Arama

Karanlıklardan aydınlıklar çıkaran zümrüdüanka: Cemil Meriç

Yayınlanma Tarihi: 02.02.2021 10:48 Güncelleme Tarihi: 13.06.2021 09:31
Karanlıklardan aydınlıklar çıkaran zümrüdüanka: Cemil Meriç

Elektrikler kesildiğinde yaptığınız ilk iş ne? Hemen telefonunuzun ışığıyla ya da bir mum aracılığıyla etrafı aydınlatmaktır tabi ki. Peki, bu karanlık hiç gitmese ne yapardınız? Herkesin irkilerek kaçındığı bu soruyu bizzat yaşayarak öğrendi Cemil Meriç. Henüz 38 yaşındayken karanlığa mahkûm oldu. Peki, hayatını Türk irfanına Cemil Meriç gözlerini nasıl kaybetti?

Cemil Meriç'in bir liman olarak gördüğü kitaplarla tanışması henüz 4 yaşındayken gerçekleşti. Bu yaşta okumayı öğrenmesiyle gözlerinin bozuk olduğu da anlaşıldı. 4 derece miyoptu gözleri. Ortaokula geldiğinde gözlerindeki sorun daha da ilerledi ve derecesi 10'a çıktı.

Yıl 1953'e geldiğinde Meriç'in görme yetisi iyiden iyiye azaldı. 12,5 miyop ve kuvvetli hipermetrop sorunu vardı. Gözleri ileri derecede bozuk olmasına rağmen hiç durmadan okurdu Cemil Meriç. 11 bin kitaptan oluşan kütüphaneye sahipti.

Onda bir tutku haline gelen kitap okuma aşkını daha iyi anlayabilmek için Salah Birsel'in anekdotunu aktaralım. "Gece gündüz okurdu. Bu yüzden gözlerinin gücünü her geçen gün biraz daha yitirirdi. Ne var ki, o buna hiç aldırmazdı. Odasında masanın üstüne sandalyesini koyar, kendisi de sandalyeye çıkar ve kitabını ampule 30 cm uzaklıkta okurdu. Bunu, elektrik ampulünü aşağı kadar iletecek kordona verecek parası olmadığı için yapardı. Parasız oluşunun sebebi, eline geçen parayı kitaplara yatırmasıydı."

1954 ilkbaharında Cemil Meriç ailesiyle beraber, dostları olan Ahmet Çipe'yi ziyaret gitti. Geç saatlerde evlerine dönerken apartmanın merdivenlerde sendeledi. Etrafına bakındı. Ardından eşine şu kahredici soruyu sordu:

"Fevziye, hiçbir şey görmüyorum. Elektrikler mi kesik?" Fevziye Hanım, bir müddet sustuktan sonra, acı hakikati kavradı. "Cemil, elektrikler yanıyor." dedi.

İşte o an, Cemil Meriç'in karanlığa mahkûm olduğu andı. Ve "Hiçbir şey görmüyorum" dediğinde henüz 38 yaşındaydı.

Gözlerinden birinin retinası çatlaktı. Öbürüne ise katarakt sonucu perde inmişti. Doktorlar o günkü tıbbın imkânıyla gözlerinin tekrar görmesinin mümkün olmayacağını söylese de uzun bir müddet umudunu kaybetmedi. Paris'te Kenzven Hastanesi'nde ameliyat oldu. Fakat gözündeki kanama ve yüksek tansiyon devam ediyordu. Bundan dolayı yeni bir ameliyat yapılamadı. Ve Paris'teki hekimi de kendisine tıbben bir şey yapmayacağını söyledi.

Artık hiçbir şey eskisi gibi değildi. Kızı Ümit Meriç, babasının âmâ olduktan sonraki ruh halini şöyle anlatır: "Babam kör olduktan sonra, akşamları bizi kütüphanesinden çıkarırdı; elleriyle kütüphanede bir kitabı bulur, onu çeker ve kitabı açarak 'ben neden bunları okuyamıyorum' diye hüngür hüngür ağlardı. Öyle ki ben hıçkırık seslerini duyardım."

Yıllar sonra görmeye olan özlemini Cemil Meriç şöyle anlattı:

"Görmek yaşamaktır. Vuslattır görmek. Her bakış, dış dünyaya atılan bir kementtir. Bir kucaklayıştır, bir busedir her bakış. Gözbebeklerimizden fışkıran seyyale, mekân canavarını bir anda ehlileştirir. Görmek sahip olmaktır. Gören, hangi hakla yalnızlıktan şikâyet edebilir? Mevsimler bütün işveleriyle emrindedir, renkler bütün cilveleriyle hizmetindedir. Çiçekler onun için açılır, şafak onun için pırıldar. Gutenberg matbaayı onun için icat etmiştir. Hugo, o okusun diye yazmıştır şiirlerini. Şehrin bütün kadınları onun için giyinip süslenir. Çocukların tebessümü onun içindir."

Görme yetisini kaybettiği andan itibaren eşi, çocukları ve öğrencileri onu bir an bile yalnız bırakmadı. Hatta kızı Ümit Meriç, babasının son anına kadar kendini ona vakfetti. Babasına hem kitap okudu hem de kitaplarının basılmasında büyük pay sahibi oldu.

Fakat bunlara rağmen hiçbir zaman körlüğü kabullenemedi. "Ben alışamadım körlüğe. Bu kelime telaffuz edildikçe büyük bir kabahat işlemişim gibi yüzüm kızarıyor. Gözlerimi göstermek istemiyorum." diyerek hüznünü belirtti.

Zincirlendiği karanlığa rağmen, olağanüstü çalışma ve üretme temposunu düşürmedi. Aksine en üretken olduğu dönemini yaşadı. 12 ciltlik fikir kitabı bu dönemin ürünüydü. Bu bakımdan bir insanlık şaheseridir ve Necip Fazıl'ın ifadesiyle "dış gözlerini Cenabı Hakk'ın, iç dünyayı daha iyi görsün diye aldığı insan"dır o.

Kendisi görmese de fikirleriyle insanların gözlerini açtı. Karanlıklardan aydınlıklar çıkardı.

Kızı Ümit Meriç'in ifadesiyle "Ayakları ile bu irfanına basan ama kanatlarıyla bütün dünya kültürünü dolaşan bir zümrüdüankadır."

____________________________________________

FİKRİYAT.COM SOSYAL MEDYADA!

Dijital medyanın tüm mecralarında yer alan Fikriyat.com sosyal medyada da aktif olarak faaliyet gösteriyor.

Fikriyat'ı aşağıdaki sosyal medya adreslerinden takip edebilirsiniz;

👉 TWITTER

👉 INSTAGRAM

👉 FACEBOOK

👉 Fikriyat.com mobil uygulamasını ise buradan indirebilirsiniz.

TÜM ÇALIŞMALAR YOUTUBE KANALIMIZDA!

Fikriyat.com sitesinde ve mobil uygulamasında yer alan tüm video içeriklerini eş zamanlı olarak da youtube kanalımız üzerinden izleyebilirsiniz.

YOUTUBE 👉 Fikriyat TV

2021 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN