Arama

’yu kana bulayan sürecin mimarı:

Ortadoğu’yu kana bulayan sürecin mimarı: Bernard Lewis

, İslam tarihi ve İslam-Batı ilişkisi hakkında uzman tarihçi , geçtiğimiz gün 102 yaşında hayatını kaybetti. Ortadoğu’ya ilişkin araştırmalarıyla bilinen dünyaca ünlü Lewis, Türkiye’de ’ne ilişkin yaptığı açıklamalarıyla tanınıyordu. ABD başkanlığı döneminde Bush’un akıl hocalığını yapan Lewis, ’nin, yani Ortadoğu’yu kana bulayan sürecin baş mimarıydı.

İngiliz asıllı bir Amerikalı olan tarihçi , 31 Mayıs 1916'da doğdu. hakkında uzmanlaşmış Batılı tarihçiler arasında, en çok okunan yazarlardan biriydi.

Bernard , Londra Üniversitesi'nde eğitim gördü. Yüksek lisansını, "Ortadoğu Tarihi" ağırlıklı olarak tarih alanında; doktorasını ise, İslam Tarihi konusunda yaptı. 1938 yılında ders vermeye başladı.

Bernard Lewis, 1974'e kadar Londra Üniversitesi'nde; 1974'ten 1986'ya kadar da ABD'deki Princeton Üniversitesi'nde çalıştı. Ünlü tarihçi, özellikle 1988'de yayımlanan "Modern Türkiye'nin Doğuşu" adlı kitabıyla, ülkemizde tanınan bir isimdi.

"TARİHÇİ, KAYNAKLARINI OKUYABİLMELİ"

Dil öğrenme konusunda üstün bir yeteneğe sahip olan Bernard Lewis, sekiz-dokuz dili edebiyatları ile birlikte mükemmel şekilde biliyordu. Dil öğreniminin tarihçiler açısından önemini, birincil kaynakları okuyup anlayabilmesine bağlayarak, şu sözlerle vurguluyordu:

"Tarihçinin yetkinliğinin ilk ve en temel sınavı, kaynaklarını okuyabiliyor durumda olmasıdır. Bu her zaman kolay değildir; örneğin dil klasik Arapça ya da yazı kargacık burgacık bir Osmanlı bürokratik el yazısı olduğunda."


TÜRKÇE'Yİ ÇOK İYİ BİLİYORDU

Lewis, Paris Üniversitesi'ndeki araştırmaları sırasında Türkçe öğrendi. Türkçeye eski Türk Edebiyatını da öğrenerek çalışmaya başladı. Köroğlu'ndan Bâkî'ye, hatta Yahya Kemal'e kadar çok sayıda Türkçe şiiri İngilizce'ye çevirdi.

Bernard Lewis, kendisinden "Ben kadîm adamım" diye bahsederdi. "Benim Türkçemin 'bunak Türkçesi' olduğunu söylüyorlar. Ben 'mülâzim efendi' diyorum, çünki bildiğim Türkçe'de öyle denirdi ama sizler şimdi 'teğmen' diyorsunuz. 'Teğmen' demediğim için bana 'bunak' diyorlar" gibisinden mânâlı şakalarda bulunurdu.

LEWIS'İN ERMENİ TEHCİRİ HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ

Ünlü tarihçi Lewis, 1966 tarihli The Emergence of Modern Turkey (Modern Türkiye'nin doğuşu) adlı kitabında, 1915 yılında gerçekleşen hakkında, kendi görüşlerine yer vermişti. Lewis kitabında, Ermenilerin bağımsızlık hareketlerinin diğer azınlıkların bağımsızlık hareketleriyle karşılaştırıldığında, Osmanlı Devleti için en ciddi tehdit olduğunu belirtir.

Lewis'e göre Türkler, fethettikleri Sırp, Bulgar, Arnavut ve Rum ülkelerinden isteksiz de olsa vazgeçebiliyorlardı; çünkü sonuçta uzak olan illerden vazgeçiyorlardı ve devletin sınırlarını "kendi evlerine" yaklaştırıyorlardı. Ermeniler ise, Türklerin anavatanlarının üzerinde yaşıyorlardı. Bu topraklardan vazgeçmek, devleti küçültmek ile değil; devletin parçalanması ile eşanlamlıydı.

1993 senesinde Le Monde gazetesine verdiği röportajda, 1915 yılında Ermenilerin Osmanlılar tarafından öldürülmesinin bir "soykırım" olmadığını, "savaşın bir yan ürünü" olduğunu söylemiş, aynı vatan için iki halk arasında süren kavganın soykırım ile bittiğinin kuşkulu olduğunu belirtmişti.

Lewis, Ermenileri yok etmek için bir plan olmadığını, Osmanlı belgelerinin Ermenileri kovmak/zorunlu yer değiştirmek (expulsion) niyetini ispatladığını ancak kökten yok etmek (extermination) niyetini ispatlamadığını söyledi. Bunun üzerine Paris'te bir mahkeme, bu açıklamayı Ermeni soykırımının inkârı olarak kabul etti ve tarihçiyi sembolik olarak 1 Frank para cezasına çarptırdı.

Bernard Lewis 1 Ocak 1994'te, "Osmanlı hükümetinin Ermenileri yok etme niyeti olduğuna dair güvenilir kaynaktan hiçbir delil yok" dedi.

LEWIS TARAFSIZ BİR TARİHÇİ MİYDİ?

Bernard Lewis, "büyük Ortadoğu tarihçisi" olarak, "tartışmasız otorite" konumuna yerleştirilmek istense de, kitaplarında yer alan ideolojik kodları, yetiştiği sosyal ve dini çevre ile bütünleştiğini kanıtlıyordu.

Lewis'in ideolojik kodları, tarih konularını seçerken kendini gösteriyordu. Türkçeye "Tarih Notları" adıyla çevrilen kitabında, yüz yılın üzerinde süren ömrünün biyografisini kaleme alan Lewis, içinde yetiştiği bu zaman diliminin kimi zaman bir tanığı, kimi zaman ise bizzat aktörü olmuştu.

Batı medeniyetini masumlaştırması, Batı'yı ve emperyalizmi Doğu karşısında haklılaştırma çabaları Lewis'in kitabında ele aldığı konularla anlaşılıyordu. Avrupalıların Afrikalıları köleleştirmesini masumlaştırması, milyonlarca Afrikalının Amerika'ya taşınmasını basit bir ticarete indirgemesi, üstelik bunun sorumluluğunu da Müslümanlara yıkması, Bernard Lewis'in tarafsız bir tarihçi olmadığının en büyük göstergesi.

Türkiye'de en çok bilinen "Modern Türkiye'nin doğuşu" kitabı, özellikle siyasi ve ideolojik düşünce yapısını ortaya seren eserlerinden biriydi. Kaleme alındığı 1960'lı yıllar göz önüne alındığında, Batı'nın Türkiye'ye dayattığı "medeniyet değiştirme projesine" yönelik "modernleşme teorilerinin" bir başarı örneğiydi. Yazdıkları, disipliner anlamda belli bir kaliteyi tuttursa da, aslında bir projenin dökümüydü.

Bernard Lewis, ABD derin devleti denilebilecek yapılarla da oldukça içli dışlıydı. Bu ilişkiler ağı, özellikle 'den sonra militanca bir tavra dönüştü ve ABD sisteminde neocon çevrelerle samimiyeti arttı; ABD politikalarının oluşum sürecinde daima fikri alınan bir isim oldu.


BUSH YÖNETİMİNİN AKIL HOCASIYDI

Bernard Lewis, 'un danışmanlığını yapmış; ABD'nin o dönemdeki Ortadoğu projeleri üzerinde belirleyici olmuştu. 2000-2008 yılları arasında başkanlık görevi yapan Bush'un, Ortadoğu'yu kana bulama süreci, 11 Eylül 2001'de fiili olarak başlamıştı.

11 Eylül saldırısının ardından ABD, "Demokratikleşme, özgürleşme gibi kavramların Ortadoğu'da da olması gerektiği" söylemlerinin arkasına sığınarak, temeldeki amacı olan petrol kaynaklarına doğrudan ulaşmanın kapısını açmıştı.

ABD'nin o dönem Ortadoğu üzerindeki hedefleri beş madde ile sıralanmıştı. O maddelere göre, ABD'nin Ortadoğu'daki amaçları; bölgedeki müttefiki İsrail'in güvenliğini sağlamak, kitle imha silahlarının dağılımını önlemek, enerji akışını Batı'ya düzgün bir şekilde aktarmak, terörizme karşı mücadele etmek ve bölgede herhangi bir egemen gücün olmasını engellemekti.

ORTADOĞU'YU KANA BULAYAN SÜREÇ

ABD'nin bu hedefleri, görüldüğü kadar masum olmayacaktı; "demokrasi"den çok daha ötesini barındırıyordu ve belirlenen bu yolun rotası çok daha önceki yıllarda çizilmişti.

ABD, uygulamaya koyacağı ile enerjisinin yüzde 90'ını karşıladığı Ortadoğu'dan kaynak akışını sürdürecek ve kendisiyle "iyi geçinmeyen" her ülkeyi karıştırarak, kontrolü altına alacaktı.

ABD'nin taleplerine boyun eğmek istemeyen Irak'taki Saddam rejimi; İran ve Suriye'nin kitle imha silahı yapmaları, ABD'nin önüne taş koyan en önemli engellerdi ve ilk hedef de bu coğrafya olacaktı.


LEWIS'İN BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ

Tarihte kısa bir yolculuk yaptığımızda, Bush'un planlarının başkanlık süreciyle başlamadığı; Bernard Lewis'in Ortadoğu coğrafyasının kaderini şekillendiren bir aktör olduğu gerçeği ile karşılaşıyoruz.

Mısır'da Eş Şa'ab gazetesi, Temmuz 1997'de Dr. Muhammed Umara'ya ait "Arapların ve Müslümanların Parçalanmasına Dair Siyonist Proje" adında bir makale yayımladı. Makale, istihbarat araştırması üzerine "Executive Intelligence Research Project" başlığı altında, Pentagon'un yayımladığı dergideki bilgilere dayanıyordu.


Bernard Lewis'in sunduğu bu projede, etnisite ve mezhep ayrılıklarını esas alan bilgiler bulunuyordu. Yahudi asıllı Lewis'in sunduğu, İslâm dünyasını bölme planlarını içeren proje kısaca şöyleydi:

1. Pakistan'daki Belucistan bölgesini İran'ın komşu Belucistan bölgelerine katmak suretiyle "Belucistan" devletinin kurulması

2. Pakistan'ın kuzeybatısındaki bölgenin, Afganistan'daki Peştun bölgesine eklenerek "Peştunistan" devletinin kurulması

3. İran, Irak ve Türkiye'deki Kürt bölgelerinin birbirine katılmasıyla "Kürdistan" devletinin kurulması

4. İran'dan Kürt ve Beluci bölgelerin koparılması suretiyle aşağıdaki etnisitenin ışığında İran'ın iç taksimatı. Böylelikle aşağıdaki devletçiklerin kurulması sağlanacak:

a. İranistan

b. Azerbaycan

c. Türkmenistan

d. Arabistan

5. Irak'ta üç devlet kurmak

a. Kuzeyde Sünni Kürt Devleti

b. Ortada Sünni Arap Devleti

c. Güneyde Şii Arap Devleti

6. Suriye'de üç ya da dört devletin kurulmasını sağlamak

a. Dürzi Devleti

b. Alevi-Nusayri Devleti

c. Sünni Devleti

d. (Kürd devleti)

7. Ürdün'ü iki yapı halinde ayırmak

a. Bedeviler

b. Filistinliler

(Burada İsrail'in kendisine katacağı Batı Şeria yakasına işaret edilmemektedir.)

8. Suudi Arabistan, krallığın 1933 yılındaki kuruluşundan önceki haline, kabile mozaiğine, dönüştürülecek. Böylelikle bu devletlerin Kuveyt ve Bahreyn, Katar ve diğer emirliklerden fazla ağırlığının olmaması sağlanacak.

9. Lübnan'ın siyasi coğrafyasının aşağıdaki temeller ışığında yeniden gözden geçirilmesi

a. Hıristiyan bir devletçik

b. Şii bir devletçik

c. Sünni bir devletçik

d. Dürzi bir devletçik

e. Alevi bir devletçik

10. Mısır'ın en az iki devlete bölünmesi

a. Müslüman Arap devlet

b. Kıpti devlet

11. Sudan'ın güneyinin kuzeyinden ayrılmasını sağlamak suretiyle

a. Güneyde bağımsız siyahi bir devlet kurmak

b. Kuzeyde bir Arap devleti kurmak

12. Batı Arap siyasi coğrafyasının yeniden gözden geçirilmesi. Böylelikle Berberilere ait dağılım ve kabilelerine bağlılık esasına göre birden çok devletin kurulması sağlanacak.

13. Aynı şekilde Araplar, Zenciler ve Araplar ve Zencilerden melezler arasındaki kavgadan hareketle Moritanya'nın yeniden yapılandırılması.

Bu proje sayesinde 1916 tarihli Sykes-Picot tekrar gözden geçirilerek din, ırk ve mezhep esaslarına dayalı 30 küsur devlet daha ortaya çıkarılmış olacaktı. 11 Eylül sonrası ABD'nin Ortadoğu coğrafyasında yarattığı kaotik atmosfere bakılacak olursa ABD, Lewis'in çizdiği bu hedeflerden çok da uzakta değil.

BERNARD LEWIS'İN BAŞLICA ESERLERİ

Otuzdan fazla kitap, yüzlerce makale kaleme alan Bernard Lewis'in yayımlanan başlıca eserleri ise şöyle:

Başlıca yapıtları:

The Arabs in History (Tarihte Araplar, 1950)

The Emergence of Modern Turkey (Modern Türkiye'nin Doğuşu, 1961)

The Assassins (Haşhaşiler, 1967)

The Muslim Discovery of Europe (Müslümanların Avrupa'yı Keşfi, 1982)

The Political Language of Islam (İslam'ın Siyasal Söylemi, 1988)

Race and Slavery in the Middle East: an Historical Enquiry (Orta Doğu'da Irk ve Kölelik: Tarihsel Bir İnceleme, 1990)

Islam and the West (İslam ve Batı, 1993)

Islam in History (Tarihte İslam, 1993)

The Shaping of the Modern Middle East (Modern Orta Doğu'nun Oluşumu, 1994)

Cultures in Conflict (Çatışan Kültürler, 1994)

The Middle East: A Brief History of the Last 2,000 Years (Orta Doğu: Son 2000 Yılın Kısa Bir Tarihçesi, 1995)

The Future of the Middle East (Orta Doğu'nun Geleceği, 1997)

The Multiple Identities of the Middle East (Orta Doğu'nun Çoklu Kimliği, 1998)

A Middle East Mosaic: Fragments of life, letters and history (Bir Orta Doğu Mozaiği: Hayat, Mektup ve Tarih Vesikaları, 2000).

Türkçede yayımlanmış yapıtları:

Modern Türkiye'nin Doğuşu (1988)

İslam'ın Siyasal Söylemi (1993)

Ortadoğu: Hıristiyanlığın Doğuşundan Günümüze 2000 Yıllık Tarihi (1996)

İslam Dünyasında Yahudiler (1996)

Müslümanların Avrupa'yı Keşfi (1997)

Çatışan Kültürler - Keşifler Çağında Hıristiyanlar, Müslümanlar, Yahudiler (1999)

Ortadoğu'nun Çoklu Kimliği (2000)

Tarihte Araplar (2000)

Alamut Kalesi ve Hasan El Sabbah (2012)

Fikriyat

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN