Arama

Cennetin müjdesi kız evlat

Cennetin müjdesi kız evlat

Hz. Peygamber, iyi muamele etme konusunda kızları önceler. Hatta o, bir kimsenin iki veya üç kız çocuğunu yetiştirmesi ve onlara iyi muamele etmesi halinde kendisi ile cennette komşu olacağı müjdesini verir. Hz. Peygamber’in ile ilgili tavsiye ve telkinleri sadece anne ve babaya yönelik değil, tüm Müslümanları kapsar mahiyettedir. Yani o, ümmetine kendi kızlarına iyi muamele etmelerini tavsiye ettiği gibi başkalarının kız çocuklarına da iyi muamele etmelerini tavsiye etmiştir.

Bir Kızılderili kabile reisinin söylediği gibi biz bu dünyayı atalarımızdan bir miras değil, çocuklarımızdan ödünç aldık. Bir insanın hayatta sahip olabileceği en kıymetli varlığı çocuklardır. Yüce Allah insanlara rehber olsun diye gönderdiği kitabında bu gerçeğe dikkat çekmiş, evlatların önemi üzerinde durmuş, onların hayatın süsü ve saadeti olduğunu bildirmiştir.

Yüce Allah'ın gönderdiği peygamberler ve onlara tabi olanlarla bazı bilge kişiler kız çocuklarına karşı süregelen negatif tutumu değiştirme mücadelesi verdiler. Kadınların haklarını korumak için başlatılan bu mücadele farklı isimler altında değişik şekillerde bugüne kadar geldi.

Hz. Peygamber, iyi muamele etme konusunda kızları önceler. Hatta o, bir kimsenin iki veya üç kız çocuğunu yetiştirmesi ve onlara iyi muamele etmesi halinde kendisi ile Cennet'te komşu olacağı müjdesini verir. Hz. Peygamber'in kız çocukları ile ilgili tavsiye ve telkinleri sadece anne ve babaya yönelik değil, tüm Müslümanları kapsar mahiyettedir. Yani o, ümmetine kendi kızlarına iyi muamele etmelerini tavsiye ettiği gibi başkalarının kız çocuklarına da iyi muamele etmelerini tavsiye etmiştir.

"Kim kızları ile imtihan edilir de onlara karşı güzel davranışlar sergilerse o kızlar onunla cehennem arasında perde olur."

Kız çocuklarının statüsünü artırmaya yönelik bu nebevi telkinler ve tavsiyeler etkili olmuş, Müslüman toplumlarda kız çocuğu algısı müspet yönde önemli değişiklikler gösterdi. Ancak kız çocuklarına yönelik bu değişim İslam toplumlarında hiçbir zaman sünnette bildirilen düzeye ulaşamadı. Hatta zaman zaman Hz. Peygamber'in bu konudaki öğütleri unutulup kız çocuklarını hakir görme anlayışı devam edildi.

İslamiyet'ten önce kızlara verilen değer

Arapların İslamiyet'ten önceki durumunu gösteren Cahiliye Dönemi'ni anlatan bazı ayetlerde, cinsiyet ayırımı yapılmaksızın geçim sıkıntısına düşme korkusu ile çocukların istenmediği ya da doğan çocukların öldürüldüğü ifade edilir.

Bu konuda şöyle uyarıda bulunulur: "Beğendikleri erkek çocukları kendilerine, kızları da Allah'a mal ediyorlardı. Allah bundan münezzehtir. Aralarından birine bir kızı olduğu müjdelendiği zaman içi gamla dolarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen kötü müjde yüzünden, halktan gizlenmeye çalışır. Onu utana utana tutsun mu, yoksa toprağa mı gömsün? 'Ne kötü hükmediyorlar!"

"Onlardan biri Rahman'a isnat ettiği kız çocuğu ile müjdelenince hiddetlenerek yüzü simsiyah kesilir." ( Zuhruf, 43/17)

Yine bazı ayetlerde Cahiliye toplumunun kız çocuklarına değer vermedikleri, onları hor ve hakir gördükleri, kız babası veya annesi olmak istemedikleri bildirilir.

"Onlardan biri kız çocuğu ile müjdelendiği zaman içi öfke ile dolarak yüzü simsiyah kesilir. Kendisine verilen kötü müjde yüzünden halktan gizlenir. Şimdi onu aşağılanmış olarak yanında mı tutsun yoksa toprağa mı gömsün?"(Nahl, 16/58-59)

Dârimî (ö. 255/869) tarafından nakledildiğine göre; bir adam Hz. Peygamber'e Cahiliye döneminde yaşadığı bir olayı şöyle anlatır; Ya Rasûlallah! Biz cahiliye döneminde putlara tapar, çocukları öldürürdük. Benim küçük bir kızım vardı. Bu kız beni çok severdi. Çağırdığım zaman koşa koşa yanıma gelirdi. Bir gün onu yanıma alıp evden uzaklaştım ve kolundan tutarak bir kuyuya attım. Kuyudan uzaklaşırken duyduğum son sözleri "babacığım, babacığım" çığlıklarıydı. Bu hikâyeyi dinleyen Allah'ın Rasûlü çok üzülür ve gözlerinden yaşlar akmaya başlar. Orada bulunanlardan biri olayı anlatan şahsa; "Rasûlullah'ı üzdün" diyerek çıkışır. Hz. Peygamber; "Ona müdahale etmeyin bırakın duygularını istediği gibi anlatsın" der ve olayı tekrar anlattırır. Hz. Peygamber sakalı ıslanıncaya kadar ağlar.

Cahiliye Dönemi'nde kız çocuklarını diri diri toprağa gömmenin varlığını ve yaygınlığını gösteren bir başka örnek ise Hz. Peygamber'in Medinelilerle yaptığı sözleşmedir. 'Akabe Bîatı' olarak bilinen bu sözleşmeye göre Hz. Peygamber onlardan şirk koşmayacakları, zina etmeyecekleri, iftirada bulunmayacakları ve çocuklarını öldürmeyeceklerine dair söz aldı. Hz. Peygamber'in kendisine gelip bîat etmek isteyenlerin bîatını kabul etme şartlarından birinin kız çocuklarını öldürme adetlerini terk etmeleri olduğu ayetle de sabittir. Yüce Allah bu hususta; "Ey Peygamber! İnanmış kadınlar Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek... şartıyla sana bîat etmek üzere geldikleri zaman onların bîatlerini kabul et." buyurur.

İslamiyet'in zuhuru ile birlikte, kız çocuklarını değersiz, hor ve hakir gören cahiliye anlayışı şiddetle kınanıp onlara şefkat ve merhametle muamele edilmesi telkin ve tavsiye edildi. Hz. Peygamber'in bu konudaki uygulamaları ise söz konusu tavsiye ve telkinlerin nasıl pratize edileceğini ortaya koyan canlı örnekler olmuştur.

Cahiliye Dönemi'ndeki anlayışın tam aksine İslâm dini kız çocuklarına karşı şefkat ve merhametli olunmasını tavsiye eder. Hz. Peygamber bırakın diri diri gömülmesine, kız çocuklarının en küçük bir haksızlığa uğrayıp aşağılanmasına bile müsaade etmedi.Onlara en iyi şekilde muamele edilmesini tavsiye etmiştir.

İbn Ebî Şeybe ve Ebu Dâvud'un naklettiği bir rivayete göre Hz. Peygamber'e kimlerin cennete gideceği sorulmuş o; "Nebiler cennettedir, şehitler cennettedir, diri diri gömülen kız çocukları cennettedir"buyurmuştur.

Hz. Peygamber'in kız çocuklara verdiği değer

Peygamber her fırsatta ashabına kendi kız çocuklarına yahut kimsesiz kız çocuklarına bakmalarını, onları erkek çocuklardan ayırmamalarını tavsiye etmiştir. Bir sahâbi kendi kızı veya başka birinin kızına iyilik yapmış ise Allah'ın elçisi o sahâbiye iltifatta bulunuş ve onu cennetle müjdelemiştir. Cahiliye dönemindeki 'soyu erkek evlat sürdürür' anlayışının aksine dört kız babası olan Hz. Peygamber'in soyu kızları ile devam etmiştir.

Hz. Peygamber'in kızlarından Hz. Fâtıma babasının odasına girdiğinde Hz. Peygamber'in onu ayakta karşıladığı, selamını alıp onu öptüğü ve yerine oturttuğu, babası da Fâtıma'yı ziyaret ettiğinde Fâtıma'nın aynı davranışı sergilediği nakledilmiştir.

Peygamber kızlarına gösterdiği sevgiyi kız torunlarına da gösterirdi. Hz. Zeynep, Medine'ye taşınınca Ümâme isimli kızı ile birlikte Hz. Peygamber'in evine yerleşir. Hz. Peygamber, kızı ve küçük yaştaki torunu Ümâme'nin Medine'ye göç etmelerine çok sevinir ve onlarla zaman geçirmeye başlar. Torunu Ümâme ile birlikte toplumun içine çıkar, mescide gider ve namaz kılar. Bir rivayete göre Hz. Peygamber, Ümâme kucağında olduğu halde ashabına namaz bile kıldırdı. Secdeye varırken Ümâme'yi yere bıraktığı, kıyama kalkınca onu tekrar kucağına alarak namaza devam ettiği rivayet edilir. Yani Hz. Peygamber namaz gibi önemli bir ibadet esnasında, bir kız çocuğunu kucağında taşıyarak toplumun bu konudaki algısını müspet yönde değiştirmek ister.

Hz. Peygamber, kız çocukları konusunda sünnete uygun davranan babaları ve bakıma muhtaç kız çocuklarını himaye eden ümmetini cennetle müjdelemiştir. Ebu Said el-Hudrî'nin naklettiğine göre Allah'ın Rasûlü şöyle buyurur: "Kimin üç kızı veya üç kız kardeşi veyahut da iki kızı veya iki kız kardeşi olup da geçimlerini sağlar, onlar hakkında Allah'tan korkarsa, o kişi için cennet vardır."

İslâmiyet'te 'çocuk hakları'

Çocuk hakları meselesi, içinde bulunduğumuz asrın gündemini hep işgal eder. Bu adı taşıyan 10 maddelik bir beyannamenin 'Birleşmiş Milletler'ce resmen ilan edildiği 1959 yılından bu yana ise gittikçe artan bir canlılıkla bütün dünyanın nerdeyse her gün meşgul olduğu başta gelen konularından biridir. Mezkûr beyannamenin Batılılar tarafından ortaya konmuş olması sebebiyle, meselenin İslam tarihinde ihmal edildiğine dair zihinde yanlış bir kanaat oluşmamalı.

Çocuk haklan, İslam'da, tarih olarak Kur'an ve hadisle başlar. Hatta insanlığın gündemine "çocuk hakları" mefhumunu müstakil bir konu olarak İslam getirdi. Bizzat Resulullah'ın hadislerinde "çocuğun hakkı" diye başlayan ve bir kısım meseleleri beyan eden açık naslar vardır. Keza, Kur'an-ı Kerim'de de "hak" olarak yorumlanabilecek çocuklarla ilgili birçok ayetler mevcuttur.

Bu haklarında bazı şöyle;

  • Çocuğun ihsanı-ı ilâhi bilinme hakkı

Kur'an-ı Kerim'de bazı ayetlerde, müşriklerin kız çocuğu doğduğu zaman yüzlerinin simsiyah kesilecek şekilde ifade eder.

"Onlardan biri Rahman'a isnat ettiği kız çocuğu ile müjdelenince hiddetlenerek yüzü simsiyah kesilir." ( Zuhruf, 43/17)

Kızı da erkeği de veren Allah'tır (Şura 49), erkek kadın için, kadın da erkek için bir libas durumundadır (Bakara 187). Üstelik hangisinin kişiye daha faydalı olacağı bilinemez (Nisa 11). Resulullah aleyhisselatü vesselam, kız erkek ayrımı yapmadan, doğan her çocuğu, "teksir-i Sevad-ı İslam'a sebep olduğu için" Cenab-ı Hakk'ın bir lütfu bilerek sevinç göstermeyi sünnet kılmış, doğumun haftasında akika kurbam kesmeyi ayrıca ziyafet vermeyi teşri buyurdu. İslam uleması, doğumda kız haberi gelince "cahiliye düşüncesine muhalefet için daha fazla sevinç izhar edilmeli" der.

  • Hayat hakkı

Kur'an-ı Kerim'de, mutlak olarak hangi düşünce olursa olsun çocukların öldürülmesi yasaklanır.

"Fakirlik korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin sizi de, onları da nzıklandıran biziz" (İsra 31, En'am 151)

Bir nevi çocuk katliamı olan kürtajı meşruiyet kazandıran Batı, ilan ettiği 'Çocuk Haklan Beyannamesi'ne ters düşerek gerçek bir çifte standart sergiler. Resulullah (s.a.s) hadislerinde çocuk öldürme yasağı umumidir: Kâfir çocuğu da olsa, savaş sırasında bile olsa öldürmesi yasaklanır. Hatta askeri sefere çıkan komutanlara verdiği talimatlardan biri kadınların ve çocukların öldürülememesidir.

  • Helal rızık hakkı

"Çocuğun baba üzerindeki haklarmdan biri de...onu yalnızca temiz şeyler rızıklandırmasıdır"

Rızkın içerisinde her çeşit maddi ihtiyaçlar girer: Yiyecek, içecek, giyecek, mesken, ilaç, ... Bunlara kısaca nafaka da denir. Hadis, nafakanın maddeten ve m'anen olması gereğinden bahseder.

  • Süt emme hakkı

Kur'an-ı Kerim, çocukların gelişmesinde mühim bir safha olan süt devresinde iki ayrı ayette verir ve annelerin yavrularını tam iki yıl emzirmelerini irşat eder.

"Anneler, çocuklarım, emzirmeyi tamamlamak isteyen babalar için tam iki yıl emzirirler" (el-Bakara 233).

  • Önce anne tarafından eğitilme hakkı

İslam'ın çocukla ilgili olarak getirdiği diğer bir hak, terbiyesinin annesi tarafından yapılma hakkıdır. Bunda temel sebep, annenin babaya ve diğer yakınlara nazaran daha şefkatli olmasıdır. Çocuk da ilk yaşlarında her şeyden önce sınırsız bir şefkate muhtaçtır ve onun gelişmesinde ekmek ve sudan daha mühim olan bu ihtiyacı ancak annesinin şefkati karşılayabilir. Hz. Ebu Bekir, anne şefkatinin, çocuk için her çeşit maddi konfordan daha üstün olduğuna dair İslam'ın görüşünü, Hz. Ömer'e sarf ettiği şu cümlede ifade eder: "Ey Ömer ... Annesinin tükürüğü ona, senin yanındaki, şekerden ve baldan 'daha hayırlıdır.

  • Aile içinde bakılma hakkı

Annesi tarafından terbiye edilme hakkı tabii olarak çocuğun aile içerisinde terbiye edilmesini de ifade eder. Ancak, annesi olmayan veya bakma hakkına sahip annesi veya kadın bir yakını bulunmayan yetimler veya hiçbir yakını olmayan çocuklar vardır. Kur'an-ı Kerim, bu durumdaki çocukların da, imkân nispetinde, aile ortamında himaye edilmesini irşat buyurur: "Sana yetimleri sorarlar, de ki: "Onların işlerini düzeltmek hayırlıdır. Eğer onlarla bir arada yaşarsanız, artık onlar sizin kardeşlerinizdir." Rasulullah (s.a.v) da birçok hadislerinde yetim bulunan aile sahiplerini övmek, mükâfatlarının yüceliğini tebşir etmek suretiyle, yetimlerin aile ortamında, iyi bir muamele ile yetiştirilmelerini irşat buyurur.

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN