Arama

Aborjinler İslamiyet’le nasıl tanıştı?

Aborjinler İslamiyet’le nasıl tanıştı?

Dünyadaki Müslüman cemaatler arasında en az tanınanı . Bununla birlikte ’daki Aborjin nüfusu mühtedilerin sayısının her geçen gün arttığına dair haberler de birkaç yıldır gündeme gelmeye başladı.

Avusturya'nın yerlilerinin tarihi yaklaşık 50 bin yıl öncesine dayanıyor. Aşağı yukarı 250 farklı dil konuşan ve bundan daha fazla kabile ve boylardan oluşan Aborjinler, modern zamana kadar yaşamlarını dış dünyadan izole halde avcı-toplayıcı olarak sürdürüyor. Dolayısıyla Avrupalı göçmenlerden evvel, 'da başlamamış şeylerden biri de tarım. Bunun elbet makul sebepleri var.

Dünya'nın en kurak yerlerinden biri olan Avusturya'daki karaların çoğu yalnızca çöller ve kabaklaşmış arazilerle dolu. Coğrafyanın getirdiği olumsuzlukları şiddetli kuraklıklar ve ani sağanak yağmurlar gibi iklimsel devantajlar perçinliyor. Aborjinler genellikle çöllerle ayrılmış verimli ekolojik "adalar"da yer alıyor. Sanıldığının aksine Avusturya yerlilerin çoğu çöl insanı değiller, sömürgecilerin yerlilerin topraklarını ellerinden alıp onları tercihe şayan olmayan yerle göndermeleri nedeniyle insanlarda böyle bir kanaat oluştu.

Sömürgecilerin girdiği yeri kasıp kavurduğunu gibi Avusturya'da bu vahşi sömürünün izlerini taşıyor. Bu zulmün en derin yaralarını ve en büyük mağduriyetini sineye çekenler de Aborjinler oluyor.

tarihinin en şiddetli travmalarından birini de şüphesiz "çalınan kuşaklar" oluşturuyor. Bu tabir, 1869-1969 yılları arasında asimilasyon amacıyla ailelerinden zorla koparılarak beyazlara ve kilise okullarına verilen Aborjin çocukları için kullanılıyor.

Ve beyaz adam göründü!

29 Nisan 1770'de kıtanın doğu kıyısına ayak basan James Cook, kısa bir zaman sonra bu toprakların Britanya'ya ait olduğunu ilan ediyor ve bu kıta bir sürgün yerine dönüşüyor. 1788-1868 yılları arasında yaklaşık 160 bin mahkûma ev sahipliği yapan Avusturalya, 1790'lardan itibaren 'özgür girişimcilerin' akın etmesiyle ve 1850'lerde altın bulunmasıyla da yeni bir göç dalgasıyla karşı karşıya kalıyor. 1901'de altı koloni birleşiyor ve böylece Avusturalya Kraliyet Devleti kuruluyor.

Aborjin nüfusu Avrupalı kâşiflerin Avusturalya kıtasına yerleşmesinden sonra, ilk 150 yıl içerisinde trajik bir şekilde ve dünyanın yeni kıtalarının makûs kaderini paylaşarak 350-400 binden 45 bine düşüyor. 'Beyaz adam'ın kıtada görünmesini takip eden iki yüzyıllık zaman diliminde yerlilerin varlığını tehdit eden bir dizi hadise cereyan ediyor. Avrupalı göçmeler, yerli nüfusu ilk saldırılarında tüfekle ve yerlilerin dirençlerinin olmadığı çiçek, kızamık, grip, tifo, tifüs, suçiçeği, boğmaca, verem, frengi gibi hastalıklarla öldürüyorlar; asimilasyon politikalarıyla da süründürüyorlar.

Avrupa sömürünün ardından Avusturalya yerlilerinin en az 40 bin yaşındaki gelenekleri iki yüzyıllık kısa bir sürede mağlup olarak büyük oranda yok oluyor. Sömürgecilerin bu süre zarfında kıtanın avcı-toplayıcı ev sahiplerini geri dönülmez bir şekilde dönüştürüyor; bu topraklarda okur-yazar, yiyecek üreten sanayi demokrasisi oluşturuyorlar. Avrasya doğal çevresi içinde 10 bin yıllık bir sürede mirasçısı oldukları unsurların hepsini Avusturalya'ya dışarıdan getiriyorlar: Hayvan varlığı, neredeyse bütün tarım bitkileri, metal işleme bilgisi, buharlı makineler, tüfek, alfabe, siyasi kurumlar, mikroplar… Dünyanın büyük bir bölümünde geniş zamana yayılan yerleşik hayata geçiş, Aborjinlerden sömürgecilerin dürtüklemesiyle adeta bir gece de istiyorlar.

Deniz hıyarı, Sarban ve Malcom X

Birbirinden alakasız görünen bu üçü aslında Avusturalya kıtasının İslam'la tanışma öyküsündeki üç önemli aktör.

Deniz hıyarı, bir Endonezya adaı olan Sulawesi'nin Makassar bölgesinden "prau" isimli geleneksel kanolarla her yıl kuzeybatı Avusturalya'ya gelen Müslümanların zorlu yolculuklarının asıl amacını teşkil ediyor. Çin'e ihraç etmek üzere meşhur bir malzeme olan deniz hıyarı toplamak için gelen Makassarlıların ilk ilk ziyaretlerinin tarihini 1500'lere kadar dayandıranlar var. Bu da kıtaya Hristiyan sömürgecilerden yaklaşık 200 yıl önce Müslüman tüccarların geldiğini gösterir.1907 yılında Avusturalya yönetimi bu ziyaretleri yasaklayarak durduruyor.

Makkasarlılarla Avusturalya yerlileri arasında her ne kadar kumaş, çanak çömlek, cam eşyalar, içi oyulmuş kanolarla bir tür alışveri olsa da bu etkileşim, Avusturya yerlilerinin temel özelliklerini değiştirmiyor. Makkasarlılar iç bölgelere hiç geçmeyip küçük gruplar halinde gelip kısa süreliğine burada bulunuyorlar. Dar bir sahil şeridinde kısıtlı bir toplulukla iletişim kuran Makkasarlıların etkisi yine de kalıcı oluyor. Gelen Müslüman balıkçılar arasında yerli kadınlarla evlenenler olduğu için Avusturalya'da gelecek nesillere uzanan bir İslam etkisi yer ediyor. Bu karşılaşmanın izleri Aborjin kültürnde de kendisini gösterir. Örneğin Yolngu halkının taptığı figürlerden biri olan Walitha'walitha"nın "Allahu Teala'da türediği söyleniyor. Ayrıca ibadet ve cenaze törenlerinde Batıya dönme âdetinin de kıbleye dönen Müslümanlardan kaldığı düşünülüyor.


Avusturalya tarihinde yeri olan bir diğer Müslüman kesim ise 19. Yüzyılda demiryollarında taşımacılık ve maden sektörlerinde çalışmak üzere Afganistan ve Hindistan'dan gelen sabanlar. Günümüzde hala kuzey Avusturalya'da bulunan "Hassan" ve "Khan" gibi Müslüman soyadları bu deve sürücülerinin torunlarına ait. 26 bin kişilik nüfusa sahip Alice Springs kentine bulunan Afgan Camii de devecilikle uğraşan Afganlardan yadigâr. Bu cami ülkenin en eski camisi olma özelliğini taşıyor.

Avusturalya'nın 1967'deki referandumuna kadar nüfus sayımına dahil edilmeyen ve varlığı görmezden gelinen halkı Aborjinler arasında Müslüman nüfusun gün geçtikçe arttığına dair haberler yapılıyor. Aslında sayılar küçük olduğu için artışlar yüzdelik olarak büyük artış oranlarına tekabül ediyor. Mesela 2001'de ülkede 641 Müslüman varken, 2016'daki son sayımda bu rakamlar 1140'a çıkarak on beş yıllık bir sürede neredeyse iki katına ulaştı.

Bu ihtida hikâyelerinde kişisel manevi arayışların peşinde İslam'la tanışanlar, üniversitedeyken arkadaşları vesilesiyle hidayete erenler olduğu gibi, Malay veya Afgan atalarının dinine sonradan bilinçli bir dönüş yapanlar da mevcut. Evlilik yoluyla İslamiyet'i tercih edenler de az değil.


Fakat Aborjinlerin Müslüman olmalarında bir başka ilginç etken daha var. O da başka bir coğrafyada Aborjinlerin maruz kaldığı ayrımcılığa benzer bir şekilde ırkçılığa ve beyaz adamın zulmüne karşı savaş vermiş olan Malik el-Şahbaz yani ! Birçok etkilenenler olmasına rağmen Avusturalya'da Malcom X'in hayatını okuyarak Müslüman olanların en meşhuru, ünlü rugby oyuncusu ve boksör Antony Mundine.

İnsani Gelişmişlik Endeksi'nin 2. Sıradaki yerini uzun süredir koruyan Avusturya'nın en fakir halkı Aborjinler oluşturuyor. 24,5 milyonluk ülke nüfusunun %2,8'ni oluşturan Aborjinler kıtada hali hazırda 649.171 ve adanın diğer yerli halkı Torres Boğazı Sakini yaşıyor.


Avusturalya'nın %48'i Hristiyan, bunda şüphesiz Asya ve Afrikalı göçmenleri safdışı bırakan ve 1901-1966 yılları arasında hüküm süren beyaz göçmen politikasının etkisi çok büyük. Bu yasa ile ırkçı bir siyaset güden Avusturalya hükümeti ülkeye sadece İngilizce konuşan beyaz Avrupalıların göçünü olanaklı hale getirdi. Diğer yandan 19. Yüzyılın başlarından itibaren kıtada varlıklarını göstermeye başlayan misyonlerlerin ve Aborjinler üzerinde uygulanan bası politikalarının etkisi de yadsınamaz. Nitekim Aborjinlerin %54'ü Hristiyan.

İstatiksel verilere göre ülkede Hristiyan nüfus gün geçtikçe azalıyor.2006'da dinsizlik oranı %18,7 iken 2016'da %30,1. Dinsizlik gittikçe artıyor ve adeta Avusturalya2nın ikinci büyük dünü haline gelmiş durumda. Aborjinler arasında ise %36'lık bir dinsizler güruhu bulunuyor.

Doğu Asya dinleri ile İslam'ın paydaşları ise %2-3'lük dilimlerde. 604 bin müntesibiyle İslam Avusturalya'nın ikinci büyük dini olmasına rağmen Budizm ve Hinduizmler aralarında pek bir rakamsal fark yok. Buna rağmen en hızlı yayılan din olarak istatik cetveline geçmiş durumda.

(Nihayet Dergi'den derlenmiştir.)

2019 Fikriyat. Tüm hakları saklıdır.
BİZE ULAŞIN