak geçiyor. Bugün Arapça'da ketene kotton deniliyor.

URARTU DÖNEMİ UYGARLIK VE SANATI

Van Gölü civarında 'a karşı savaşan bazı beyliklerin birleşmesiyle ortaya çıkan Urartu Krallığı, Anadolu giyim kültüründe çok önemli yere sahip. M.Ö. 7'nci ve 8'inci yüzyıllarda kurulan, başkenti (Tuşpa) olan Urartu Krallığı, ve Anadolu'nun en güçlü krallığı olarak biliniyor. Van Gölü çevresinde kurulmasına rağmen, batıda Melitene (Malatya), kuzeyde ise Araxes ve Kommagene (Kumaha), güneybatıda Halpa'ya (Halep) kadar uzanıyor. Asur kaynaklarında adı Uruadri olarak geçiyor.

Hitit ve Asurlulardan çok etkilenen Urartuların özellikle plastik sanat eserleri günümüze kadar gelebilmiş. Ancak birçok rölyefte kadın-erkek ayrımı yapılamıyor. Genelde erkekler sakallı, ancak sakalsızların hepsinin kadın olduğunu da söylemek mümkün değil.

Eski Urartu döneminde küçük daire ve çaprazlar hakim unsur. Birbirine paralel giden çizgiler ve zikzaklar çok kullanılıyor. Az sayıda noktalar görülüyor. Hatta bu şekillere hayvan figürlerinde bile rastlanıyor.

Orta Urartu döneminde, daha güzel yüzlere, düz burunlara, karelere ve halkavi şekillere rastlanıyor.

Kübik Stil döneminde, örneğin aslan figürlerinde yeleler, yaprak ve çizgiler şeklinde yapılmış. Aslan kafaları köşeli, bıyıkların uçları yuvarlak, figürler ve işçilik daha basit.

Urartu Krallığı Anadolu giyim kültüründe çok önemli bir yere sahip. Varlıklı kişiler ve tanrılar uzun giysileri tercih ederken, uşak ve köleler, dize kadar kısa ve basit giysilere yöneliyor. Özellikle Urartular'dan itibaren askeri giysiler, genel giyim kültürünü önemli bir göstergesi haline geliyor. Başlıkların içinde askeri miğfer ve kalkanların özel önemi var.

Giyim kültürünün en önemli öğelerinden olan mücevher, Urartular'da bir sanat dalı olarak ortaya çıkıyor. Hatti ve Hititler 'in de mücevhere çok önem verdiği ve başarılı olduğu biliniyor. Ancak kuyumculuk ve ziynet eşyası sanatında Urartuların ağırlığı daha fazla hissediliyor. Altın kaplama rozet ve küpelere de Urartular 'da daha çok rastlanıyor.

Gelecek yazı: Anadolu Halk Giysileri

FİKRİYAT
Dünden Bugüne Giyim Kültürü ve Moda, A. Tahir Gürsoy

2020 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN