Kur'an çok kutuplu dünyayı öğütler!
Kur'an satırları arasında sörf yaptığınızda ve gezindiğinizde hayretle ummadığınız hakikatlerle karşılaşıyorsunuz. Bunlardan birisi de tek kutuplu dünya düzeni yerine çok kutuplu dünya düzeni tavsiyesinde bulunmasıdır. Kur'an-ı Kerim tek kutuplu dünya düzeninin kevni fesada uğratacağını haber verir. "...Eğer Allah'ın, insanların bir kısmını diğer kısmıyla savması (defetmesi) olmasaydı, yeryüzü altüst olurdu (fesada uğrardı). Fakat Allah, bütün insanlığa karşı lütuf sahibidir." Demek ki dünyevi düzende tekilcilik bir kahır; çoğulculuk ise lütuf, rahmet ve genişlik vesilelerinden birisidir. Aksi takdirde mutlak güce erişenler diğerlerine hayat hakkı tanımazlardı. Tanımamışlardır da. ABD karşımızda tipik örneklerinden biri olarak durmaktadır. Dünyayı fesada vermiştir. Latin Amerika, Avrupa ve İslam dünyasını pençesi altına almış ve fesat yumağı olmuş bir güçtür. Tarihte ilk defa Harry Truman döneminde nükleer silahlar kullanmış ve yeniden kullanma sinyalleri vermektedir, çünkü cezasız kalmıştır.
1949 yılında Suriye'de Hüsnü Zaim ile birlikte darbeler dönemini ve çığırını açmıştır. Muhammed Celal Keşk gibilerinin deyimiyle Napolyon'un izinde ABD, 1952 yılında Mısır'da gerçekleştirilen Hür Subaylar darbesinin gizli mimarlarındandır. Darbenin gizli ortaklarından birisidir. Darbeler sürecinden sonra işgal süreci başlatmış ve Afganistan'ı ve Irak'ı kanlı bir karnavala çevirmiştir. Vahşi işgal denemeleri buralarda tutunamamıştır. Uslanmayan Trump şimdi gerekirse İran'ı da işgal edebiliriz demektedir. Cebbarlığına devam etmektedir. Seçim yenilgisinden sonra Trump'ın yol haritası merak ediliyor. Dışarıda İran içeride ise Demokratlarla boğuşmaya devam edecektir. Bununla birlikte dünya yeni bir döneme doğru akıyor. Dünyada yeni bir düzenin ayak sesleri duyuluyor ve değişim sancıları yaşanmaktadır. Bizim nesil ikinci bir değişim döneminden ve dönüm noktasından daha geçiyor. Soğuk Savaş döneminde iki kutuplu dünya Berlin Duvarı'nın yıkılması ve ardından 1991 yılında SSCB'nin çözülmesiyle birlikte tek kutuplu bir döneme girmiştir. Kısaca beşer ABD'nin insafına kalmıştır. Bununla birlikte bu aşamada tökezlemeye başlamıştır. Bu zeminde Trump kendini mutlak muktedir sanmıştır. Lakin evdeki hesap çarşıya uymamıştır. Karşı tarafa zarar vermiş ama başarılı olamamıştır. Gerçeklere kafa tutan Trump seçilinceye kadar seçim, kazanıncaya kadar savaş anlayışındadır. Yasama organlarındaki kısıtlamalara karşın, kalan iki yıllık iktidarında Beyaz Saray'da uslu uslu oturmayacaktır. Vuruşarak çekilecektir. İçeride Demokratlarla dışarıda ise İran gibi ülkelerle vuruşacaktır. Trump dönemi ve sonrası dünya çok kutuplu bir yapı ile tanışacaktır.
Dünyada kimseye mutlak saltanat nasip olmamaktadır. 'Bu dünya Sultan Süleyman'a da kalmaz' denilir. 600 yıllık cihan imparatorluğu olan Osmanlı, tarihçi Yılmaz Öztuna'nın tespitiyle, sadece 145 yıl dünyayı tek başına yönetmiştir. Tek kutuplu dünya düzenini bu parantezde temsil etmiştir. Onun dışında ittifaklara yoluna devam etmiştir.
Devletler çuvallamayı denemekten bıkmıyor. Helak oluncaya kadar uslanmıyor. Denedikçe seleflerinin çizgisine düşüyor. Dünya itiş kakış içinde yeni bir rotaya, döneme ve düzene doğru akıyor.
Adem-i merkezi, çok merkezli ve çoğulcu bir yapıya doğru gidiyor. Gitsin! Belki dengeyi yakalar!
Mustafa Özcan
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
- Bir yenilginin anatomisi ya daTrump neden kaybetti? (06.11.2026)
- ABD’de Siyasi Deprem (04.11.2026)
- Netanyahu ve İsrail'in geleceği (01.11.2026)
- ‘Demokrasi Benim’ (29.10.2026)
- İran'la mı, İran’sız mı? (28.10.2026)
- Tozlu'nun tozlarını elerken (25.10.2026)
- Yemen büyükelçisinin Veysel Karani sevgisi (23.10.2026)
- Salahaddin'in gizli düşmanları (18.10.2026)