VAV TV CANLI YAYIN
Mustafa Özcan

Mekke ittifakı

09 Ağustos 2026

Mekke ittifakı Suudi Arabistan'ın Şark Kanalına, söylediğim gibi, iyi niyetli bir başlangıç ve ötesinde iyi niyetle atılmış bir adımdır. Hayırlara vesile olması umulur. İnsanı menhus zamanlarda umuda ve iyimserliğe sevk ediyor. Bununla birlikte şeytan ayrıntıda gizlidir. Bu ittifak engellerle ve pusuda bekleyen fitnelerle karşılaşabilir. Görüldüğü kadarıyla bu ittifakın önünde iki engel var. Bunlardan birisi İsrail. İsrail ve ABD Suudi Arabistan'ın İbrahimizm anlaşmasına yanaşmamasına öfkeliler. Muhammed Bin Selman'a diş biledikleri kesin. Onu karşı kampa kaptırmış olmanın ezikliğini, burukluğunu yaşıyorlar. Eski başbakanlardan Naftali Benett 17 Şubat tarihinde yani bundan bir süre önce yapmış olduğu bir açıklamada Türkiye tehlikesinin büyüdüğüne -kendince- dikkat çekiyor. Bernard Lewis'in dediği gibi onlar nazarında Türkiye yeni İran'dır veya İran'ın yerini almaktadır. Bennett, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın deneyimli ve tehlikeli biri olduğunu savunuyor. İttifaklar zinciriyle (Suriye ayağını unutmadan) İsrail'i kuşatmaya almaya çalıştığını söylüyor. Bir zamanlar çevreleme politikası olarak bunu İsrail yapıyordu. Şimdi onlar da aynı kupadan içecekler! Dedikleri isabetli ise men dakke dukka kuralı işliyor demektir. Neftali Bennett Türkiye, 'Suudi Arabistan'ı karşımıza dikmek ve geçirmek istiyor' diyor. Riyad Filistin devletinin taslağını görmeden 'İbrahimizm anlaşmasını imzalamam' diyor onlar ise işi oldu bittiye getirmek istiyorlar. Bennett nükleer Pakistan ile birlikte Sünni eksen oluşturmaya gayret ettiklerini ifade etmektedir.

Burada tam da şu soruyu sormanın zamanıdır! İran gibi ülkeler bu anlaşmanın neresinde duruyorlar? Bu ülkeler de potansiyel olarak bu pakta veya savunma paktına girebilir mi? Bu zıtların buluşması olacaktır. Her İslam ülkesi ötekilerle mütecanis değildir. Dolayısıyla birliktelikleri eşyanın tabiatına aykırıdır. Bu olsa olsa Rusya'nın NATO'ya girmesine benzer. Elbette İran bu anlaşma karşısında buruk. Aynı cinsten olmayanların buluşması kulağa hoş gelse de realiteye aykırı düşer. Projeyi sabote eder. Sulandırır.

Pakistan Savunma Bakanı Havace Muhammad Asif Mekke mutabakatı veya ittifakının genişleyerek yayılmasını ve başka ülkeleri de kapsaması gerektiğini savunmaktadır. Prensipte bu cümle doğru olmakla birlikte, iş İran'a gelince çatallaşıyor. Pakistan Savunma Bakanı İslam ülkelerinin anlaşmazlıklarını aşmasını ve birleşmesini istiyor. Bu prensipte doğru bir taleptir. Lakin konjonktürel olarak doğru bir cümle midir, tartışmaya açıktır. Bilindiği gibi Mekke mutabakatı ortak savunma paktıdır. İran'a karşı savunma pozisyonu alacak bu pakt nasıl olur da aynı anda İran'ı da çatısı altına alabilir? Bunun olabilmesi için köprünün altından çok suların akması gerekir. Özellikle de Suudi Arabistan kanatları altına gireceği böyle bir çatı ittifakı arzu etmektedir. Aksi takdirde ABD ile İsrail'in şantajına maruzdur. Bu ülkeler şantaj unsuru olarak da İran'ı kullanıyorlar! ilke olarak genişlemeye açık olmalı lakin sarkmamalı. İslam İşbirliği Teşkilatı ve D-8 var. İran dilerse bunları aktivite edebilir.

Birlik ruhu yayılmacılığa engeldir. Bunu yaparak İran ilişkileri zehirlemiştir. Ali Hamaney ölmeden evvel İran korkusundan Suudi Arabistan'ın trilyonlarca dolar saçarak ABD'nin himayesini istediğini söylemiştir. Dolayısıyla daha önce Saddam'ı şantaj unsuru olarak kullanan ABD şimdi de İran'ı Araplara şantaj unsuru olarak kullanmaktadır. Bunda İran'ın hiç mi kabahati yok? İşbirliği ortamı asude bir iklim ve onun dışında üyelerinden kümenin salih bir üyesi olmasını bekler. İran bunlardan hangisini karşılıyor? Yalnızlığının nedeni hoyratlığıdır.

İranlılar bu pakta ilk tepki olarak kimsenin Suudi Arabistan'ı kendilerine karşı himaye edemeyeceğini söylemişlerdir. Bu saldırganlık ilanıdır. İkinci olarak politikalarını değiştirmeleri halinde hamiye ihtiyaç duymayacaklarını ifade etmişlerdir. Doğrusu Hasan Ruhani'nin eski danışmanı Hüsameddin Eşta'nın tahlilidir. Şöyle diyor: Mekke mutabakatıyla birlikte oyunun kuralları değişmiştir ve İran'ın körfez ülkelerine karşı tehdit gücü zayıflamıştır. Artık dronlar ve füzelerin eski hükmü kalmamıştır. Bununla birlikte paktin zayıf tarafı bu ittifak üçlüsünün iki düşman kampla çevrili olmasıdır.

Birincisi İran ikincisi de İsrail'dir. Kimileri bu paktı İslam NATO'sunun çekirdeği olarak görüyor. Evet! Büyüme potansiyeli var. Hem NATO hem de AB zamanla genişlemiştir. Bazıları da Nasır ekseni karşısında bu paktı Bağdat Paktı'na benzetmiştir. Bağdat Paktı'nın iki kurucusundan birisi Nuri Said diğeri de Adnan Menderes'tir. ABD bu pakt karşısında ikili oynamıştır. Resmiyette Türkiye, fiiliyatta ise Nasır'ı desteklemiştir. Nasır'ı desteklemeleri sayesinde Suriye'de iktidar azınlıkların eline düşmüştür. Bu da İsrail'in farazi ömrünü uzatmıştır.

Kısaca yeni dönemde oyunun kuralı değişmiştir.

Mustafa Özcan

Yasal Uyarı: Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu'na aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz.
Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayın.
X
Sitelerimizde reklam ve pazarlama faaliyetlerinin yürütülmesi amaçları ile çerezler kullanılmaktadır.

Bu çerezler, kullanıcıların tarayıcı ve cihazlarını tanımlayarak çalışır.

İnternet sitemizin düzgün çalışması, kişiselleştirilmiş reklam deneyimi, internet sitemizi optimize edebilmemiz, ziyaret tercihlerinizi hatırlayabilmemiz için veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız.

Bu çerezlere izin vermeniz halinde sizlere özel kişiselleştirilmiş reklamlar sunabilir, sayfalarımızda sizlere daha iyi reklam deneyimi yaşatabiliriz. Bunu yaparken amacımızın size daha iyi reklam bir deneyimi sunmak olduğunu ve sizlere en iyi içerikleri sunabilmek adına elimizden gelen çabayı gösterdiğimizi ve bu noktada, reklamların maliyetlerimizi karşılamak noktasında tek gelir kalemimiz olduğunu sizlere hatırlatmak isteriz.